MÜZİK ÇEVRELERİNDEN PINK FLOYD'UN "THE ENDLESS RIVER"INA İLK TEPKİLER

0 Posted by - 14 November 2014 - O OLDU BU OLDU

Pink Floyd, “The Endless River” adını taşıyan yeni stüdyo çalışmasını 7 Kasım tarihinde yayımladı. Richard Wright’ın aramızdan ayrılmadan önce bestelediği ve kayıt sürecinde yer aldığı şarkıların bulunduğu albüm 15 şarkıdan oluşuyor. Enstrümantal bestelerin ağırlıkta olduğu albümde, yalnızca kapanış şarkısı “Louder Than Words” vokal içeriyor. “Anisina” isimli Türkçe isimli bir şarkı bulunan albümün prdüksiyonunu David Gilmour, Phil Manzanera, Youth ve Andy Jackson üstlendi.

David Gilmour’un son Pink Floyd albümü olduğunu açıkladığı “The Endless River”, dünya basınında kimilerince beğenildi, kimilerince yerden yere vuruldu. Türkiye’den müzik çevrelerinin albüm hakkındaki görüşlerini almak üzere mikrofon uzattık. BirGün’den Barış Akpolat, Cumhuriyet Gazetesi’nden Murat Beşer, Blue Jean yayın yönetmeni Çağlan Tekil ve Müzik Hayvanı’nın kurucusu Eray Düzgünsoy, albüme dair görüşlerini bildirdiler.

Pink-Floyd-

Barış Akpolat / BirGün Kültür Sanat Editörü


bariskpolat

Pink Floyd’un 20 yıl sonra albüm yapması karşısında söyleyebildiğim tek şey “Tarihe tanıklık ediyoruz” oldu. “Wish You Were Here” veya “Dark Side of the Moon” veya The
Beatles’ın “Revolver”ı, Led Zeppelin’in “IV”u gibi albümleri, çıktığı yıl dinlemiş müthiş şanslı bir nesil var arkamızda. Bizi özel kılan şeyse “The Endless River” oldu.
Bu albüme “albüm” demeyi kısmen yanlış buluyor ve albüm gibi değerlendirmeye de kısmen karşıyım sanırım. David Gilmour ve Nick Mason 20 saati geçgin süreden oluşan kayıtları toplayıp albüm yaptıkları yüzünden mi bilemiyorum ama bende albümün tamamlanmadığı izlenimi var. Bu söylediğim için çarpılır mıyım bilemiyorum ama belki de değerini sonraki yıllarda daha iyi anlayacağız.
Albümün en önemli unsuru 2008’de yaşamını yitiren Richard Wright’ın Pink Floyd için kaydettiği son partisyonları içeriyor olması. Zaten bu yüzden de klavye ve tuşluların çok ön planda olduğu bir kayıtla karşı karşıyayız. Bu da albümü progresif rock’tan çok ambient tarza yaklaştırıyor. Olabildiğince soundtrack kafasında bir iş… Uzayda geçen bir bilimkurgu filminin müziği olabilecek bu kayıt, beni biraz yordu diyebilirim. Bir şarkı hariç tamamının enstrümantal olmasıysa bende bir hayal kırıklığı yarattı. Çok şey mi istiyorum bilemem ama 20 yıl sonra yeni bir Pink Floyd albümünü bulmuşken daha fazla David Gilmour sesi duysam çok daha mutlu olurdum.
Fakat dediğim gibi elimizde çabuk tüketilemeyecek, sindirilmesi gereken bir kayıt var. Klasik bir Pink Floyd albümü gibi bakılamayacak -ve hatta olmayan- ama her notasında Pink Floyd ruhunu da yansıtabilen bir kayıt.

