Keşif Meraklılarının Kaçırmaması Gereken Bir Festival

0 Posted by - 27 September 2019 - KONSER, O OLDU BU OLDU

Le Guess Who? 12 yıl önce harekete geçtiğinde bin kişilik katılımcı kapasitesine dahi ulaşmayan Avrupa’nın hepi topu 300.000 civarı nüfuslu minik bir kentinin mütevazı bir festivaliydi. Bugünse kent popülasyonunun yüzde 10’una varan ziyaretçi çekme kabiliyetine sahip. Üstelik katılımcıları dünyanın bambaşka yerlerinden gelen keşif meraklısı müzik severler. Bu ilginin sebebini The Line Of Best Fit şu cümleyle çok iyi özetliyor: “The most diverse open and inspiring festival out there”. Festival çok çeşitli bir seçki sunuyor ve unutulmaz deneyimlere açık, etkileyici, ilham verici konserlere ev sahipliği yapıyor.

Bu zenginliğin arkasındaki en önemli itici güç ise festivalin birkaç senedir uyguladığı “küratör stratejisi”. Le Guess Who? programı, festival ekibinin belirlediği isimlerin yanı sıra müzisyen/sanatçı/kolektif kimliğine sahip küratörlerin önerileri çerçevesinde şekilleniyor. Örneğin bu yıl 7 – 10 Kasım tarihleri arasında, The Bug, Moon Duo, Jenny Hval, Patrick Higgins, Fatoumata Diwara ve Irvis van Herpen & Salvador Breed hem festival sahnesinde boy gösterecekler hem de onların davetiyle festivale katılan isimleri izleyeceğiz.

Programın ne denli çeşitli olduğunu göstermek için birkaç isim sıralamak yeterli. Pakistanlı yaşayan son “khayál” ustası olarak anılan Ustad Saami, Etiyopyalı efsanevi müzisyen Ayalew Mesfin ve ekibi Debo Band, ’90’ların başında Coil’e dahil olan İskoç müzisyen Drew McDowall, Fransız ressam, müzisyen ve yazar Félicia Atkinson, geleneksele sırtını yaslayarak yenilikçi bir müzik dili geliştiren Yunan ikili Xylouris White, Paris çıkışlı olmasına rağmen dünyanın farklı coğrafyalarından müzisyenlerle iş birliği yapan kolektif Oiseaux-Tempête, festival sahnesinde Not Waving ile iş birliği yapacak olan Mark Lanegan ve Japon psikedelik/deneysel rock grubu Acid Mother Temple zengin programın öne çıkan isimlerinden sadece birkaçı. Ana merkezi TivoliVredenburg olmak üzere kentin farklı noktalarına yayılan muhtelif sahnelerde 100’ü aşkın performans gerçekleşecek 4 gün boyunca. Anlayacağınız bu isimler buz dağının sadece görünen yüzü.

Şimdiye dek Türkiye’den de birçok isim ağırlandı festivalde. Selda Bağcan, BaBa ZuLa, Mustafa Özkent, Gaye Su Akyol, TSU!, Grup Ses Beats, Ekin Fil gibi isimler geçtiğimiz yıllarda konuk olmuştu festivale. Bu yıl ise Lalalar Utrecht’te müzik severlerin karşısına çıkacak. Onların performansı da sahnede katman katman açılarak kabuğunu kıran şarkılarıyla epey ilgi çekici olacaktır.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Le Guess Who? (@le_guess_who)’in paylaştığı bir gönderi ()

Festivalin keşif meraklıları için çok ciddi bir kaynak olduğu açık. Her isim ayrı ayrı çok değerli ve her biri performansıyla dinleyiciye yeni bir dünya sunma konusunda iddialı. Tek tek her müzisyeni inceleyip bir rota çizmek ilk kez Le Guess Who?’ya katılacaklar için en iyi tavsiye olacaktır. Kesinleşen tüm konser, performans ve yan etkinlikleri detaylarıyla festivalin resmi sitesinde mevcut. Programı incelerken aşağıdaki birkaç isime özel ilgi gösterirseniz karlı çıkarsınız.

Michele Mercure 

Michele Mercure, Amerikalı bir müzisyen. Synthesizer’ı ile yarattığı evreni ’80’lerin başından bitişine dek prodüksiyonunu, yayınlanmasını ve hatta dağıtımını kendi üstlendiği kasetler ile meraklısıyla paylaşmış. Bu 4 albümlük serüven geçtiğimiz yıl RVNG INTL. tarafından derlenerek dinleyiciye sunuldu. Beside Herself isimli bu kayıtta etkileyici bir vizyonu olduğunu ilk şarkıdan anlıyorsunuz.

ZONAL ft. Moor Mother & Nazamba

ZONAL, epey ilgi çekici bir iş birliği. The Bug adıyla tanıdığımız üretken müzisyen Kevin Martin ve endüstriyel metal adına kült gruplardan Godflesh’in kurucu üyesi Justin Broadrick’in projesi. İlk albümleri yolda. Şimdiye dek bir EP ve yoldaki albümden birkaç şarkı piyasaya sürdüler. LGW? sahnesinde onlara Moor Mother sahne ismiyle bilinen aktivist, şair, müzisyen Camae Ayewa ve kendini “dub poet” olarak tanımlayan Kingston çıkışlı Nazamba, ağırlıkla politik bir söylemle eşlik edecekler. Karanlık, derinlikli ve dönüştürücü bir performans olacağı kesin.

AEAEA

Bu da bir iş birliği. Hem de prömiyeri LGW? sahnesinde yapılacak bir iş birliği. Günümüz dans müziğinin önemli figürlerinden Nicolas Jaar ve avangart besteci Patrick Higgins, bu özel proje için güçlerini birleştiriyor. Higgins son albümünü Jaar’ın şirketi Other People etiketiyle yayınlamıştı. Sahnede canlı bir enstrüman performansı sergilerken dijital imkanlardan faydalanacaklar ve bu sesleri manipüle ederek hem kendilerine hem dinleyiciye yeni kapılar açacaklar. Çok etkileyici bir performans olacağına şüphe yok. İkilinin müziğinin neye benzeyeceği ise şimdilik tahminlere açık. Tek ipucu ise yukarıdaki Instagram videosu.

Prana Crafter

Washington çıkışlı müzisyen William Sol, Prana Crafter adıyla yaptığı işleri “inner space rock” örnekleri olarak tanımlıyor. Mantra-vari, kozmik ve psikedelik gibi etiketleri kullanabiliriz müziği için. Döngüsel gitar partileriyle örülü olan son Prana Crafter albümü Symbiose, 7 parçaya bölünmüş olsa da aslen yaklaşık 40 dk. civarı süren iki perdelik mistik bir ayin niteliğinde. İlk perdeyi 2 bölümlük Jagged Mountain Melts Down, ikinci perdeyi ise 5 bölümlük We Move Slowly Through the Past oluşturuyor. Albümün hissettirdiği bu ayinsel atmosferi performansta da hissettirecektir William Sol.

TENGGER

TENGGER, krautrock ve new age gibi türler çerçevesinde üretim yapan Koreli gezgin bir aile. Grup tıpkı Prana Crafter gibi Moon Duo’nun davetiyle festivale katılıyor ve bir diğer ortak özellikleri de albümlerini Beyond Beyond is Beyond etiketiyle yayınlamaları. Eğer Neu!, Cluster gibi krautrock gruplarını seviyorsanız bu Koreli aileye bayılırsınız. Synth’in başrolde olduğu soğuk ve motorik bir müzik onlarınki.

LOTTO

Varşovalı üçlü Lotto temelde bir free-jazz / post-rock grubu olarak sınıflandırılabilir ama onların müziğinde ambient, dub ve techno izleri bulmak da mümkün. Üstelik bunu sadece bir bas-davul-gitar üçlüsü olarak yapıyorlar. Katmanlı ve atmosferik müzikleri The Bug’ı da içine çekmiş olmalı ki onları festivale davet etmiş. Zaten bu stillerin herhangi birine ilginiz varsa Lotto’nun doğaçlama üzerine kurulu halüsinojenik müziğinin sizi yakalayıp sarması an meselesi.

Bridget Hayden

Drone ve deneysel müzik adına takdir gören işlere imza atan Vibracathedral Orchestra ile 2006 yılına dek üreten Bridget Hayden’ın solo çalışmaları da benzer bir çizgide seyrediyor. Hayden, gürültü ve tonal müzik arasında bir kesit sunarak kendine has bir müzikal lisan yaratıyor. Her kaydının birbirini takip ettiğini söylemek pek mümkün değil, bazen folk ve lo-fi yanı ağır basıyor, bazense gürültü ve drone cephesinden bir estetikle karşılıyor sizi. Sahnede de benzer bir deneysel yaklaşımla, bir dalıp bir çıkarak farklı derinliklerde gezinecektir.

*Kapak Fotoğrafı: Ben Houdijk

No comments

Leave a reply