ORMAN KANUNU TASARISI DOĞANIN İDAM SEHPASI MI?

0 Posted by - 11 June 2013 - ÇEVRE, O OLDU BU OLDU

Geçtiğimiz günlerde, Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda yapılacak değişikliklerin, gündemdeki yoğun “insani” tepkiden dolayı TBMM gündemine alınması iptal edildi. Daha doğrusu ertelendi. Durum müsait olduğunda, tekrar pişirilip Meclis’e getirileceğinden şüphemiz yok. Hatta bir gece yarısı hepimiz uykudayken milli parklarımızın, ormanlarımızın, kıyı şeritlerimizin üzerinde milli irade tecelli edebilir.

Doğal yaşamın ticari hayata katılması için (pardon, devlet büyüklerimiz buna -kamu yararı- diyor) ikide bir pişirilip önümüze konulan kanun teklifleri aynen sivrisinek gibi kapıdan kovsanız bacadan giriyor. Örneğin, Meclis gündeminden apar topar geri çekilen Tabiat Varlıklarını Korunma Kanunu bir yana, hükümet tarafından 27 Mayıs 2013 tarihinde bir kanun teklifi daha verildi ve bunun da diğerinden pek bir farkı yok.

Şu anda komisyon aşamasında olan ve Orman Kanunu’nu düzenleyen teklif yasalaşırsa, ormanlık alanlarının Belediye’nin “yeşil” alanları kadar gri olması işten bile değil. Mesela tasarının 7. maddesine göre orman alanları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayıyla %6 oranında ve zemin kotundan 9,5 metre yüksekliğe kadar imara açılabilecek. %6 Rakamı göze küçük gelebilir ama o %6 oraya hizmet de isteyecek tabii. Yol yapılacak, elektrik çekilecek, kanalizasyon yapılacak, sonra bu işler uzaktan olmuyor deyip oralar belediye yapılacak, kadrolar atanacak, mahalleler kurulacak… Ve en sonunda, “halkımızın bu bölgede konut ihtiyacı var, ne yapalım millet açıkta mı kalsın?” denecek ve bu süre zarfında fazladan tecavüz edilen devasa orman alanları için af çıkartılacak. Ne oldu? Şaşırdınız mı? Bu bir fantezi değil, çünkü bu film Türkiye’de defalarca oynatıldı. İstanbul’un %80’ini teşkil eden gecekondu ve çarpık yapılaşma bize Bizans’tan miras kalmadı, Hepsi son 50 yıl içinde oldu.

Kanun Tasarısı sadece bununla da kalmıyor. Mesela Orman Genel müdürlüğü diyor ki, Orman alanlarından geçen yol, otoyol, elektrik hattı, isale hattı vs. herhangi bir kamu hizmeti vesilesiyle o kuruluşlara fazla malzemeyi depolamak için orman içerisinden alan verilecek fakat aynı zamanda yeşil alan da korunacak. Nasıl mı? Depolama alanını alan kamu kuruluşu, söz konusu alan kadar arazinin ağaçlandırma bedelini Orman Genel Müdürlüğü’nün hesabına yatıracak. Yani yok edilen alan için resmen “kan parası” ödenecek ve doğa bu şekilde korunmuş olacak. Tasarı içerisinde bunun gibi daha bir çok dahiyane fikir var.

Başka bir örnek de 17. madde. Daha önce orman alanlarına yapılmış ve mevcut kanunun 92, 93 ve 94. maddelerine göre müsadere edilmesi gereken bina ve tesisler Orman Genel Müdürlüğü tarafından, önceliği asıl sahibinde olmak üzere, kiraya verilecek. Peki neleri kapsıyor bu 92, 93 ve 94. maddeler? Maden ocakları, işgal edilen orman alanları ve ormancılık faaliyetinde bulunan çeşitli fabrikalar. Yani kanun tasarısını hazırlayanların “kamu yararı” diye tarif ettikleri şey aynen bu.

Tasarının bir de 25. maddesi var ki, bu sanırım köylü kentli ayrımı yapmadan herkesi çok yakından ilgilendiriyor. Ülke içerisindeki tüm yer altı sularının DSİ tarafından metreküp bazında ücretlendirilmesine ve daha önce İl Özel İdaresi’nin kiraya verdikleri dışında kalan su kaynaklarını kiraya vermeyi öngörüyor. Yani dağ başındaki tarlasını sulamak için kuyu açan çiftçiden artık su parası alınabilecek. Ve daha önemlisi su kaynakları bölge bölge veya toptan özel sektör işletmesine daha kolay verilebilecek.

Kanun Tasarısının orman alanları ile ilgili bölümleri dışında bir de vakıflar ve vakıf yöneticileri hakkında maddeler var ki onların Orman Kanunu ile ne ilgisi olduğu ise tam bir muamma. Araya sıkıştırılmış alakasız maddelerin bir tanesinde de 3621 sayılı kıyı kanununa ek yapılıyor ve daha önce inşaatı onaylanan, sadece kıyı ve denizcilikle ilgili yapılar listesine “ibadethane ve müştemilatı” kelimeleri ekleniyor.

Sonuç olarak ülkemizin, doğal yaşama saygı vesilesiyle bireysel haklar için sokağa döküldüğü şu günlerde yasa yapıcılar boş durmuyor ve kamu yararı bahanesiyle, yaşam kaynaklarımızı özel sektöre ve ranta açma girişimlerine ara vermeden devam ediyor.

No comments

Leave a reply