Permalı, frapan ve rock & roll

0 Posted by - 11 October 2011 - O OLDU BU OLDU, SEVDİĞİMİZ ŞEYLER

Sadece “To Be With You” şarkısına indirgenemeyecek bir kariyeri olan Mr. Big, 90’lı yıllardan çıkıp İstanbul’a geliyor. Milliyet Sanat 15 Ekim’de Küçükçiftlik Park’ta Rock Out Festival dahilinde konser verecek gruptan yola çıkarak dönemin kabarık saçlı, rengarenk kıyafet ve aksesuarlı gruplarının bugün neler yaptıklarını hatırlatıyor.

Daha önce virtüöz müzisyen kontenjanından gitaristleri Paul Gilbert’ı da bas gitar uzmanları Billy Sheehan’ı da İstanbul’da izlemiştik. Şimdi de 15 Ekim akşamı Mr. Big’i konuk edeceğiz şehirde. Akıllarda akranı pek çok hard rock grubu (arzuya göre “hair metal” de denebilir, isterseniz kısaca “glam” de) ile benzer bir kaderi paylaşan Mr. Big’in çeşitli molalar ihtiva eden 1989’da başlayan uzun bir kariyeri var, ama biz onları ısrarla sadece “To Be With You” ile hatırlıyor, o dönemden pek çok grup gibi tek bir hit’in esiri ediyoruz.

Oysa dönemin modasını (ve hatta ruhunu) belki de en iyi o gruplar yansıtıyordu, kabarık saçları, rengarenk kıyafet ve aksesuarları, birlikte ne kadar eğleneceğimize bizleri inandırma yarışındaki şarkılarıyla. Uzun yıllar yerden yere vurulduktan sonra mp3 paylaşımının sınırsız indirme güdüsü, müzik blog’larının her link başında karşımıza çıkar hale gelmesi ve Myspace gibi müzikli arkadaş edinme platformlarının popülerleşmesi, 20 yıl öncesinin saç spreyine bir servet akıtan gruplarının neredeyse tamamının üzerindeki ölü toprağı silkmesine, kendilerini dinleyecek –belki cd’lerini satın almasalar bile- konserlerini dolduracak yepyeni dinleyicilerle karşılaşmasına vesile oldu.

ŞİMDİ NE YAPIYORLAR?

Bu frapan ve permalı rock & roll döneminin en tipik gruplarının 2000’lerde hala adından söz ettirebilen birkaçı…

Poison
İlk albümlerinin kapak fotoğrafı için o yılın “Cosmo kızları”nı kendilerine örnek alan grubun lanetinden muzdarip olduğu hit ballad’ı (“Every Rose Has It’s Thorn”) 90’ları zaiyatsız atlatmalarına pek yardımcı olmadı. Vokalistleri Bret Michaels’ın televizyon dünyasına kapağı atma denemeleri, Billboard gibi dergilerin kapaklarında kaslarını teşhiri, sık sık çıkılan Amerika turneleri ve iki yılda bir yayımlanan aynı şarkıların farklı sıralamalarla yer aldığı en iyiler toplamalarıyla geçirdiler son yılları, muhtemelen benzer şeyleri yaparak da devam edecekler.

Mötley Crüe
Şeytani imgeleri apartman topuklarla bağdaştırmakta en az Kiss kadar yetkin grubun yıllar içindeki evrimi, dövme sayılarındaki artış ve Vince Neil’in göbek çapındaki genişlemeyle ölçülecek hale de gelse, 2005’ten bu yana tam bir klasik muamelesi görüyorlar, Nikki Sixx bir rock ikonu olarak Lemmy’nin tahtının varislerinden. Grubun otobiyografisi “The Dirt”, seks, uyuşturucu ve rock’n’roll sloganının tam olarak ne demek olduğunun bir tutanağı adeta.

