Kutluğ Ataman’ın öğrettiği (ya da Türkiye’de İslami kesimin neden hiçbir zaman evrensel bir sanat hareketi olmayacak)

0 Posted by - 22 October 2014 - KÖŞE YAZISI, O OLDU BU OLDU

“Sanatçının kendi ülkesinde değer görmesi kadar büyük bir hediye yok, sizler bana bu hediyeyi verdiniz. Hepinize çok teşekkür ederim.”

Hani eziyet ediyorlardı? Hani zulüm vardı?

Öylesine mağdurdu, öylesine öfkeliydi burjuvaziye, entellektüellere, sanat camiasına Kutluğ Ataman hatırlayın…

İktidarla aynı düşünmeyen herkesin fişlendiği, hedef gösterildiği bir ortamda insanları sanat camiasındaki Ergenekon’a karşı uyararak görevini yapmıştı.

İnsanlar yerlerde sürüklenirken, gaz kapsülleriyle kör olurken “Sürekli AK Parti baskı yapıyor diyorlar. Ama ben bu baskıyı hissetmiyorum. Türkiye’ye geldiğimden beri tüm sindirmeleri sırtlarını derin devlet ideolojisine dayamış ulusalcı sözde sanatçılardan ve şimdi de burjuvazimizden çektim” diyordu.

Bu cümleden birkaç ay sonra “sindirilmiş” Kutluğ Ataman, Sabancı ailesinin sipariş ettiği eserini onlarla aynı masaya oturup basına tanıttı. “Burjuvazi mi değişti Ataman mı? Sabancı ailesi nedir, işçi sınıfı mı?” gibi sorular yanıtsız kaldı.

Ve önceki gün ne oldu biliyor musunuz? Ataman’ın iktidara şikayet ettiği “enteller” kendisinden gram hazzetmemelerine rağmen Altın Portakal’da adil davranmayı bildiler.

Filmine ödül verdiler. Hem en iyi film ödülünü, hem de SİYAD ödülünü aldı Ataman’ın filmi.

Ödül verenler “ödülü sevdiğimiz, bizim gibi düşünen, bizden birine verelim” diye düşünmedi. Değerlendirmelerini objektif yaptı ve filmin ödülü hak ettiğine karar verdiler.

Oysa mesela aynı festivalde “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” isimli belgeselin yarışma ve değerlendirilme şansı olmadı. Çünkü bu film Gezi’yi anlattığı için Ataman’ın baskısız AKP’sinin özgür ortamında sansürlendi.

***

Ataman’ı tebrik ediyoruz. Gelecekte de “Gezi bir beyaz Türk rahatsızlığıdır” tarzı değerli yorumlarını duymak için sabırsızlanıyoruz. Burjuva sınıfına ve Ergenekoncu sanata karşı yürüttüğü onurlu mücadelede başarılar diliyoruz.

Ve şunu bir kere daha anlıyoruz. Türkiye’deki İslami kesimin hiçbir zaman saygı duyulacak, dünyaca kabul görecek evrensel bir kültür-sanat hareketi olmayacak.

Anlattıkları hikayeler hep eksik olacak. Çünkü hep “başka” öncelikler ağır basacak.

Onlar hiçbir zaman içinde Gezi olan bir filme, başyapıt dahi olsa ödül vermeyecekler. Gösterilmesine dahi tahammül edemeyecekler.

Mehmet Tez, Milliyet -21 Ekim 2014

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply