Taksim’i biz yaptık!

0 Posted by - 09 October 2012 - O OLDU BU OLDU


Rantını yemek size düştü. Buyrun, kazın, delin, oyun, taşa betona boğun. Altını üstüne getirin, tanınmaz hale sokun, parça parça eş-dost akrabaya dağıtın. Cami yapın, kışla yapın, avm, otopark yapın, cümleten hayrını görün…

Artık sizindir. Ama hiç fark etmez. Bundan sonra ne yaparsanız yapın, gerçeği değiştiremezsiniz. Taksim’i biz inşa ettik. Biz yaptık. Batakhanelerin, pavyonların, berbat meyhanelerin, sidik kokan sokakların, kusmuklu kaldırımların Taksim’inden, şimdi elinizde kazma kürek iştahla daldığınız “kültürlerin mozayiği” diye övündüğünüz Taksim’i biz yarattık.

Biz. Tıksıra tıksıra içenler, Batı özentileri, apolitik gençlik. Festivallerde bira içmesinler diye telefonla talimat verdikleriniz, bu uğurda yasaları değiştirip genelgeler yayınladıklarınız. Sokakta altından masaları-sandalyeleri çektiğiniz biz. Ne sağa ne sola, ne aşağı ne yukarı yaranabilenler.

Butik otellerinizi, restoranlarınızı her köşesine sokuşturmaya heves ettiğiniz bu yeri biz yarattık. Paraya dönüştürmek size düştü. Delin, oyun, kazın, betona boğun, her yanına cami yapın, kışla yapın, alışveriş merkeziyle donatın. Her yıl kaldırımlarını kırıp yeniden yapın fark etmez. Bu gerçek değişmez.

Taksim sizin olsun, eşinizin-dostunuzun, çocuğunuzun üzerine yapın her sokağını. Nesiller boyu hayrını görün.

Biz kendimize başka bir yer buluruz. Biz dediğim yeni nesil. Hala eziyet görenler, dışlananlar, hor görülenler var nasılsa. Gaz yiyenler, üniversite sınavlarında hakları yenenler, sınavı geçince liseleşmiş üniversitelerde varolmaya çalışanlar, hamile hamile coplananlar, enteller-danteller, monşerler, Tophane’de dükkanları taşlananlar, festivallere gidiyor diye vatan haini ilan edilenler, sizinle aynı gelenekten, meşrepten, mahalleden olmayanlar.

Milliyetini, kökenini, dinini, mezhebini, cinsel tercihini, beğenmediklerinize hakaret etmek için kullandığınız herkes.

Kimseye sormadan, danışmadan alelacele kazmalarla küreklerle daldığınız ve sizi önümüzdeki 20 yıl oyalayacak Taksim sizin olsun. Ne gam…

Biz verimsiz tarlaya, betona, taşa sızar, içinden geçer, kimyasını değiştirir kendimize yeni bir Taksim yaratırız. Sonra siz gelirsiniz kazmalarınızla küreklerinizle, avukatlarınızla, eşe-dosta-yeğene yaptırdığınız dev mimari projelerinizle. O zamana kadar bizimdir nasılsa orası.

Biz kaçarız, siz kovalarsınız. Yakaladığınızı zannettiğiniz anda biz çoktan başka yerde oluruz.

Siz de sevgili kültür adamınız İskender Pala’yla “erotik” diye türkü, moral bozucu diye yabancı müzik yasaklatma peşinde koşarsınız. Nikahsız yaşayan kurmaca dizi karakterlerini baskıyla evlendirtmek gibi önemli kültürel başarılara imza atarsınız.
Arada belki “neden muhafazakar sanat yok” diye tartışırsınız yeni Taksim’inizin avm’lerinin alt katındaki görkemli kongre merkezlerinizde.

Neden muhafazakarlar bir Taksim üretemedi? Neden hala 2 bin yıllık dünyanın en güzel, en tarihi, en heyecan verici şehrinde yaptığımız en iyi şey tahta evlerde incik boncuk satılan, padişah kılığında fotoğraf çektirilen ramazan parodileri diye düşünürsünüz.

Neden dünyanın en eski mimari şahaserlerinden Ayasofya’nın önünde düzenleye düzenleye simit festivali düzenliyoruz diye sorarsınız kendinize. Sormalısınız. Belki yanıtını 100 yıl sonra bulursunuz.

O zamana dek tıksırana kadar içenler üretecek, siz peşlerinden rantına konacaksınız. “Ayyaşlar”, “kafirler”, “boğaza karşı içenler”, ekecek iyisiyle kötüsüyle, yanlışıyla doğrusuyla… Siz biçeceksiniz.
Yeni Taksim’inizin rantı bol olsun, cümlenize hayırlı avm’ler, bol inşaatlı günler.

