Mahrumiyet klasiklerimiz: Sular kesilince…

0 Posted by - 28 September 2014 - O OLDU BU OLDU

Kadıköy’de sular beş gündür kesik. Vatandaş isyanda. 2010 tarihli bu yazı hala güncel.

***

Geçenlerde elektrik kesilince aklıma özgün bir Türk kültürü olarak elektrik kesintisi klasikleri gelmişti. Bu hafta dev yazı dizimiz devam ediyor: “Sular kesilince”
-Su doldurma telaşı: Ben çocukken pet şişe yoktu. Her türlü sürahi, leğen, süt şişeleri, vazo mazo, tencere ne varsa suyla doldurulur. “Tıssss” sesinin duyulmasıyla olağanüstü hal uygulaması başlar.
-Büyük beyaz bidonlar: Onları hatırladınız değil mi? Altında küçük musluklu olur bu bidonlar. Lavabonun kenarında durur. Sular kesildiğinde bu bidonun musluğu açılır. Eller öyle yıkanır. Bunları doldurup icabında duş alanlar bile vardı.
-El yıkama macerası: Banyoya iki kişi gidilir. Biri elini yıkayacak, diğeri su dökecek. Su dökme konusunda iki ekol çarpışırdı. Birinci ekol suyu foşş diye tek seferde kuvvetle boşaltır, bu şekilde sabunlu ellerin daha kolay durulanacağı tahmin edilirdi. İkinci ekole göre az miktarda ama sürekli akıtılan su başarının anahtarıydı.
-Vücut dilini okumak: Bu çok önemli. Zira eline su döktüğünüz babanız mini bir havuz gibi tuttuğu iki elini yukarı şişenin ağzına doğru kaldırırsa bu “Tamam yeter” demek. Bunu anlamayan çocuk suyu boşa döktüğü için azarı işitir: “Hep zarar, hep masraf.”
-Tıslama sesini okumak: İşin kalbidir. Hiç ses gelmiyorsa zaten hasta sizlere ömür demek. Uzaktan hoş bir sada gibi gelen tıslama suyun uzun süre önce gittiğine işaretti. Gök gürültülü tıslama ise sular az önce gitmiş ya da geliyor anlamındadır.
-Duş perdesini açınca içi su dolu kovalarla karşılaşmak: Günümüzde pek kalmadı. Bu misafirliklerde başınıza geldiğinde o evin durumu hakkında bilgi de verir.
-Depolu evlerin lüks kabul edilmesi: Özellikle emlak ilanlarında “yeşillikler içinde”nin yanında “müstakil depolu” şeklinde yer alan bu ifade, daha sonra da “depolu hidroforlu” olarak gelişti. Azalarak bitti.
-“Yaşasın, barajlar doluyor sevinci: Yağmur, kıyamet, fırtına, sel önemli değil. Kağıthane deresi değil Boğaz taşsa fark etmez. Yağmur yağacak, barajlar dolacak. Önemli olan bu.
-Musluk oryantasyonu: Sular kesik evden çıkıyorsunuz. Ancak musluklar acaba açık mı kapalı mı? Musluk saat yönünde kapanır, diğer yöne açılır. Yoksa tersi miydi? En iyisi ana vanayı komple kapat sen…
-İş dönüşü daire dışındaki vanayı her iki yöne defalarca çevirerek suyun gelmiş olmasını ummak: Zira ilk çevirmede sonuç alınamaması şu demek: Sular gelmedi, eyvah. Moraller bozulur. Ancak “Acaba ben sabah yanlış yöne mi çevirdim vanayı” diye bir umut diğer tarafa hızla çevrilir. Yine sonuç yok.
Sağ olsun emektar beyaz bidon.
-Kanalizasyon taşmış yapıyorlarmış. Her dönem klasiktir…
-Ve neticede suların patlama ve foşlamalarla gelmesinin verdiği sevinç ve rahatlık: Bir süre sarı ya da kahverengi akan sular. Annelerin “Biraz bekle aksın” uyarısının ardından elinizi yüzünüzü yıkayabilirsiniz.

16 Ekim 2010 tarihinde Milliyet’te yayımlanmıştır.

No comments

Leave a reply