RÖPORTAJ // THE RİNGO JETS – TAVİZSİZ ROCK’N ROLL

0 Posted by - 02 September 2013 - O OLDU BU OLDU

Harika bir uyum içerisinde çalan iki gitarist; gaz mı gaz riff’ler, cayır cayır blues ruhu. Üzerine fırında atom sütlaç ayarında bir davulcu. Üstelik üçü de harika vokal yapıyor ve dibine kadar rock’n roll’dan taviz vermiyorlar. Yaklaşık bir power trio muhteviyatına sahip olan The Ringo Jets, takriben iki senedir İstanbul alternatif müzik sahnesini sallayan ekiplerin başında geliyor. Newcomers Festival ile başlayan yolculukları, mayıs ayının son günlerinde sahne aldıkları İspanya’nın kalbur üstü müzik festivali Primavera Sound ile başka bir boyuta taşındı. Grubun Primavera’ya gitmesine vesilen olan ve albümünün kayıtları Milano’da Muse, Franz Ferdinand gibi isimlere prodüksiyon yapmış olan Tommaso Colliva tarafından gerçekleştirildi. Grup bu haftasonu Rock’n Coke sahnesinde bir perofrmans sergileyecek.

Grup nasıl kuruldu nasıl bir araya geldi?

Lale: Daha evvelden Tarkan’ın bir grubu vardı ‘kraker’diye. Şans eseri davulcusu askerdeyken ben dahil oldum aralarına. Sonra biz Deniz’e göz koyduk. Gitar/vokal olmasını çok istemiştik. Orada başladı; baktık çok eğleniyoruz kendi grubumuzu kuralım bakalım neler olacak diye çıktık yola.

Underground sahnede de sizi çok sevdiler, bağıra basma durumu oldu sanki ne dersiniz?

Tarkan: Oldu ama neden oldu abi biz de bilmiyoruz ki…

Lale: İçinde olduğumuz için pek anlayamıyoruz nedenini.

Tarkan: Şirin tipler olduğumuzdan da olabilir. Efendi, eli yüzü düzgün tipleriz en nihayetinde.(kahkahalar)

İnsanlar Rock’n Roll’a açtı ondan olabilir belki…

Tarkan: İnsanlar rock’n roll’a hep aç. Fark etmiyorlar sonra önlerine gelince saldırıyorlar.

Lale: Biz içimizden geldiği gibi çaldık, onlar da içlerinden geldiği gibi dinledi. Ondan oldu bu karşılıklı sevişme durumu.

İlk EP’nizde tüm şarkılar İngilizce’ydi, albüm de öyle mi?

Lale: Çıkacak olan albümde Türkçe şarkı yok. Fakat Türkçe şarkı yapmayacağız gibi bir takıntımız da yok. Bu şarkıların hakkı İngilizce sözdü o yüzden İngilizce yazdık.

Tarkan: Bir de bu söz yazma durumu, insanın içinden gelen bir şey ve zor bir durum. Hangisi daha rahatsa öylesini yapıyoruz. O sebeple İngilizce tercih ediyoruz.

Uluslararası arenada top koşturma arzunuz (tabi varsa öyle bir arzunuz) etkili olmuş olabilir mi, İngilizce sözlü müzik yapmanızda?

Lale: Öyle bir durum söz konusu değil. Çünkü bu grup müzik yapmaya başladığında kaç adım öteye gideceğimizi bilmiyorduk. Hesaplamadık da. Bu grubun grup olacağı konusunda dahi bir fikrimiz yoktu.

Primavera bağlantısı nasıl kuruldu?

Lale: Bağlantı menajerimiz Reha Öztunalı tarafından kuruldu. Her sene belli gruplar öneriliyor. Bizim kayıtlar daha tamamlanmamıştı ve Primavera için süreci hızlandırıp birkaç kaydı çabucak bitirdik. Başvurular arasından yapılan seçimin ardından bizim kabul edildiğimiz açıklandı. Primavera’ya Türkiye’den kabul edilen ilk grup olduk.

Tarkan: Bağlantı sadece başvuru için kuruldu yani, özel birilerine göndermedik kayıtlarımızı. Herkes nasıl başvuruyorsa öyle başvurduk ve kabul edildik.

Nasıl geçti Primavera? Orada olmak nasıl bir histi?

Lale: Çok güzel geçti! Büyük ve heyecanlı bir kalabalığa çaldığımız için biz de epey zevk aldık. İyi de bir konserdi, sonrasında da güzel eğlendik. Kısacası Primavera deyince hala yayık bir şekilde gülümsüyorum ben.

Yakında neler var The Ringo Jets’in gündeminde, konser vs.?

Deniz: 7 Eylül’de Rock’n Coke’tayız. Ardından yurtdışı konserleri başlıyor tekrar; Ekim’de Viyana Waves Festivali var, Kasım’da Madrid ve Barcelona konserleri en yakın tarihler. Yurt içi konserlerimiz henüz belli değil ama elbette olacaktır.

Primavera’da bir hayli isim çaldı, aynı sahneyi paylaşmaktan dolayı heyecanlandığınız isimler var mı?

