NİLÜFER’İN ROCK’ÇILARI

2 Posted by - 12 March 2013 - O OLDU BU OLDU

Nilüfer rock’çılarla düeti sevdi, “12 Düet”in ardından “13 Düet” isimli devam albümünü yayımladı. O kadar çok rock’çı var ki daha da en az iki albümlük yolu var sanatçının. Bakalım rock’çılar neler yapmış bu albümde…

Gripin: Birol Namoğlu’nun sesini duyunca artık benim aklıma sadece ağlayarak şarkı söyleyen bir adam geliyor. Ağlayan adam ve Nilüfer, şarkıyla ilgisini anlayamadığım efektlerle beslenmiş bir düzenlemeyle “Hatıralar Hayal Oldu”yu söylemişler. Şarkı güzel de ben iki ekol arasında bir uyum göremedim.

Gece: “Başıma Gelenler” gayet eğlenceli bir şarkı. “Düetlenmiş”, düzenlenmiş ama bana sıradan bir rock’laştırma operasyonu gibi geldi.
Gitar, davul, bas oturup girişince rock mı oluyor?

Emre Aydın: Melankolik uzay arpejleri şeklindeki efektler bu şarkıda da (“Son Perde”) devam ediyor. Bir diğer ağlayan adamımız Emre Aydın ile Nilüfer’in uyumu Gripin’e göre daha iyi “Son Perde”de.

Bulutsuzluk Özlemi: Güçlü vokal gerektiren herkesin ezbere bildiği bir şarkıyı (“Her Yerde Kar Var”) Nilüfer’le söylemeye girişiyorsanız ya şahane bir vokaliniz olacak ya da Serge Gainsbourg gibi serbest takılacağınız başka türlü bir şarkı seçeceksiniz. Nejat Yavaşoğulları rock dünyamızın mihenk taşlarından önemli bir sanatçı ama uygun bir seçim değil bu şarkı.

Feridun Düzağaç: Albümün düete benzeyen şarkılarından. İki kendi tarzı oturmuş ses bağırmadan şarkı söylüyor. “Kavak Yelleri” doğru seçim.

Kargo: “Yaşamak Ne Güzel Şey” ne kadar da hareketli, çeşitli şekillerde düzenlenmeye müsait, yaratıcılığa açık bir şarkı. Tabii yaratıcılığa açıksanız. Gitar, bas, davul oturup hadi abi deyip girişince rock oluyor ama bir şeyler eksik kalıyor.

Mor ve Ötesi: “Dokun Bana” albümün en iyi düetlerinden biri bence. Hem düzenleme açısından hem yorum olarak.
Farklı tarzda ses rengine sahip iki isim birlikte farklı bir ahenk yaratmış.

Vega: Deniz Özbey hangi şarkıyı söylese ruhunu katmayı başarabiliyor. Şu âlemdeki en kendine has ve ayırt edilen seslerden birine sahip. Nilüfer’le ikisi mükemmel tınlıyor “Ta Uzak Yollardan”da. Ben buradaki düzenlemeyi de şarkıya çok uygun buldum.

Model: Valla “Şov Yapma”nın disko rock versiyonu iyi fikir. Hatta Disko / elektro pop / funky diyelim. Renk katmış. Model ve Nilüfer hayret verici şekilde uyumlu ve başarılı.

Manga: “Eğrisi Doğrusu” Manga’nın denetiminde bir tür Placebo şarkısına dönüşmüş. Hiç de fena olmamış. En fazla dikkat çeken yorumlardan biri (yani benim dikkatimi). Çünkü üzerinde düşünülmüş, bir fikir geliştirilmiş, stüdyoya girip “hadi beyler” diye
haldır huldur çalınıp “bahtımıza ne çıkarsa” denmemiş.

Zakkum: “Agora Meyhanesi” Zakkum tarafından kendi meşreplerince düzenlenmiş ve bir arabesk rock şarkıya dönştürülmüş. İçip içip efkarlanıp çıldıranların
şarkısı olabilir. Gaza gelmek isteyen varsa buyursun.

Pinhani: Şarkı iyi, müzisyenler iyi, düzenleme iyi, vokaller iyi, “Dünya Dönüyor”u akustik gitarlarla düzenleme fikri şahane. Albümün açık ara en iyi, en şahane şeyi… Buradan öğrenecek çok şey var herkes için. Bize susup dinlemek düşer.

Çilekeş: “Değişir Dünya” şahane bir saykodelik funk / rock şarkısı olmuş. Müzisyenliğe, enstrümanlara, basa bayıldım. Hiçbir klişe yok bu şarkıda. Görkem Karabudak’ın sesiyle Nilüfer’in uyumu şahane. Sondaki akapella vokal partisyonları özellikle çok başarılı. Bence Nilüfer, Çilekeş’le daha fazla şarkı yapmalı. Düet dediğin bunun gibi olmalı, şaşırtmalı, şarkı öyleyen iki kişiden öte yeni bir ruh yaratmalı. Burada hepsi var.

Sonuç: Aynı albümde hem şarkılar cover’lanacak, hem de düet yapılacak. İtiraf etmek gerekirse zor bir iş. Bazen iyi olur bazen kötü. Nilüfer ve rockçıları bazen hayal kırıklığı yaratıyor, bazen mest ediyor. Ama her halükarda yılın en dikkat çekici albümlerinden birini daha yaratmayı başarıyorlar.

Nilüfer Hanım’a bir soru: Neden kamçı?

No comments

Leave a reply