Şarkılar senİ söyler, dİllerde nağme adın

0 Posted by - 07 July 2013 - LİSTE, O OLDU BU OLDU

Eğer bir sanat eseri toplumsal belleği muhafaza etme görevi görüyorsa tadı bir başka oluyor. Protest şarkılar, ötekinin dili olmayı başarmış olanlar hep en sevdiklerimiz. John Lennon’ın “Imagine”ını düşünün bir. Clash’in ‘London Calling’ini ya da Gil Scott-Heron’ın “Revolution Not Will Be Televised”ını düşünün. O şarkılarda hissettiğiniz ruhun yegane sebebi, kofti aşk hikayeleri ya da hikayeden kelime oyunlarıyla süslenmiş birer meta olmayışları.

“Imagine” Lennon’ın hepimiz için var ettiği ütopik bir yeryüzü cenneti sunarken, Joe Strummer Clash’in efsane albümüne adını veren şarkı “London Calling”de, sizi her an sokaklara dökebilecek ruhu hiç unutmamanızı sağlar. Gil Scott-Heron ise 70’li yılların Amerika’sında siyahileri ötekileştiren ırkçı politikalar çemberinde kendini bulmaya çalışırken, devrimlerin televizyonlardan yayınlanmayacağını öğütlemiştir. Özellikle Gil Scott-Heron’ın içerisinde bulunduğu Black Pride akımının üretkenliği ve ötekilerin sesi olmayı hakkıyla başarmış olması, onları en gıpta edilesi akımlardan biri yapıyor.

Her yeni sınıf, kendi kültür ve sanat düsturuyla var olur. Bunun sebebi, kişinin doğduğu andan itibaren, ikamet ettiği bölgenin asayişine uygun davranma zorunluluğu olan kültürden bıkmış olması ve ona başkaldırması olabilir. İster istemez bir anti-kültür’ün mensubu olursunuz. Sonra yeni bir dil doğar. Bunu niye anlatalım ki, an be an bunları yaşıyoruz aslında. Sokağa hakim olan o ‘kahrolsun bağzı şeyler’ ağzı, yeni bir dilin doğuşudur. Yeni bir şeylerin ilk adımıdır. O dilin alaycılığı ve yaratıcılığı, içerisinde yaşadığımız memleketin artık çürümüş politika fırıldaklarına ve kör(olası) medyaya tepki olduğu kadar, hepimizi tek tip belleyen kültür sanat endüstrisine de bir tepki bu.

Dedik ya, çok şükür her sınıf kendi kültür ve sanat düsturuyla var oluyor. Yani güzel günler uzakta değil. Eylemlerin yaratıcılığı ve süreç içerisinde Bostan’dan Kütüphane’ye ortaya koyulan ‘eserler’ fazlasıyla tatmin edici. Müzisyenlerden gelen destek paha biçilemez. Sayısını bilmediğimiz onlarca şarkı yapıldı. İlk taşı Duman attı bir “Eyvallah” çekti ve ardı arkası kesilmedi. Kardeş Türküler’in “Tencere Tava Havası” ve Boğaziçi Caz Korosu’nun Gezi Parkı için hazırladığı uyarlama, ince ince işlenmiş alaycılığı ile kendini en çok sevdirenler oldu. Bedük, Nazan Öncel ve Hüsnü Arıkan gibi popüler isimler, underground ekiplerden Yok Öyle Kararlı Şeyler, Melek ve Nihil Piraye, daha önceleri protest söylemleri olan müzisyenlerden kendi evinden ses eden amatör müzisyenlere onlarca müzisyen Gezi Direnişi’ni dillere nağme etmekle kalmadı, toplumsal belleği de muhafaza ettiler. Eğer bir sanat erseri toplumsal belleği muhafaza ediyorsa tadı bir başka oluyor demiştik. Tıpkı Boğaziçi Korosu’nun Park’tan canlı canlı kaydettiği şarkıda dediği gibi; bibergazı da derdi de tasası da baldan tatlı. Tabii, şarkısı da türküsü de…

Unutmadan, biz burada kendi türkümüzü yazarken mektubuyla destek olan Roger Waters, Elif Key aracılığıyla selam gönderen Patti Smith, bir konserinde Gezi Parkı’na selam eden ardından “Imagine”ı söyleyen Joan Baez ve direniş için bir şarkı yazan Chinawoman bizler için artık hep ayrı bir yerde olacaklar. Ne de olsa ruhumuza dokundular bir kere.

* Gezi Parkı için bestelenmiş, icra edilmiş tüm şarkılar için, http://capulcular.bandcamp.com ve http://gezimusic.tumblr.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

2 Comments

  • bıdıbıdı 08 July 2013 - 15:53 Reply

    bu eylemin ruhunu yansıtan en iyi iki şarkı bence “yok öyle kararlı şeyler – kökler” ve “cemiyette pişiyorum – buldozer” dir. duman’ın eyvallah şarkısının da hakkını vermeliyim ancak o ilk başta gezi parkına yönelik bestelenmemiş bir şarkı.

  • Yagmur Telli Yucel 15 October 2013 - 13:08 Reply

    Patti’nin “Notes To The Future” şiirine Gezi’den görüntülerle hazırladığımız video:
    https://vimeo.com/75827482

  • Leave a reply