Çağlan Tekil / Blue Jean Yayın Yönetmeni

caglan-tekil

Ailesi boşanmış çocukların bir konuda şanslı olduğu düşünülür hep; artık onu seven iki ayrı ailesi vardır ve sınırlı zamanlarında iki taraf da çocuğa iyi davranır. Benim
için Pink Floyd’un ikiye bölünmesi de öyle bir histi, iki taraf da bize iyi davranıyor, güzel albümler yayınlıyorlardı. Elbette ayrılık sonrası üretim süreci sekteye uğradı, eskisi kadar üretken değillerdi ama çıkardıkları işler hala çok kaliteliydi. Bu döneme ait benim favorilerim Roger Waters tarafında “Amused to Death”, Pink Floyd tarafında “The Division Bell”dir. “The Endless River”, 1993 yılındaki “The Division Bell” albüm kayıtlarının arda kalanı. Bu kayıtların albüme konmama sebebi beğenilmemesi ya da yeterli bulunmaması değil, bitmemiş, tamamlanmamış olması… Albüm Pink Floyd elemanlarının sonu ayrılıkla sonuçlanacak kavgalara henüz girişmedikleri son albüm olan “Wish You Were Here”ın sound’unu andıran, sanki o albümden arda kalmış hissi veren “Things Left Unsaid” ve “It’s What We Do” ile açılıyor. Kanımca Roger Waters bu albümü dinlerse favorisi bu iki şarkı olur. “Sum” şarkısından itibarense direkt “The Division Bell” hissini almaya başlıyorsunuz. Şarkılar arası geçişler o kadar uyumlu ki zaman zaman uzun süreli tek bir parça dinliyormuş hissine kapıldığınız oluyor. Albümün bütününde güzel olansa şu; Pink Floyd sound’unun temelini oluştursa da çoğu zaman vokalin girmesiyle duyulması zor hale gelen Richard Wright klavyelerinin özgürce kulaklarda gezinmesi. Bundan daha iyi bir veda olamaz diye düşünüyor insan…

Eray Düzgünsoy / Müzik Hayvanı

eray duzgunsoy

Benim için Pink Floyd 1989 yılından bu yana her dinlediğimde, beni onların dünyasına müthiş bir olgunlukla davet eden binlerce sesin ötesinde, sıcacık bir dokunuşu içinde
barındırıyor. Haliyle grubun geçirdiği değişim-dönüşüm bu anlamda teknik ve hatta gereksiz bir detay olarak kalıyor. Özellikle de “A Momentary Lapse of Reason”dan sonra…
Hepimiz “The Endless River”ın aslında Pink Floyd arşivinin ses hazinesinden derlenmiş olduğunu bilerek dinlemeye başladık. Olaya bu şekilde bakınca bestelerden çok mix’in ne derece Pink Floyd esanslı olduğunu düşündüm. Sonra bunun da pek bir anlamı olmadığına kanaat getirdim. Ne de olsa çok uzaklardan 20 yıl sonra bir ses gelmişti işte. Ve, bir veda üstelik… Dolayısıyla teker teker hangi parçada hangi albümün stüdyo kaydından malzeme aldıklarını yazacak değilim ve bu yeni albümün eski albümlerle kıyas yapılmaması gerektiğini de düşünüyorum.
Bir ses almanağı gibi daha çok. Doğru bir dinlemeyle (elimizdeki kılıçları bir tarafa bırakarak) bugüne kadarki Pink Floyd dünyasının bütün altın anahtarlarının sunulduğunu hissedebiliriz. Evet Pink Floyd’un her bir albümü farklı dünyalar anlamına geliyor ise, “The Endless River”, bu dünyaların anahtarlarının elimize tutuşturulması demek olabilir. Bunun iyi bir şey olup olmadıği ise dinleyiciye kalmış…

Murat Beşer / Cumhuriyet Gazetesi

murat_beser

Kalabalık ailelerde son çocuğa tekne kazıntısı derler; derler, ama en son geldi diye en çok da onu sevmekten kendilerini alıkoyamazlar.

Son Pink Floyd çalışması “The Endless River” (belki de derleme demek gerek), (her ne kadar farklı dönemlere çağrışım yapsa da) “Division Bell” albümünün tekne kazıntısı.

Oğlan bekliyorduk kız oldu demeden, beklentilerin uzağında dinlenmeli; zira topluluğun zirvede olduğu günlerin arayışı içindeyseniz zayıf, yok değilseniz iyi bir albüm “The Endless River”.
Belki de en güzeli bunu Rick Wright’a saygı albümü ve bir veda sedası olarak görmek. Tüm “hoşçakalın” temalı hikâyeler gibi hüzünlü; ruh ikizi Mark Knopfler’ın “Local Hero”su…

 

 

 

 

1 Comment

  • PINK FLOYD 20 YIL SONRA YENİDEN LİSTELERDE 1 NUMARA | Hafif Müzik 17 November 2014 - 16:33 Reply

    […] açıkladığı “The Endless River”a dair müzik çevrelerinden gelen yorumları şuradan […]

  • Leave a reply