SİNEMA YAZARLARINA SORDUK: !F İSTANBUL’DA NE İZLESEK?

0 Posted by - 04 February 2014 - O OLDU BU OLDU

Bu yılki tanıtım filmiyle birçoğumuzu onikiden vurmayı başaran 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13 Şubat’ta İstanbul’da başlayacak ve 27 Şubat itibarıyla Ankara ve İzmir’e yola çıkacak.

Bu yıl da Toronto, Venedik, Cannes gibi önemli festivallerde ilgi alaka görmüş filmleri, bağımsız sinemanın leziz örnekleri, !f müzik ile İstanbul’un gece hayatına renk verecek partileri ile yoğun ve doyurucu bir takvimle karşımızda !f İstanbul. Festival kapsamında “Nymphomaniac”, “Dallas Buyers Club” gibi merakla beklenen filmler Türkiye galasını yapacaklar. Keş!f bölümü yine yılın ilham veren yönetmenini arayacak. Sevmekten korkmayanlar için “Gökkuşağı”, klasiklerden ve ustalardan vazgeçmeyenler için “Kült” bölümünde yine harika filmler mevcut. 30 farklı şehirde 36 lokasyonda aynı anda sinema keyfi yaşatacak olan “!f ²” bu yıl da tam gaz devam ediyor.

Festivalin tanıtım filmindeki ‘direniş ruhu’ perdeye “Aşk & Başka Bi’Dünya” yarışması ile yansıtılacak. !f İstanbul kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenecek olan yarışma ‘yılın en yaratıcı müdahalesini’, filmleriyle, sinema diliyle dünyayı değiştirmeyi hedeflemiş yönetmenler ile birlikte arayacak. Bu bölümde Saddam Hüseyin’in Baas rejiminin kimyasal saldırıları sonucu 182 bin sivil Kürdün ölümüne neden olan katliamdan kurtulan Faraj’ın yıllar sonra bölgeye gidişini anlatan “1001 Apples”, İran kökenli Riahi Kardeşlerin birlikte yönettiği, Femen’den Occup Wall Street’e mücadelenin farklı biçimlerinin ele alındığı “Everyday Rebellion” ve müzikseverlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğümüz iki film; Pussy Riot’ın hikâyesini konu alan “Pussy Riot: A Punk Prayer” ve Koray Kaya’nın yönettiği, çağdaş müziğin algı süreçlerini İlhan Mimaroğlu’dan Aydın Esen’e, İlhan Erşahin’den Arto Tunçboyaciyan’a, önemli müzisyenlerle tartışan “Anarchic Harmony” yer alıyor.

“Aşk & Başka Bi’Dünya”, “Küçük Müdahaleler” bölümünün de ilham kaynağı olacak ve Salt’ta gerçekleştirilecek etkinlikler arasında “Şifalı Sözler: Zor zamanlarda ‘devam’ diyen bir hikayeyi nasıl yaratırız?’ atölyesi, Erdem Helvacıoğlu’nun Gezi direnişi süresince kaydettiği dış seslerden oluşan 60 dakikalık işinin dinletisinin sergileneceği “Direnişin Sesleri” konseri ve birçok farklı konuşmacının yer alacağı bir konuşma serisi gerçekleştirilecek.

Festival filmleri arasından bizim için bir seçki sunmasını istediğimiz Milliyet Gazetesi yazarı Nil Kural, BirGün Gazetesi yazarı Alkan Avcıoğlu, Altyazı dergisi yazarı Fırat Yücel ve Milliyet Sanat yazarı Selin Gürel’in seçtiği filmler hemen aşağıda. Bunların yanında Cem Altınsaray’ın festival programından çıkardığı kapsamlı seçkiden bizim için önerdiği dört film de yazının hemen sonunda.

NİL KURAL / Milliyet

“The Selfish Giant”

İngiliz işçi sınıfından iki çocuğa odaklanan ve Ken Loach’un sinemasını hatırlatmasıyla kendisinden söz ettiren İngiliz filmi “The Selfish Giant”, yurtdışı festivallerde övgü toplayıp Türkiye’de merakla bekleniyordu. !f’te bu merak son bulacak.

“Strange Little Cat”

Alman yapımı film, gündelik hayatın sıradanlığı içinde sıra dışı olmayı başaran, genç yönetmenin ustaca yönetmenliğiyle şaşırtan müthiş bir ilk film.

“Under the Skin”

Jonathan Glazer’ın uzun bir aradan sonra çektiği bilimkurgu türündeki film, sırf yönetmenin kariyeri nedeniyle bile izlenir. Gösterildiği yerlerde eleştirmenleri ikiye bölse de, beğenenler başyapıtla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyor.

“Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky”

Düşünür Noam Chomsky ve yönetmen Michel Gondry birlikteliği tek başına bu belgesel filmi izlemek için bir neden.

ALKAN AVCIOĞLU / BirGün

“The Night of the Hunter”

Bu sene !F Kült’ü kaçırmayın. Charles Laughton’ın yönettiği 1955 tarihli klasik eşi benzeri olmayan türden bir film. Bir çocuk masalı formundan adeta bir kara film, bir gotik alegori çıkartmayı başaran “Caniler Avcısı” usta işi görüntü yönetmenliği nedeniyle büyük perdede izlenmeyi hak ediyor.

