Maroon 5’la geçirdiğim 24 saatten ne öğrendim?

0 Posted by - 26 March 2011 - O OLDU BU OLDU

James Valentine ve Jesse Carmichael

Kayahan’a inat; şarkı 365 günde değil 24 saatte nasıl bestelenir, o şarkı hangi aşamalardan geçip tamamlanır, gittim yerinde izledim…

Adam Levine stüdyoda...

Hadise kısaca şu: Coca-Cola Maroon 5’ı alıyor, Londra’nın en şahane ve en meşhur stüdyolarından birine sokuyor (adı Metropolis, burası hakkında daha sonra yazmaya söz veriyorum),
“24 saattiniz var; bir şarkı besteleyin, millet de internetten canlı izlesin, hatta yorumlasın, katkıda bulunsun” diyor. Ben bu 24 saati stüdyoda izledim. Anlatayım.
* Bir kere Maroon 5’da çalan müzisyenler işlerini çok iyi bilen, ciddi profesyonel adamlar. Hiç aksamadan adım adım şarkıyı çıkardılar. Öyle “laylaylom” değil yani hadise…
*Önce müzikal altyapı dediğimiz akorları ve bir melodi buldular. Bunu olgunlaştırdıktan sonra sözler üzerinde çalıştılar ve en son da Adam Levine şarkıyı okudu. Adamın sesi gerçekten çok iyi.
*Adam Levine’e kadınlar ve gay’ler deli olmakta haklı galiba. Adam cool. Beyaz tişört, blucin, siyah postallar, dövmeli kollar ve saç tarzıyla bir nevi günümüzün James Dean’i gibi görünüyordu stüdyoda.
* Bu kaydın en önemli yanı Twitter aracılığıyla insanların 115 ülkeden görüşlerini aktarmasıydı. Pek çok yorum “Sizi seviyoruz” “Veauvvv, Adammmmm” tarzında olsa da işi ciddiye alanlar vardı. Şarkı şekillendikçe beğenilerini ve fikirlerini belli ettiler.
* Ortalık blogger’dan geçilmiyordu. Bir tanesi stüdyonun önünde çektirdiği kendi fotoğrafını bir saat boyunca fotoşopladı. Benim gördüğümü fark edince de “Sakalları alıyorum” dedi. Bence blogger’lık ne dünyada ne Türkiye’de hâlâ çok anlaşılan bir şey değil.
* Ortalıkta blogger çok olunca elinde küçük bir kamera ya da telefonla kendini çekip kendi kendine konuşan ve anons yapan insan sayısı da çok oluyor. Bir ara deliriyorum sandım. Ben iPad’den tweet atmakla ve Hafifmuzik.org’u güncellemekle yetindim.
*Anons falan yapıp kendi kendime konuşmadığımdan olsa gerek, Japon MTV’si beni mühim biri sanarak röportaj yaptı. Deprem konusunu hiç açmadım. “Nasılsınız, iyi misiniz?” dedim, anladılarsa…

Hürriyet'ten Barış Akpolat ile stüdyoya inip durumu yerinde inceledik...

* Gitarist James Valentine ve klavyeci Jesse Carmichael ile stüdyoda beş dakika ayak üstü konuşma imkanı buldum. Röportaj pek denemez. Özetlersek… 24 saatin bir şarkı yazmak için yeterli bir süre olmadığını söylediler. Normalde bu şekilde çalışmıyorlarmış. Şarkılarla çok daha fazla uğraşıyorlarmış. Stüdyoya girerken gerçekten de kafalarında bir-iki gitar melodisi ve ritim dışında hiçbir şey yokmuş. Bu teklifi ilk aldıklarında acaba becerebilir miyiz diye düşünmüşler. Sonra bunu iyi bir deneme olduğuna karar vermişler. “Maraton gibi bir şeydi” dedi Carmichael.
l Ben size bir şey söyleyeyim mi, bayağı iyi bir şarkı yaptılar. Gerçekten beğendim.
*Benim bu kayıttan birkez daha anladığım şu: Popüler bir şarkı bir bütün. Ve iş solistte ve onun performansında bitiyor. Solist yavan olursa ne çalarsan çal boş. Adam Levine olaya girmeden ortada bildiğimiz anlamda şarkı falan yoktu resmen.
* Bütün bu hikaye neden yapıldı derseniz, aslında bu aynı zamanda bir hayır işi. Adı henüz konmayan bu şarkı 1 Nisan’da internetten ücretsiz olarak satışa sunulacak. İndirilen ilk 100 bin şarkının bedeli Coca-Cola tarafından Afrika’da insanların kullanımı için temiz su sağlayan RAIN isimli vakfa bağışlanacak. 100 bin şarkının ardından dileyen bu şarkıyı ücretli indirerek bağışta bulunmaya devam edecek. Herkesin kazançlı olduğu bir proje yani bu.
*15 Nisan’da İstanbul’da Maroon 5 konseri olduğunu hatırlatayım. Ben bu konserin iyi geçeceğine dair izlenimlerle döndüm. Kayıtlara geçsin…

Fotoğraflar için Hürriyet’ten Barış Akpolat’a teşekkürler. Ortamla ilgili görüntülerden oluşan bir mini galeriyi de ekleyeceğiz.

1 Comment

  • Maroon 5′ın 24 saatte bestelediği şarkı piyasada… | hafifmuzik 07 April 2011 - 18:30 Reply

    […] Londra’da Maroon 5′ın 24 saatlik stüdyoda kayıt sürecini izlemiştik. Coca Cola’nın desteklediği projede 24 saatte bestelenişini dünyanın internetten canlı […]

  • Leave a reply