25 Comments

  • Cem Çetinok 09 October 2012 - 14:11 Reply

    İsyanınıza katılıyorum. Bu müthiş samimi yazınız için sizi tebrik ediyorum. Kalbim sıkıştı okurken… : (((

  • Osman Öztürk 09 October 2012 - 14:45 Reply

    Doğru batakhaneleri ve pavyonları biz işletiyorduk..Ayrıca siz kimsiniz biz kimiz bu kadar ağır ithamlar bu kadar yüksek sesle yazmalar sizi haklı çıkarmıyor. Diyelim ki biz akp zihniyetiyiz öyle diyorsunuz ya ki İKSV’den tutun Tabanlıoğluna Tarlabaşı projesine kadar hiçbiri akp’li değildir mevcut projelerin ya hadi neyse..Biz diye bir kavram varsa Tarihi Topçu kışlasını yıkan sizsiniz. biz diye bir kavram varsa The Marmara’yı meydana diken sizsiniz ayrıca oradan çıkan ateşinde sorumlusuz biz değiliz herneryse…Biz diye bir kavram varsa Tarlabaşı ile İstiklali ayıran yolu yapan oradaki tarihi evleri yıkan ve zengin fakir ayrımını o bariyerler açığa çıkaran sizsiniz. Şimdi biz o aradaki ayıbı yani bariyeri kaldırıp yolu alta alıp tarlabaşı ile istiklali birleştiriyoruz ayrıca meydanı trafiğe kapıyoruz tarihi Topçu kışlasınıda aynen yeniden imar edip avlusunuda şuanki parkı aynen koruyoruz. Bizmi daha iyiyiz siz mi? Üstelik Akm de yıkılmadan yeniden inşaa ettiriliyor üstelik o çok söylenen kişi tarafında restore ediliyor kendisi AKM’nin mimarının oğlu daha kim yapabilirdi ki restorasyonunu..Yani siz sadece bir paranoya yaşamaktasınız ve maalesef yazı yazmayı bildiğiniz için burada hakaret ediyorsunuz..

    • Mehmet Tez 09 October 2012 - 16:48 Reply

      Biz dediğim laik kesim değildir. Siz dediğim de dindarlar değildir. Başka eksenler de var hayatta. Her şey siyah beyaz değil. Biraz böyle düşünün. Daha zor ama belki daha doğru bir yere çıkarır.

  • Ayşe Belen 09 October 2012 - 14:54 Reply

    Ayasofyanın önündeki cafelerde çokta güzel içiliyor kusura bakmada ben yıllardır bütün festivallere katılırım ayasofyadaki organizasyonlara laf atıp taksimde sırf içmekten başka birşey yapmadığın için karalayamazsın…Üstelik Taksimde sadece son 10 yıldır yürünebiliyor eskiden güvenli bile değildi hatta şimdi çöp arabaları kaldırım temizleyen araçlardan bunaldık..Ayrıca geçen gün cuma saati demirörenin oradaki camiyi gördüm insanlar sokaklarda namaz kılıyorlar bence bir cami ihtiyacıda var ayrıca muhafazakarlar niye bir taksim üretemedi diyorsa fatihte at pazarına bir gitmeni tavsiye ederim değme benzeti mekan fransız sokaklarına bin basar çok ağır konuşmuşsun üstelik her meşrepten insan diyip mozaik diyeceksin sonra biz siz diyeceksin ayrıca avm’lere çok karşı biriyim ve oradaki tek avm’yi yapanda yıldırım demirören yani çok dindar biride değil …

    • Mehmet Tez 09 October 2012 - 16:47 Reply

      Benim ne içip ne yediğimi nerden biliyorsunuz? Bir. Dindarlıkla bi derdim yok. İki. At Pazarı’nda size iyi vakitler diliyorum. Üç. Hayatı da bu yazıyı anladığınız gibi anlıyorsunuz herhalde başarılar.

  • bilge alvaro 09 October 2012 - 17:16 Reply

    ayşe belen at pazarını cok begenmıs at gozluklerı de oradan gelıyor herhalde bazı gercekler saptırılsa da degısmez ayse hanım onun da tek adı var RANT.SIZ YA DA BIZ RANT BU ULKEYI BU HALE GETIREN TEK HALT.nokta.

