RÖPORTAJ // Ayyuka: “Şanıyla yapalım dedİk, enİ konu sörf yaptık”

0 Posted by - 27 November 2013 - O OLDU BU OLDU

Ayyuka, 6 yıllık sessizliğin ardından yeni albümleri “Kiracı Odaları” ile taptaze bir dönüş yaptı. Karşımızda tabi ki aynı Ayyuka var ancak, latinden bossa nova’ya, western’den sörfe ve hatta tangoya kadar bin sesten beslenmiş bir albümle. Albümü kendilerine ait stüdyoda üretip kaydetmiş olmaları en önemli değişiklik. “Kiracı Odaları”nı ilk albüme nazaran daha derli toplu yapan da, grubun içine sinen bir kayıt gerçekleştirmiş olmasının sebebi de o stüdyoda kendi ellerinden çıkmış olması.

6tag-23286745-571744677701307019_23286745

**Bu albümde aynı Ayyuka esansı var ama ilkinden çok farklı. Bu farklılığı dile getirmek için türlü şey geliyor aklıma en iyisi sizden dinlemek.

Ahmet: İlk albüm kayıt olarak çok da memnun olduğumuz bir albüm değildi aslında. Birer birer baktığınızda güzel ancak yorucu bir albümdü. Yeni albümümüzü kendi stüdyomuzda kendimiz kaydettik. Mix’ine kadar bizim elimizden çıktı. İlk albüm nispeten daha iddialı bir sound’a sahip belki ama bunun kendi içinde bir bütünlüğü var.

Özgür: “Kiracı Odaları”nı çevreleyen estetik bir duruş yarattık ve onun dışına çok çıkmak istemedik. Sörf ağırlıklı diyebiliriz ama çok farklı disiplinlerden beslendik.

**Biraz western de var mesela…

Özgür: Evet western de var. Sevdiğimiz şeyleri daha konsantre şekilde yansıtmaya gayret ettik.

**Sörf deyince hiç dinlemeyen biri çok yanlış anlayabilir. Kaliforniya sörfü değil sizinki.

Ahmet: Aynen değil, Anadolu sörfü diyoruz biz. Karadeniz sörfü de olur.

**Bu albümü hazırlarken dönemsel olarak daha fazla sörf/western dinlemiş olabilir misiniz?

Özgür: Bu albüm için özellikle sörf dinlemeye başladık diyemeyiz. Hatta o kadar da sörf dinlemiyoruz. Marc Ribot’nun Los Cubanos’sunu çok dinliyoruz galiba.
Onun gitar olaylarından çok etkilendik.

Altan: İlk albüme baktığınızda da “Azgın Çengi”, “Hamam Sefası” şarkılarının gitar melodi ağırlıklı bir tarafı var. Madem öyle şanıyla yapalım diyerek eni konu sörf yaptık galiba. Biraz da latin de dinliyoruz. Latinle sörfün buluştuğu noktaya çok yakın zaten bu albüm.

Ahmet: Dead Combo var bir de, çok sevdiğimiz. Onlar da Los Cubanos’dan çok etkilenmişler. Bir şarkılarını çalıyoruz hatta sahnede. Bu olayı Türkiye’de 70’lerde de çok yapmışlar enstrümantal sörf. Cem Karaca’nın Apaş’ların sörf şarkıları var. Oralardan hiç çıkamıyoruz…

**Bir önceki albüm için daha iddialı diyorsunuz ama “Kiracı Odaları” sizi daha fazla insana ulaştırabilir gibi duruyor.

Özgür: Daha kolay dinlenebilir bir albüm oldu sanırım. Derli toplu olması, bir estetik kaygısının olması böyle hissettiriyor muhtemelen.

**”Kiracı odaları” sound’u sizi sahnede de daha kalabalık bir ekip yapmış. Bir trompetçiniz ve bir perküsyoncunuz var. Böyle mi devam edeceksiniz?

Özgür: Bu albümde bazı şarkılarda perküsyon kullandık. Bir iki şarkıda trompet var. Bazı konserlerde perküsyon ile çalışmışlığımız vardı. İlk defa Babylon konserinde hem trompet hem perküsyon ile sahne aldık. Zenginleştiriyor ve bu hoşumuza gidiyor. Bundan sonra da böyle devam edebilir galiba.

**70’ler İstanbul’undan kayıp bir kayıt gibi “Kiracı Odaları” kesinlikle plak baskısı hak ediyor. Var mı böyle bir plan?

Ahmet: Aldığımız en güzel iltifatı aldık galiba…

Özgür: Evet, albüm plak olarak basılacak. Yılbaşında diye bekliyoruz.

**Albüm adını Hasköy civarında bir sokaktan mı alıyor?

Ahmet: Aynen, stüdyomuzun olduğu sokak. 3 senedir o sokaktayız.

Özgür: Önce aletleri aldık, rahatça kayıt yapabileceğimiz bir yer haline getirdik. Bu albüme dair şarkılarından, duruşuna her şey oradan çıktı.

**Yakın tarihte bir Brezilya maceranız var. Nasıl gelişti o, nerede çaldınız?

Altan: Sao Paolo’da gerçekleşen bir yaza veda festivalinde çaldık. Mevsimler ters olduğundan tam mayıs ayında onların yaza vedasına gittik. Şehrin farklı yerlerinde sahneler kuruluyor. Biz de şehrin dışında kampüs gibi bir yerde çaldık.

Ahmet: Tamamen İstanbul’dan gelen müzisyenlerin performans sergilediği bir sahneydi o.

Özgür: İlhan Erşahin aracılığıyla oldu diyebiliriz. Onun ‘kuratörlüğünde’ belirlenmiş isimler. O sahne için danışmanlık yapmış festival ekibine. Büyük Ev Ablukada, Taksim Trio, doğal olarak İlhan Erşahin ve davulcumuz Alican’ın Barış K ile projesi İnsanlar vardı.

**Siz ekip olarak bir dönem İnsanlar’la ortak işler de yaptınız değil mi?

Özgür: Biz Altan’la bir dönem çalıyorduk. Doğaçlama üzerinden yürüyorduk. Ama şimdi ayrıldık onlar üç kişi devam ediyorlar yollarına. Canlı bir kaydı plak formatında basma aşamasındalar, hatta basmış dahi olabilirler.

**Kartonet bir harika, siz özel olarak mı Erden Özer Yalçınkaya ile çalışmak istediniz?

Özgür: Fotoğraflar da tasarım da Özer’e ait. Özer zaten Alican’ın yakın arkadaşı, sık sık görüştüğümüz sevdiğimiz bir arkadaşımız. Yapmazsan ayıp olur dedik, o da yaptı.

**Kartonette şarkılara dair söz/müzik ayrıntısı yazmıyor hiç, neden?

Ahmet: İlk albümde de öyle yapmıştık.

Özgür: Gerek görmedik çünkü Red Hot Chili Peppers da öyle yapıyor. (Epey gülüyoruz)

Altan: Herkes ufak ufak bir şeyler getirebiliyor. Bir de bizde şarkı kesinlikle ilk haliyle kalmıyor. Defalarca değişiyor. O yüzden, şu yazdı getirdi, biz de çaldık gibi bir durum olmadığından yazamıyoruz da diyebiliriz.

1 Comment

  • BU ARALAR DİKKAT EDİLECEK BİR İKİ ŞEY… | hafifmuzik 10 December 2013 - 15:26 Reply

    […] Ayyuka’nın yeni albümü “Kiracı Odaları”na, buradaki şahane müzik işçiliğine * Justin […]

  • Leave a reply