Muse’un yeni yasa tasarısı hazır!

1 Posted by - 30 September 2012 - ALBÜM, O OLDU BU OLDU

Muse‘un yepyeni albümü “The 2nd Law” piyasaya çıkış tarihi geldi çattı. Albümde neler bekliyor bizi, bu ‘ikinci yasa’ neler ihtiva ediyor bir göz atalım.

İngiltere’nin güney batısındaki Teignmouth kasabasında 1994’te bir araya gelen Matt Bellamy, Dominic Howard ve Chris Wolstenholme ile muhabbetimiz epey eskiye dayanıyor. İngiliz üçlüyü daha henüz ilk albümleriyle ’99 yılının son günlerinde keşfetmişti ülkemiz dış kaynaklı hafif müzik dinleyicisi. “Sunburn’, “Muscle Museum” ve “Unintended” gibi şarkılar ihtiva eden “Showbiz”, güçlü bir rock sound’unu kırılgan ruh halleriyle ne kadar iyi örtüştürdüklerine tanıklık etmemize vesile olmuştu. Radiohead’in o günlerdeki popülerliği, onları andıran türlü gruba da ilgi göstermeyi (bir bakıma) mecburi kılıyor gibiydi. Bu ‘mecburiyet’ten uzun vadede en kazançlı çıkan keşif de Muse olmuştu.

Muse’u ilk kez, 2002’de, hemen ikinci albümleri “Origin Of Symmetry” ertesinde ağırlamıştık İstanbul’da, 25 lira karşılığında edinilmiş biletler ve ‘Son model İngiliz rock’ı İstanbul’da’ başlıklı gazete haberleri eşliğinde. Muhabbetimizi iyice koyulaştırmak adına aynı yıl bir kez de bizi açık hava festivalleriyle tanıştıran H2000’in o yılki versiyonunda sahne almışlardı.

Bu sıkı fıkılık her yeni albümleriyle daha da artarken, Muse da artık dünyanın dört bir yanında stadyum dolusu kalabalıklara çalan, uzun mu uzun turnelere çıkan bir grup haline gelmişti. Müziklerine bilim-kurguyu, insanoğlunun vazgeçilmez meraklarından ‘feza’yı, Pink Floyd usulü albüm kapaklarını, elektronik müziği, kalabalık orkestraları yoğun dozlarda tatbik etmişlerdi.

Termodinamik yasalar
Adını Termodinamik (fiziğin ısı enerjisi ve kinetik enerji arasındaki ilişkiyle haşır neşir kolu) yasalarının ikincisinden alıyor yeni Muse albümü “The 2nd Law”. Bir düzensizlik ölçütü olan entropiyle ilgili bu ikinci yasa, hiçbir makinanın verilen enerjiyi yüzde yüz verimle işe dönüştüremeyeceğini söylerken sanki bir bakıma Muse’a da açık kapı bırakıyor. Albümü yeteri kadar iyi bulmayacaklar için bir erken uyarı sistemi işlevi görüyor.
“The 2nd Law”dan ilk ilk ses internette beliren kargaşa görüntülerinin konu edildiği haber bülteni kılıklı bir video ile gelmişti yaz başında. Şarkının dubstep’e göz kırpan hali Muse’un dubstep furyasından uzak duramayacağı inancını öyle kuvvetlendirmişti ki hemen bir ‘musestep’ kelimesi ortaya atılmıştı. Ama korkular yersiz çıktı, dubstep sadece bir aroma olarak hissettiriyor kendini.

Hoyratça sıralanmış fikirler
Tıpkı geçen albüm ‘The Resistance’ta olduğu gibi “The 2nd Law”un prodüksiyonunu da bizzat kendileri üstlenmiş. Özgüveni tavan yapmış bir grubun, müzikal fikirlerini hoyratça peş peşe sıraladığı bir iş çıkmış ortaya. Biraz dağınık, biraz da kafası karışık bir kıvam tutturmuşlar. Bilim-kurgudan güncel sorunlara (mesela ekonomik krizin yarattığı kaos) ve kişiselliğe (Chris’in alkolle olan sorunlarıyla hesaplaşmasına) doğru meyletmişler. Bir tarafta Matt Bellamy’nin yeni doğan oğlunun kalp atışlarıyla başlayan, babadan oğula yazılmış içten sözleri ve U2-vari vokalleriyle “Follow Me”, diğer tarafta 80’lerin funk şarkılarına göz kırpan bir “Panic Station”ı işitiyoruz. Albümün açılışını yapan “Supremacy”de James Bond filmlerinin John Barry imzalı müziğini Muse’laştırışlarına tanıklık ederken, bas gitarist Chris Wolstenholme’nin vokallerini üstlendiği “Liquid State”de Foo Fighters dinliyor gibi oluyoruz. Yaz boyu Londra Olimpiyatları’nın resmi şarkısı olarak dinlediğimiz görkem timsali “Survival”ı da unutmayalım.

Tüm bunlar, bugüne kadar artık gayet aşina, hatta fazlasıyla hakim olduğumuz Muse kural kitabına uygun şekilde karşımıza çıkıyor. Bir de üstlerine “George Michael’ın ‘Faith’ine mi benziyor?” sorusuyla karşılanan albümün ilk resmi single’ı ‘Madness’da ‘pastanın üzerindeki çilek’ kontenjanından eklenince, “The 2nd Law” merakla beklenişin hakkını fazlasıyla veriyor. Albümü başucunuzdan ayırıp ayırmamaksa size kalıyor.

Akşam Cumartesi eki’nde yayımlanmıştır.

1 Comment

  • Meriç Egemen 01 October 2012 - 12:57 Reply

    Açıkçası ben albümü c.tesi günü elime geçtiğinden beri başucumdan ayırmayı düşünmüyorum.Çok beğendim…

  • Leave a reply