  • erhan 09 October 2012 - 17:41 Reply

    yazınızı oldukça beğendim,gelen yorumları da beğendim..bu kadar keskin konuştuğunuza göre bu tepkileri alacağınızı tahmin etmişsinizdir.kolay gelsin

  • meric funda 09 October 2012 - 17:58 Reply

    Saygilar…

  • ufuk 09 October 2012 - 19:11 Reply

    meydan projesinin destekçilerinin bir şehir mimarisinin nasıl olması gerektiğini bilmeyen, önünde daha iyi örnekler olmayan, araştırmayan gezmeyen insanlardan, yani türkiye’nin çoğunluğundan oluşması maalesef şaşırtıcı değil.

    fatih’in at pazarındaki “filistin nargile cafe”yi fransız sokaklarına benzetenler bir kere fransa’ya gitmişler midir, ya da en azından bir avrupa ülkesini internetten derinlemesine araştırmışlar mıdır?

    dünyanın herhangi bir gelişmiş kentinin nasıl bir çevre sorumluluğu ve mimari altyapı gözetilerek düzenlendiğini, insanların nasıl bir eğitim ve bilinçle başındakilere yön verdiklerini bilebilirler mi?

    bilseler, görseler bu kıyımı destekleyebilirler miydi…

    isveç’in minimalist tasarım kültürü mobilyaları pembe yeşil duvarların, altın varaklı halıların arasına kelebek gibi konduruluyor bu ülkenin evlerinde.

    ne alaka derseniz, toplumsal bilinç bireysel bilincin toplamından başka birşey değil.

    bireysel düzeyde bu sindirememişlik, arada kalmışlık, başındaki ne derse kabul eden görgü-bilgi yoksunluğu bulunduğu sürece yeri gelir taksimin göbeği betona çevrilir, yeri gelir ormanın ortasına köprü dikilir, yeri gelir dünyanın vazgeçtiği nükleer santraller moda olur.

    herşeyin adı “gelişim”, niyeti rant, kökeni bilgisizlik bu ülkede.

  • sandman 09 October 2012 - 19:58 Reply

    Osman Öztürk’e cevaben,
    Tarlabaşı projesi GAP inşaatın olup, şirketin AKP ile ciddi ilişkileri vardır. Lütfen yazı yazarken gerçekleri yazalım.

  • Kaan Göndür 09 October 2012 - 20:32 Reply

    Odatv’de Nihat Genç’in “Cumhuriyet’i parçalayan köylü şiddeti” yazısı okunursa bu yazının daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

  • m. 09 October 2012 - 21:41 Reply

    Gerçekten çok iyi yazmışsın… Eksiği var fazlası yok.

  • Ebru 09 October 2012 - 22:17 Reply

    Yazinin her kelimesine katiliyorum. Saygi&sevgi…

  • erdem çapar 09 October 2012 - 22:31 Reply

    Osman bey ve Ayşe hanım size okuduğunu anlama eğitimi vermeyen öğretmenlerinize küfretmek istiyorum.

    Ayrıca, MUHAFAZAKARIZ diye iktidara gelenlerin hiçbir şeyi MUHAFAZA etmek istememesi de bana çok enteresan geliyor. Sadece BETON mu aşkınız?

  • Didem 09 October 2012 - 23:57 Reply

    Sevgili Mehmet Tez
    Sadece ait olanların karnında kelebekler hissederek sinir uçlarına kadar dokunup algılanabilecek bir yazı yazmışsınız. O kadar çok katmanlı ki aynı turnusol kağıdı etkisi yaratmış tabi haliyle okuyanlarda 🙂

    Alternatif ne demek bunu dahi bilmeyen, sadece at gözlüğüyle bakabilen, bu kadar sığ algılarla ve bu denli tahammülsüz olduğu için hayatı kaçıran okuyucularınız adına çok üzüldüm. Hayatla derdinizi ötekiler üzerinden çözmeseniz de o pazarına gittiğiniz atlardan daha panoramik bakabilseniz keşke.

    mehmet tez ve benim gibilerin hayatı pek güzel. Darısı başınıza. Üstelik bir gün olur da uyanıp aramıza katılmak isteyenleri sizin gibi yargılamıyoruz da biz. Sadece kendi işimize bakıyoruz, üretiyoruz, büyütüyoruz. Size de öneririm, pek faydalı bir alışkanlıktır.

  • ipek kaz 10 October 2012 - 01:40 Reply

    Her taşın altından da çıkıyorlar ya bi dağılın

  • edward 10 October 2012 - 01:53 Reply

    Mehmet Bey,

    İflah olmaz gerçekçiliğinizle yüreğimizi söktünüz. Neyse ki karşıt görüşlü yorumlar var da tam bir mozaik havası yakalanmış. Misal, Ayşe Belen isimli okurunuzun masal dünyası sürprizlerle dolu:

    – Her şeyden evvel, içerlenilmeyecek gibi olmayan vicdansızz acımasızz “siz – biz” ayrımınız kınanıyor. Okur kendi yorumunda siz’lemek biz’lemek hatasına düşmüyor. (“Düşmek” doğru kelime olmadığından. “Balıklama dalıyor” diyelim.) Harikulade!