Tarkan: Shellac mesela. Tabii ki, Dinasour Jr…

Lale: Rodriguez var. “Seraching For Sugar Man”de oynayan adam Rodriguez oradaydı. Biz de oradaydık, bu çok heyecan vericiydi.

Albümden bahsedelim biraz, ne zamandan beri kayıttasınız, EP’den şarkı var mı?

Tarkan: EP’den tek bir şarkı var. Milano’da verdiğimiz konseri izleyen prodüktörümüz Tomasso, “Tease”in albümde olmasını çok istedi ve yeniden kaydettik.

EP’den sonra yazılmış şarkılar mı yoksa, albüm için girip yeniden yapılmış şarkılar mı ağırlıkta?

Lale: Bizim iki kere stüdyoya kapanmamız sonucu ortaya çıkan şarkılardan oluşuyordu, EP. Ardından onlarca şarkı çıktı. O şarkıların arasından, daha önce konserlerde çaldığımız ve oturmuş şarkıları kaydetmeyi tercih ettik. Daha da beste geliyor, durmadan beste üreten bir grubuz.

Kayıtları nerede yaptınız?

Lale: Milano’da “Officine Meccaniche” isimli 1960’lardan beri ses stüdyosu olan bir yer. Ekipman çıldırttı bizi.

Tarkan: Orada kayıt yapmış isimler de efsanevi. Duke Ellington ismi geçti mesela küçük dilimi yutuyordum. Onun dışında bu dönemden Muse, Franz Ferdinand, Phoenix, Mark Lanegan gibi isimler var.

Lale: Prodüktörümüz de ekstravagant bir isimdi. Tommaso Colliva, Muse’un son iki albümünde ve Franz Ferdinand’ın son albümünde prodüksiyon yapmış bir isim. Çalışması çok keyifli ve rahat bir adam. Bizim için çok lüks bir deneyimdi.

Bu albümde cover var mı peki?

Lale: Evet var. Bir tane Yardbirds cover’ı var. Ayrıca Slim Harpo’nun bir şarkısı var. Bizim öyle illa ki kendi şarkılarımızı söyleyeceğiz gibi takıntılarımız yok. Çizgilerimizi ve duruşumuzu belli eden şarkılardı, aldık albüme. Bu arada plak olarak basılacak albüm. Biraz da CD basarız herhalde ama aslen plak formatında ve dijital olarak yayınlanacak.

Hangi şirketle çalışacaksınız?

Lale: Şu an menajerlik işlerimizi de yürüten Artistic Ideas’ın kendi plak şirketi olan Tantana Records etiketiyle yayınlanacak.
Kimlerden, hangi akımlardan besleniyorsunuz?

Tarkan: Motown gruplarından çok etkileniyoruz. 50’ler rock’nroll’u, 60’s beat, 70’lerin hard rock’ları, Hendrix, Deep Purple; HardCore Punk grupları vs. Son dönemlerden Jack White’ın projeleri, Kyuss, The Hives gibi isimler.

Memleket karasularından sevdiğiniz isimler var mı?

Deniz: Ben bu aralar araştırıp araştırıp Erkin Koray, Cem Karaca, Apaşlar gibi o dönemin mainstream’i denebilecek isimleri dinliyorum.
Lale: Ben de Batman Orkestrası’na hastayım.

Tarkan: Eskiz diye bir grup var onları seviyoruz. (Kahkahalar)

Ben bir olay hatırlıyorum… Siz stüdyoda kayıt yaparken Lale’nin davulunun sesini duyup kim gelmişti?

Lale: Dennis Chambers geldi. Davullarına bakabilir miyim dedi. Ben ilk görüşte tanıyamadım, buyrun bakın dedim. Sonra oradan “Mr. Chambers” lafları geçince Tarkan’a yoksa dedim, o da aynen dedi. Fırsat bu fırsat, ben de onun set-up’ını inceledim. Paiste zillerine benzettiğini ama onlardan daha iyi olduğunu söyledi.

Tarkan: Alt stüdyoda kayıt yaparken bizim gürültümüzden kendi müziğine konsantre olamamış. Davulun sound’unu çok beğenmiş incelemek istedi. Özellikle Lale’nin el yapımı zilleri fazlasıyla ilgisini çekti.

Zilleri nerede yaptırmıştın?

Lale: Güçlü yaptı. Smyrna zilleri vardır. Ben şurası şöyle olsun burası böyle olsun dedim. Chambers’ın dediği gibi, temel olarak Paiste zillerinden esinlendik. Güçlü daha iyisini yaptık demişti, Chambers tarafından da onaylandı.

*Aslına bakarsanız bu söyleşi Miller Time Magazine için gerçekleştirilmişti ve haziran ayında yayınlanması planlıyordu. Kısmet bugünlereymiş. Rock’n Coke’ta enfes sahne şovlarını izlemeyi unutmayın!

1 Comment

  • The Ringo Jets ilk albümünü sonunda yayınlıyor! | hafifmuzik 14 January 2014 - 16:38 Reply

    […] The Ringo jets ile aylar önce albüm üzerine lafladığımız söyleşiye gözatmak isterseniz, böyle buyurun. […]

  • Leave a reply