Rock’n Coke’un şansı

0 Posted by - 21 July 2013 - O OLDU BU OLDU

Sanatçı kadrosunu geçen hafta açıklayan Rock’n Coke (6-7-8 Eylül, Hezarfen Havaalanı), iptal edilen konser ve festivallerin ardından muhtemelen bu yazın tek büyük açıkhava etkinliği olacak

Gezi olayları, diğer alanları olduğu gibi müzik ve kültür sanat alemini de derinden sarstı. Seri konser iptallerini bir kenara bırakın, küçük ve orta çaplı isimler için büyük önem taşıyan bir sürü irili ufaklı bar performansı da yapılamadı.
Müzisyenler, müzik sektörü emekçileri iyi durumda değiller. Bunu klasik esnaf kan ağlıyor sızlanması olarak değil içeriden objektif bir gözlem olarak aktarıyorum.
Sanatçılarımız ve müzik emekçileri ellerinde sopalar ve palalarla sokağa dökülmüyor diye keyifleri gıcır sanmasın kimse.
Gezi’nin etkileyemediği bir etkinlik varsa o da Rock’n Coke oldu galiba. Yaz boyu yapılacağı ilan edilen büyük konser ve festivallerin iptalinin ardından gözler doğal olarak yaz sonundaki Rock’n Coke’a çevrildi. Festival, kadrosunda yer alacak grupları 10 Temmuz’da açıkladı. İkinci liste ise hafta içinde 16 Temmuz’da geldi.
Açıklanan bazı isimlere dair notlarım şöyle…

*Arctic Monkeys alternatif müzik dinleyicisi için çok büyülü ve özel bir ekip. Dünyada son 10 yılda çıkan en orijinal en şahane rock grupları arasında. Solistleri Alex Turner’ın pek çok anlamda bir dahi olduğunu düşünenlerdenim. Bu yıl çok az yerde konser veren bu grubu izlemek çok büyük şans olacak. Kaçırmamak lazım.

*Hurts ikinci büyük isim olarak öne çıkarıldı. Hatırlarsanız 2010’da yayımlanan ilk albümleri “Happiness”te yer alan “Wonderful Life”la tanınmışlardı. Bu yıl “Exile” isimli ikinci albümlerini yayımladılar. İiraf etmem gerekirse daha fazla ilgimi çeken isimler sayabilirim ben bu yılki festival kadrosunda.

*Onlardan bir tanesi La Roux. 80’ler usulü Brit pop müziğine odaklanan çok bariz bir tarzı var La Roux’nun. Bol synthesizer’lı bir sound ile üretilen dramatik dans şarkılarını ben severdim. BBC unplugged serisinde yer alan piyano başı performanslarıyla daha da hayran kaldım. La Roux’nun ikinci albümü bu yıl içinde piyasada olacak. İzlenmeli listeme ekledim bile bu konseri.

*Önceden de bir iki kez memlekete geen Editors açıkçası ilgimi çekmiyor. Yeni albümlerini dinledim, yeni bir şey bulamadım. Sevene karışmam.

*Oi Va Voi konusunda söylenecek ne kaldı bilmiyorum. Jay Jay Johansson bile daha az geldi memlekete.

*Selah Sue da daha önce iki kez geldi ama şahane bir ses. Dub, reggae ve soul dinleyen birisi orada olmalı mutlaka.

*The Cribs 2007’de “Men’s Needs, Women’s Needs, Whatever” albümü zamanında ilgi görmüştü. O zamandan bu yana üçüncü albümlerini yayımladılar. İndie rock sevenleri coşturacak bir ekiptir.

*Netsky konusunda beklentiniz büyük olsun. Dans müziği, drum’n bass ve elektronika sevenler tatmin olacak. Geçen yıl memleketi Rock Werchter’de yer alan performansı sırasında kendi gibi Belçikalı Selah Sue ile canlı bir performans gerçekleştirdiler. Umarım aynı şeyi bu yıl da yaparlar. Belçika demişken, ben bu festivalde Balthazar’ı da görmek isterdim. Bu yıl turnedeler. Ve şahane çalıyorlar.

*Ellie Goulding İngiltere’nin listebaşı sanatçılarından, genç bir yetenek. Brit ödüllerine bol adaylığı var, BBC Sound of 2010 ödülünü kazanmışlığı var. Türkiye’de çok tanınmayan ancak inde pop ve pop dallarında başarılı bir ablamız kendileri.

*Maximo Park’ı 2007’de Ratatat ile birlikte Yeni Melek’te izlemiştik. Maximo Park sevdiğim bir grup ama bana kalırsa Ratatat’ı bulup getirmek daha hayırlı olurdu. Ben hala o konseri unutamam.

*Palma Violets yeni nesil İngiliz indie rock gruplarından. Bu yıl yaz festivallerinde ufaktan boy göstermeye başladılar. Listede çok fazla İngiliz olması beni rahatsız etmedi açıkçası ancak başka türlü İngilizler de davet edilebilirdi. Mesela Dizzie Rascal ya da bir Jake Bugg da görmek isterdik kadroda. İkisi de bilet paralarını son kuruşlarına kadar hak ediyor.

Bunlar da olaydı iyiydi!
Bu yıl festival organizatör değiştirdi. Artık Pozitif ile değil Showhow ile çalışılıyor. Sanatçı seçimleri ile ilgili konularda ise Sziget Festivali’nden destek alınıyor. Ben genel olarak “farklı kesime hitap eden orta çaplı isimlerle festival yapma” stratejisini makul buldum. Her festivalde dev bir ismin başı çekmesi bir zorunluluk değil. İnsanların yeni müzikler ve gruplar keşfedeceği iyi zaman geçireceği, sevdiği grubun konseri bitince eve dönmek yerine kalıp sosyalleşeceği festivalleri daha çok seviyorum. Rock’n Coke ekibinin bu yönde adım atması doğrudur.
Bunu destekler şekilde Tame Impala, Django Django, Charles Bradley, Graveyard gibi bu yıl Avrupa’da dolaşan ekiplerden bir ikisi gelse renk olurdu sanki.
Yerli isimlerle ilgili notları başka bir yazıya saklıyorum.
Bana kalırsa bu yıl Rock’n Coke önemli bir avantaj ve şans yakaladı. Konserler dışında yaratacakları ortam ve oluşturacakları atmosferle bu şansı iyi değerlendirebilirler. Bakalım Hezarfen’de Eylül’de nasıl bir ortam olacak…

No comments

Leave a reply