Kaset geri döner de, nasıl döner?

0 Posted by - 15 February 2009 - O OLDU BU OLDU



Walkman çıkalı 30 yıl olmuş. Ben bunun çıktığı günü hatırlarım (öyle denir ya). Kocaman siyah bir tane vardı evde. Acayip havalı bir şeydi. Eski tip metal kulaklıklarla mahallede acayip sükse olurdu. Sonradan renklileri çıktı bizimki out oldu. Bir de tabii bağıra bağıra konuşma olayı var mükemmel bir kafadır. Annemin kulağına takar sonra seyrederdim, bağır bağır bir hal olur kadın. Selin Özavcı geçende aradı da görüş istedi. Aklıma şöyle şeyler geldi:
Kaset, ilk müzik dinlemeye başladığım dönem demek. Plakçılardan karışık kaset doldurtmak, kayıtçı ağabeylerin kasedin boş kalan yerlerine kaydettikleri beklenmedik şarkılar sayesinde bir sürü grup keşfetmek… Kalitesiz bir müzik depolama yöntemi olsa da, sadece plakların olduğu bir dönemde kişisel müzik zevkinizi paylaşma fırsatı sunardı. Kişisel plak yapamayacağımız için kişisel kasetlerimizi yapardık! Müziğin demokratikleşmesinin ilk adımıydı bu. Plak, kaliteli müzik dinlemeye imkan sağladığı için geri döndü. Kaset için aynı şey söz konusu olur mu bilemiyorum.

Kaset deyip geçmeyin. Kasedin de kendi içinde şereflisi şerefsizi vardı. Normal raks, şeffaf olan en dandik kasetti. Şerefsiz iki dakikada sukoyverirdi. CrO2 (kromdioksit) olanlar iyiydi. Genelde en fazla bunlardan vardı bende. Maxell, Basf, TEAC, Raks. Kasetin Mercedes’i TDK’ydı. Hele hele metal olanları. Bende bunlardan bir tane vardı 90’lık. Ön arka komple Thin Lizzy konseri. California falan öyle bir şey. Gözüm gibi bakardım.

Kasedi dinle dinle ses boğulur iyice dinlenmez olur. Sonra alkollü pamukla teybim kafasını silersin. Bir 10 dakika nefis idare eder, sonra yine aynı. Okula giderken otobüste falan pilleri idareli kullanmak için başa falan saracaksam kalemle sarardım. Böyle altı köşeli faber. Tam oturur cuk diye. Aksi takdirde sevdiğin şarkıyı dinlemek için başa ala ala pil biter otobüste kala kalırsın. Bu durumdan kurtulmak için tek yüz aynı şarkı kaydettiğim olmuştur. Possession Obsession (Hall & Oates) için bunu yaptığımı hatırlıyorum.
Kaydettirdiğim karışık kasetleri bugün bile ezbere bilirim. Hangi şarkı neresinde katledilerek mikslenmiş, hangi şarkı hangisinden sonra geliyor. Bazen ne dönem ne de tarz olarak alakası olmayan şarkılar bir arada olurdu. Ben o şarkıları birlikte dinlediğim için kafamda hep aralarında bir ilişki vardır. Sadece benim bildiğim bir ilişki.
Van Halen’ın Jump ve Panama’sından sonra Shannon’un Let the Music Play’i gelirdi ve bunu hiç yadırgamazdım. Sonra Billy Joel’den uptown girl ve Mike Oldfield’dan To France…

Kaset geri döner mi dönmez mi, bilmem. Ama yakında başına kıçına walkman takan, kaset şeklinde çanta taşıyanları görebilirsiniz. Walkman’i biz dinledik, ekmeğini bu saatten sonra Ece Sükan’la Eda Taşpınar yerse hiç şaşırmam.

No comments

Leave a reply