“The Double”

Terry Gilliam ve Roman Polanski ihamlı modern bir Kafkaesk hikayeye sahip film yılın en iyilerinden. Filmin olağanüstü müziklerine dikkat.

“The Selfish Giant”

2010’da “The Arbor”la kendine hayran bırakan Clio Barnard dikkatle takip edilmesi gereken yeni yönetmenlerin başını çekiyor. Bunun en iyi ispatı da ilk uzun metrajlı kurmaca filmi “Bencil Dev”. Lynne Ramsay, Ken Loach, Andrea Arnold etkileri taşıyan film olağanüstü bir yönetmenliğe sahip. Sadece oyunculuk performansları için bile sinemanın yolunu tutmaya değer.

“E Agora? Lembra-me”

Bu seneki festival programının gerçek sinefilleri peşinden koşturacak filmi. Joaquim Pinto’nun filmi zamanın akışını yakalayan, ufak anların sinemasal güncesini tutan ve bunu zarafete dökmeyi başaran kıymetli ve içten bir film.

FIRAT YÜCEL / Altyazı

“Nymphomaniac”

Von Trier, Deccal’de anksiyete, Melankoli’de ise depresyon illetine kapılan kadın karakterin karşısında “rasyonel” erkeği koyuyordu. Üçlemenin bu son filminde ise seks bağımlısı bir kadının karşısında yine “akıl”ı temsil eden bir erkek var. Von Trier’in doğa-kültür çatışmasını, tarihten ve toplumsal ilişkilerden bağımsız bir kadın-erkek ikiliği üzerinden anlatmasında seksist de olmanın ötesinde ırkçı bir tavır var ve bununla ilişki kurabildiğimi söyleyemeyeceğim. Nymphomaniac ise, kadın cinselliğine dair tuhaf formüller öne sürererek bunu neredeyse kafatasçı bir boyuta kadar taşıyor. Öte yandan bu film, ilk ikisi kadar sıkıcı değil, en azından biraz daha oyunbaz olmayı, hatta nerdeyse -mümkün olduğu kadar- kendiyle dalga geçmeyi de deniyor bu kez Von Trier. Ayrıca, ticari vizyonda ne olacağı belli olmaz, Von Trier’in sansürlü sinemalara çıkardığı film, Türkiye vizyonunda daha da sansürlenebilir. Yani bence şart değil ama izlenecekse !f’te izlensin.

“Kaze Tachinu”

Miyazaki’nin çektiği son film olduğu söyleniyor. İzlemeden yapamayız. Üstat, savaş uçağı tasarlayan bir adamın hikayesinden anti-militarist bir masal çıkarmayı başardı mı acaba? Her şekilde merak uyandırıyor.

“Shirley: Visions of Reality”

Edward Hopper’ın resimlerinin içinde dolaşmak nasıl bir şey olurdu, bu resimler hayal edildikleri döneme dair neler söylüyor, bir anı temsil eden resimlerdeki karakterleri hareketlendirmek nasıl bir sonuç doğurmuş? Riskli bir belgesel projesi ama izlemesi ilginç olabilir.

“Burası & Orası: Roboskî Mon Amour & Sessiz Devrim”

Biri Roboskîkatliamını ve diğeri Rojava direnişini konu edinen bu iki belgesel izlenmeli… Devletin en ucuz siyasi taktiklerle olayların üstünü örtmeye çalıştığı şu günlerde, ölümün, acının, yasın, yaşamın ve
direnişin anlamlarını unutmamak için.

SELİN GÜREL / Milliyet Sanat

“The Selfish Giant”

2013’ün en iyi bağımsız filmi. Filmin yoğun gerçeklik hissi yapay bir formülün ürünü değil. Filmin atmosferini soluyanlar da gerçek kişiler, oyuncular değil. The Selfish Giant sapına kadar gerçek. Ama uyarmak gerek: Vurucu ve iç acıtan finali uzun süre akıllardan çıkmayacak.

“The Double”

Tek filmle tutkuyla takip edilecekler listesine giriş yapan Richard Ayoade’in The Double ile Submarine’i aşması büyük sevinç kaynağı. Retro bir fütüristik alemde mizahı karanlıkla yoğuran Ayoade, eski bir öyküden taptaze bir film çıkarıyor. Sinemada yaratıcılık peşinde koşanlar için.

“The Square”

“Meydan”ı belgeleyen ve kollektif bir çalışmanın ürünü olan bu çok özel belgesel, yaşananlar arasındaki paralellikler sayesinde, Gezi’nin henüz çekilmemiş ama hayallerimizde büyüttüğümuz o muhteşem belgeselinin yerini tutacak kapasitede. İki eliniz kanda da olsa izleyin.

Cem Altınsaray’ın tamamına şuradan bakabileceğiniz önerileri ise şöyle:

“I Am Divine”
“Short Term 12”
“Al Midan”
“The Double”

2 Comments

  • Burak 04 February 2014 - 14:48 Reply

    Font seçiminiz yanlış mı olmuş sanki okumak biraz zor.

  • Metronomy’nİn yenİ vİdeosu Michel Gondry’den | hafifmuzik 12 February 2014 - 15:34 Reply

    […] ile yaptığı mülakatları konu alan animasyon filmi “Is the Man Who Is Tall Happy?” !f İstanbul kapsamında gösterilecek olan yönetmen, festivalin konuğu olarka İstanbul’a […]

  • Leave a reply