“Orta gelir tuzağı” gibi birtakım tuzaklar

0 Posted by - 08 August 2017 - O OLDU BU OLDU

mtez“Çok sıcak.” “Sıcak dert değil de çok nem var.” “Esmiyor.” “Hah biraz esiyor.” “Klima çalışıyor mu?” “Bundan sonra yağmur gelecekmiş.” Gelsin gelsin.” “Her yer beton ondan oluyor.”

Sohbet kısır döngüsü de başka bir şeye benzemiyor. Habire aynı konuları konuşup konuşup muhabbetin sonunda farklı bir şey olacakmış beklentisi… Sonuç?
“Sıcak.” “Çok sıcak.” “Sıcak değil de nem…” Böyle sonsuza kadar uzanan kaçınılmaz bir muhabbet spirali.

Biraz kafam dağılsın diye hem de serin olur diye bir AVM’mize adım attım. Klimalı olmasının yanında güzel de esen bir AVM. Öyle amaçsızca yürüyorum. Neresi eserse nereye eserse oraya doğru yöneliyorum. Yürü yürü yolum restoranların olduğu bölüme düştü, bir yere oturdum bir kahve bir soğuk su söyledim. Gelen geçene bakıyorum.

Biri bana anlatabilir mi? Neden erkekler yaşlandıkça giderek daha renkli giyinmek zorunda? Neden bir anda pembe tişörtler, mor gömlekler bronz tenlere giyilip elde bir puroyla geziliyor? 50 yaş kutlaması mı? Ne bileyim, eve kit mi geliyor 50 olunca?
50 yaşındasınız tebrikler. Paketinizi açın ve tadını çıkarın: Pembe lakost, puro, beyaz pantalon, kırmızı gözlük çerçevesi, çıplak ayağa giyilen böyle süetimsi amorf ince tabanlı muhtelif ayakkabılar…

Bir sürü “Fedon” önümden geçmekte. Fedon’un beyaz gömleğine tezat, hepsi rengarenk. Onların tersine ergenler, 20’likler siyah, gri, lacivert giymiş. 30’lardakiler artık çalıştıklarından çoğu gömlek pantalon, beyaz, mavi, lacivert.

Peki kadınlarımız? Emektar cefakar kadınlarımız, Birlenstock’larıyla her yerdeler. Ancak yepyeni bir tutkuları daha var hanımlarımızın da: Gemici halatından yapılmış hissi veren, adını markasını bilmediğim böyle organik gibi görünen sandaletler. İşte bunlar yeni Birkenstock.

Oturduğum yerden herkesi ve her şeyi eleştirip siyah tişörtüm, koyu lacivert jean pantalonum, beyaz spor ayakkabılarımla kendimi bir şey sanıyormuş gibi, sanki bu güruhun çok dışındaymışım gibi, sanki her şeyi onlardan daha iyi biliyormuşum gibi yargılıyorum. “Yargıçlıyorum” herkesi. Ve buram buram terliyorum. Çünkü sıcak. Aslında sıcak sorun değil de nem…

Önümde internette haberler akıyor. Her gün yeni bir darp, yeni bir dayak, yeni bir şiddet. Ooo Adalar’a da yeni imar şeysi gelmiş, nüfus beş katına çıkacakmış. Yakışır. Fetöcüsün hayır sen Fetöcüsün itiş kakışlarına tam gaz devam. Nikahımızı kim kıysın tartışması. Yeni Türkiye’den sonra yeni devlet tartışmacası… Haftanın toplum gözünde normalleştirme döngüsüne sokulan “ne var bunda canım”laştırılacak konular dosyası ufaktan belli olmuş.

“Sıcak” dedi yan masadaki adam. “Sıcak değil de nem” dedim içimden. “Yağmur gelecekmiş zaten” diye devam etti gözleriyle garsonu ararken. “Her yer beton ondan” diye devam etti diğeri…

*

Bir yerde okumuştum. Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı deniyormuş. Siz her şey iyi sanıyorsunuz ama aslında sıkışıp kalmış durumdasınız. Kapana kısıldığınızı anlamıyorsunuz. Bizim durumumuz buymuş.
Orta gelir tuzağına saplanıp kalan ülkemiz orta yaş giyim tuzağı, ortalama gündem kısır döngüsü tuzağı, ve şu günlerde ortalama “sıcak değil de nem” muhabbeti tuzağına ve kısır döngüsüne de yakalanmış durumda. Hep aynı muhabbetlerin sonunda farklı bir şey olacakmış gibi takılıyoruz bugün de.
Üstelik bu sıcakta. Aslında sıcak değil de nem…

Mehmet Tez, Milliyet
Skeç: Don Low, -Urban Sketchers

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply