Ne olur itaatkar yapın bizi!

0 Posted by - 26 February 2012 - O OLDU BU OLDU

Tahrir meydanından…

İsyankar değil dindar ve itaatkar bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Benimse şu ara memlekette gördüğüm tek “isyankar” türü romantik isyankar…

Başbakan açıkladığında düşündüm. Demek ki dindar insan itaatkar oluyor. İsyankar olmuyor.
E ‘dindar’ diye artık nesli tükenmeye yüz tutan üç beş Hıristiyan vatandaşımızı kast etmediğine göre Başbakan “Müslüman nesil isyankar olmaz” demek istiyor.
O bunu söylüyor ama dünya tersini yapıyor. 21’inci yüzyılın en büyük isyanları Müslüman ve dindar ülkelerde çıktı. Bu yüzyılın başı gelecekte Arap Baharı’yla anılacak. Yönetimlerine, zulme ve totaliter rejimlere isyan eden Müslümanlarla yani…
Dindar Müslüman itaatkarsa eğer; Mısır, Tunus, Suriye, Yemen’dekiler dinsiz mi? Tinerci mi?
Dindar nesil meselesi üzerine çok yazıldı çizildi ama bana bu muhabbette bir şeyler hep yanlış ya da eksik geldi. Sonunda o eksiği buldum galiba: İsyan. Daha doğrusu isyankar.
Ortada isyankar ya da itaatkar olmayan bir nesil yok ki daha itaatkarı yetiştirilemeye çalışılsın. Manzaraya bakıldığında Müslüman aleminin en itaatkar ülkesi biziz. Neredeyse her 10 yılda bir tepedekiler ezdi, her kesimden nesiller itaat etti. Asker geldi itaat, demokrat geldi itaat, sosyal demokrat geldi itaat.
Benim nesil, yani 70’lerde ve 80’lerin başında doğanlar canları bir şeye sıkılınca sokağa çıkıp hakkını arayan değil köşesine çekilip kendi kendine bedbaht olan nesil. İsyankar falan değil. Darbeyle ezdiler, herkesi içeri attılar, sonra apolitik nesil diye faturayı bize kestiler. Hani Duman’ın bir şarkısı var ya “Dönek” diye: “Hakim bey itirazım var…” Benim de…
Yeni nesillerde (kendi kuşağım da dahil) gördüğüm tek isyankar bir kısım romantik isyankar. Saç sakal, bedbaht, duygulu, kim bilir hangi karanlık sokaklarda üşüyen, içindeki çocuktan bahseden, sensizlikten yalnızlıktan kıvranan orta yaşlı adamlar. Ve onların yüz binlerce takipçisi. Bu manzarayı mı zapturapt altına alacaksınız?
Sonra mesela yeni nesil rock grupları var. Onlar da şarkı sözlerinde isyan ediyor. Neye? Sensizliğe, yalnızlığa. Nasıl? Yağmur altında diz çöküp ağlayarak. Babasından aldığı harçlığı az bulduğu için isyan eden grup da gördüm, “Neden ana dilimiz İngilizce değil, öyle olaydı yaptığımız müziği dünya dinlerdi” diyeni de.
Klasik müzikçi isyankarlarımızı unutmayalım. “Neden Frankfurt Kitap Fuarı’na benim Nazım Hikmet oratoryom gitmedi de Yunus Emre oratoryosu gitti? Avrupa’yı tanırım, onlar Nazım’ı sever” diye epik bir isyan başlatmıştı bir tanesi.
Bir diğer isyanı da “Bir milyon Euro vermediler, gecekondulara piyano çalamadım” isyanıydı, bastırıldı.
Öğrenciler yumurta atıyorlar, içeri atıyoruz, aylarca tutuyoruz. Siyasetçilerimiz bu isyanlardan çok zarar görüyor. Yakaları yumurta lekesi oluyor.
Uzun lafın kısası; deli değilim, kimseyi isyana falan davet etmiyorum, herkes konuşa konuşa anlaşsın istiyorum. Ama görüyorum ki birileri fikire fikirle karşılık vermeyi, her şeye eyvallah dememeyi isyankarlık olarak görüyor. İlle de itaatkar nesil istiyor.
Cümlemize kolay gelsin…

1 Comment

  • cansu 26 February 2012 - 20:34 Reply

    ben 80’lerin sonunda doğdum, ‘kabulleniş’ anlamında sizin nesilden farksızdık (hâlâ öyle tabii). sosyolojik dayanağımız da sağlam: içimizdeki rockçı dışarı çıktı, şebnem ferah gördü, o da tüm ‘isyankarlığıyla’ ”vazgeçtim dünyadan, gelinlik giymeden” dedi, biz de kendimizi aşka vurduk, devlet işlerinden çok. aşkın hezimetini kabullenip daha da rockçı olduk(!) öyle ki, o zamanın popüler rock müziğinden başımızı kaldırıp mor ve ötesi şarkıları dinlerken bir şey anlamadığımızı fark ettik: ‘canlı yayın’ da neydi, ‘orda durma’ neydi?

    velhasıl, bu bir zincir. zincirin renk değiştirmesinin bir anlamı yok. önemli olan o zinciri kırmak. hem de hiç acımadan, göz kırpmadan.

  • Leave a reply