“Radiohead gelmiyorsa ben ona giderim!”

0 Posted by - 27 June 2012 - KONSER, O OLDU BU OLDU

Domina grubundan Burçin Tortop, New York Susquehanna Bank Center’da izlediği Radiohead konserini Hafif Müzik için yazdı. Buyrunuz…

New York’ta Radiohead konseri olduğunu duyduğumda dedim ki: “tamam, galiba ilk defa doğru zamanda, doğru yerdesin.” Ta ki bilet bitti haberi gelene kadar. Fakat sonra öğrendik ki meğer bu, Radiohead’in NY civarında vereceği 3. konsermiş, ve halen bilet varmış!

Hemen internetten sona kalan “lawn area” biletlerinden aldık. Bu arada satılan biletlerin çoğu numaralı koltuk biletiydi! Bizim Harbiye Açıkhava gibi amfitiyatro şeklinde bir konser salonuydu burası. “Oturarak Radiohead mi izlenir abicim? Çimenlikte sıkış tepiş izleyeceğiz konseri!” diye düşünsek de neyse artık diyerek 2 buçuk saatlik araba yolculuğundan ve Philedelphia’da verdiğimiz yemek molasından sonra konser alanına vardık.

Camden NJ’de Susquehanna Bank Center diye bir yerdeydi konser. Mekana yaklaşık 1 km mesafe kala gayet düzenli bir otopark alanına arabamızı bıraktık.
Bu arada her şeyi pikniğe dönüştürmeye meraklı Amerika halkı konser öncesi arabalarının önünde, Radiohead parçaları eşliğinde hafiften demlenmeye başlamışlardı.

“Medeniyet gerçekten başka bir şeymiş! Hele de konserde.”

Mekana doğru yürümeye başladık. İzdiham ha başladı ha başlayacak, giriş kuyrukları kaç km acaba diye düşünürken kapıya gittiğimiz gibi aynen kendimizi içeride bulduk!

İçeride de; ne girişte, ne birada ne yiyecek sırasında herhangi bir kuyruk beklemedik! Çimenlik alanda ise, yine keyif toplumu Amerikalılar, piknik örtülerini, sepetlerini, hatta şezlonglarını kapıp gelmişti. Konseri beklerken kitap okuyanını bile gördüm! Korktuğumuz gibi ne bir izdiham ne bir taşkınlık! Ama beni kolay kolay kandıramazsın organizasyon diyerek tuvaletlere yöneldiğimde içlerinde 35’er kabinden oluşan 1 erkekler, 2 kadınlar (dikkatinizi çekerim 2 kadınlar) tuvaleti mevcuttu! Testi zorlaştırmak üzere tam konser dağılırken tuvalete tekrar gittim, evet kuyruk vardı ama içeride 35 kabin olduğundan yaklaşık 5-7 dakika arasında girmiş ve de çıkmıştım. Medeniyet gerçekten başka bir şeymiş! Hele de konserde.

Konsere gelecek olursak, Radiohead, Şubat 2012’de başlayan dünya turnesinin Amerika ayağını bu konserle bitirmiş oldu. Tam saatinde (21:00) sahneye çıktılar, 2 saati aşan bi sürede tam 23 şarkı çaldılar. Bu arada grup elemanlarının hepsinin neredeyse tüm enstrümanları çalabildiklerini bilmiyordum.
Ee nereden bileceğimm, Radiohead mi gördük biz!

Thom’a gelince… Şarkı aralarında hafiften sayıkladı: “What’s your name? My name is Kid A”

Açılışı son albümleri The King of Limbs’den Bloom’la yapıp 2 kez bis’e çıkıp, finali de Everything In Its Right Place ile yaptılar. Dönüm noktası albüm Kid A’den öncesine ait sadece 2 şarkı çalmaları beni de, beklenti içindeki diğer hayranları da bi parça hayal kırıklığına uğrattı sanırım. Mesela bir Fake Plastic Trees, bir Just, bi My Iron Lung ya da bi Exit Music (for a film) veya bi No Surprises çalmalarını beklerdim ben açıkçası. Turnedeki diğer konserlerde Karma Police’i çalmışlar gerçi ama bize onu da çalmadılar. Ama yine de nefis bir konser oldu. Sadece müzikal değil görsel açıdan da öyleydi. Söylenene göre sahnenin arkasındaki ekran, 14.000 geri dönüşümlü plastik su şişesinden oluşturulmuş. Değme HD ekranlara taş çıkarırdı valla, çok iyi fikirmiş. Thom orada da toplumsal bilincini konuşturmuş tabii. Ayrıca, sahnenin üstünde asılı, hareketli 18 ayrı ekran üzerine de grup elemanlarının farklı açılardan yakın plan görüntüleri yansıtılmıştı. Ama bahsettiğim bayağı bir yakın görüntüler, yani klasik dev grupların uyguladığı gibi seyirci ne yaptığımı görsünden çok, sahneye abstrakt bi hava katmak için yapılmış ve çok da estetik olmuştu.

Thom’a gelince… Şarkı aralarında hafiften sayıkladı (What’s your name? My name is Kid A vs), Lotus Flower’ın klibinden hatırlayacağımız tuhaf danslarından yaptı. Bizi mutlu etti.

Dönüşte önümüzde 2,5 saatlik bir yol vardı ama arabanın arkasındaki şanslılardan olan ben, güzel müziğin ve senelerin hasretinin bitişi üzerine tatlı bir uykuya daldım.

Konserin setlisti şöyleydi:

Bloom / There There / Kid A / Morning Mr. Magpie / The Gloaming / Separator / Lucky / Like Spinning Plates / Identikit / 15 Step / Nude / Lotus Flower / Paranoid Android / Feral / Little by Little / Idioteque

1. Bis: Give Up The Ghost / Staircase / I Might Be Wrong / Bodysnatchers
2. Bis: House of Cards / Reckoner / Everything In Its Right Place (True Love Waits intro)

Bu arada turnenin diğer ayaklarını merak edenler için:
http://radiohead.com/tourdates/

Burçin Tortop

Burçin Tortop tarafından çekildi: Radiohead – “Lucky”

2 Comments

  • Deniz 27 June 2012 - 16:58 Reply

    Ağlayarak okudum desem yeridir. Önümüzdeki hafta Berlin’deki konserleri için herşeyim hazırdı ancak ne şans ki konser iptal oldu. Yine de bu yazı iyi de geldi, hala onları canlı dinleyememiş olanların da hasretlerinin bitmesini diliyorum:)

  • Dudu 27 June 2012 - 19:05 Reply

    ben de oradaydım. organizasyon konusuna kesinlikle katılıyorum. böyle düzenli bir organizasyon görmedim. o kadar insan 5 dakikadan kısa sürede tüm alanı boşalttı. ne girişte sıra, ne bir şey.tuvalette 2 dk bile beklemedim ben. tabii tüm bunlar bizim için şaşkınlık yaratıyor.

    konser de oldukça samimi, kendi havasında ve güzeldi. ışıklar harikaydı, ses genel olarak çok iyiydi (bazı şarkılarda biraz bozulsa da).

    özet: dünya gözüyle görülmesi lazım, mümkünse yurtdışında.

  • Leave a reply