White Lion
“When The Children Cry”ın lanetini üstlerinden hiçbir şekilde atamayan grup doksanları müziği bırakan virtüöz bir gitarist ve “Rockstar” filminde Mark Wahlberg’ün oynadığı karakteri aratmayan bir metamorfozu kendisine düstur eden vokalist Mike Tramp’in çabalarıyla ismen atlatmış da olsa cismen kayıplardaydı. 2000’ler boyunca Tramp grubu defalarca diriltmeye çalışsa da işler pek istediği gibi gitmedi.

Extreme
Funk’ın rock’la izdivacına vesile olan Living Colour ve RHCP’nin övgülere boğulduğu günlerin yakışıklı gitarist ve hit ballad kontenjanından derhal bu kategoriye dahil edilen Extreme’in de “farklı” müziği göz ardı edilmekten kurtulamadı. Onlar da havalı bir geri dönüş denemesinde bulundular ama sonuç istenen boyutlarda olmadı, “More Than Words” peşlerini bırakmadı.

Europe
25 yıldır tek şarkılık grup sıfatı yakıştırılıyor kendilerine, kayıp muamelesi görüyorlar halbuki 2004’ten bu yana gayet afili hard rock / progresif metal albümleri kaydediyorlar o “kabarık saçlarımız uzaydan bile görülebiliyor yeter ki geri saymayı bil” günlerine saplanıp kalmadan.

Cinderella
“Night Songs” ve “Nobody’s Fool” gibi iki farklı hitle glam-metal günlerinin görünürde tipik sound’da bambaşka gruplarından biriydiler. Hala aktif olmalarına rağmen, 1994’te sessiz sedasız yayımlanan son stüdyo albümlerinden bu yana tek bir yeni şarkı kaydetmediler.

Skid Row
Sebastian Bach denildi mi akla ilk Skid Row’un geldiği günler epey geride kaldı. Tipik bir hard rock grubundan beklenmeyecek cevvalikle 1991’de “Slave To The Grind” gibi suya sabuna dokunacak sertlikte bir albümle çıkagelmelerine rağmen onlar da “hair metal” rafındaki yerlerinden kurtulamadılar.

Warrant
Yakın zamanda vokalistleri Jani Lane’in bir otel odasında ölü bulunması yüzünden adlarını sıkça duyduğumuz grup aslında üç yıl kadar önce geri dönüşü Lane’siz yapmış kulüp turneleriyle küçük ölçekli bir hatıralar bulvarında gezi vaat etmişlerdi. Poison’la beraber dönemin rock estetiği aşağılanırken adı en çok geçen gruplardan.

Tamamı Milliyet Sanat Ekim sayısında yer alan yazımın bugün Milliyet Cadde‘de boy gösteren kısmıdır efendim.

2 Comments

  • Muhsin Keskin 12 October 2011 - 16:32 Reply

    Hair’in en bilindik iki ismi Guns N’ Roses ve Bon Jovi’yi kutlamak lazım. Biri insanları 15 yıl boyunca yeni albüm çıkaracak diye bekletmeyi başardı; diğeri de kariyerine (zamanla daha çirkin şarkılar yapsa da) kesintisiz devam edebildi bunca yıl.

  • sert muzik 24 October 2011 - 06:21 Reply

    Yazıyı yazan kişi Glam Metal ve Hard Rock’ın farklı müzik türleri olduğunu bilmiyor sanırsam. Mr. Big katıksız bir hard rock topluluğudur ve yazıda geçtiği gibi saç spreylerine servet ayıran bir grup hiçbir zaman olmamıştır. Ayrıca yazının büyük bir çoğunluğu grubun kıyafetleri vs. üzerinde duruyor; oysa ki Mr. Big sıradışı kıyafetler,sahnede patlayan pyro’lar vs. ile değil virtüözler grubu olmasıyla ünlü olmuş bir topluluktur;ki konsere gidenlerde bunu görmüştür sanıyorsam. Yazıda adı geçen diğer topluluklarda aynı dönem müzik yapsalarda (80ler sonu-90lar başı), müzikal olarak birbirinden oldukça farklı topluluklardır.

  • Leave a reply