    – Daha güzeli, (x = biz y = siz diyelim ferahlayalım), x’in aksırana tıksırana kadar içip sıçabildiği pavyonlar ve batakhaneler cenneti Taksim’de neyse ki son 10 yıldır rahat gezen ve alkolsüz yiyip içebilen, alkolsüz ürün tükettiği için hakarete uğramayan, dayak yemeyen, öldürülmeyen y’nin sair zamanlarda huzurla ziyaret edebildiği At Pazarı var! Burası x’e yaradanın izniyle dar edilebilecek kadar edeBli adaBlı (fıtratı gereği yumuşuyor bunlar, telaş yok) bir mekan, seviyeli nargile & çay cennetimiz. At Pazarı’nın frenk ile yarışacak kabiliyetteki mimarlarına selam olsun! Tek sıkıntı, canımız cicimiz At Pazarı’nın ev sahipliği yaptığı festival programlarının e-katalogunu indiremiyor olmamız.

    – Yorumdan anlaşılıyor ki ülkemizde “bütün” festivallere katılan süpersonik okurlarınız var, ki bu şanslı insanlar aktif sosyal yaşantıları münasebetiyle metin yazarının nerede ne yiyip kaç galon içtiğini biliyorlar, koca metropolde nasıl oluyorsa bir fırsatını bulup camisiz kalmayı başaranlara ise içleri acıyor, öyle sevgi dolular bu festival avcıları. Dayanamayıp soruyorum, Ayşe Hanım acaba bu katıldığınız o “BÜTÜN” festivallere Gay Pride, Kürtçe oyunların da sahnelendiği İstanbul Tiyatro Festivali, Filmmor, Bağyan Feministival falan dahil mi?

    – Unutmadan, bir de avm’lere karşı olma kavramını “çok karşı olmak- ortalama düzeyde karşı olmak – az karşı olmak” skalasıyla çeşitlendirip bir dilin ve ortalama insan algısının sınırlarını keşfetmek var bu yorumda. Gerçek bir serüven!

    Sizin yazınız ise içimi acıttı Mehmet bey, içerisinde var olmaya çalıştığım şehrin karanlık geleceğine dair ağır umutsuzluğumla yüzleştirdi.
    Kaleminize sağlık, çok teşekkürler.

  • aybige 10 October 2012 - 08:17 Reply

    “Alelacele” kelimesi; kaliteden yoksunluğu yeterince açıklıyor ! Kaleminize sağlık.

  • kamil 10 November 2012 - 22:57 Reply

    Rantı muhafazakarlar değil de başkası yerken neredeydiniz peki?

  • neyse ne 13 November 2012 - 00:41 Reply

    Evet muhafazakar kesimin kultur uretmesi zor. Muhafaza etmekle mesgul olduklarindan midir yoksa yeni seyler denemekten, reformdan, sorgulamaktan cekindikleri icin mi bilmem. Surekli ayni seyin tekrarini adapte edebiliyorlar anca. Ama ayni sey diger kesimler ve guruhlar icin soylenemez mi. BAL GIBI SOYLENIR. Surekli taklit, adaptasyon, hep daha iyi bir seyin “cakmasi”. Cunku ne zaman bir seyin derinine, temeline inip gercekten iyi birsey uretmek istesek ekonomik ve sosyal gercekler tokat atti bize. Savasmaktan yorulup bir noktada pes ettik. Sonra askere gittik geldik, maasli sigortali bir ise gittik, evlendik, gotlu gobekli olduk, heyecan meyecan kalmadi. Baktik ki para da kazanamazsak hepten sicicaz, tatli su cakali olduk hepimiz.

    Sizler bizler otekiler, sonu gelmeyen bir kavganin icinde yuvarlanip dururuz anca. Yakin tarihinde donup sarilabilecegi aslinda hicbirsey olmayanlar anca 100 sene onceki ataturkten, yediyuz sene onceki osmanlidan, bin sene onceki peygamberden medet umanlar. Herkes birbirine kizgin nefret hinc dolu, biz yaptik siz icine sictiniz kavgalari.

    Sanki su dunyanin temeli binlerce yildir para ve varlik ekseninde donmuyormus gibi, sanki Cumhuriyet gelince veya AKP gelince bir bok degismis gibi kopan kavgalar. Derebeyi olmus imparator olmus diktator olmus basbakan olmus fatih sultan mehmet gibi ata binen muteahitler.

    Yaraticiliktan uzak ezbere dayali egitim sisteminin bodozlama tornasindan cikma gencleriz biz. Ne bekliyordun ki zaten. Beyin de kimi kas gruplarina benzer. Vaktiyle egzersizini duzgun yaptirmazsan al sana vizyonsuzluk, al sana anlayissizlik ve butun dertler.

    Siz tartisa durun yok o ihaleyi alan basbakanin torununun damadimiydi diye, sehrimizin hepimizin sehrinin kaderi birkac hirbo muteahidin elinde. Cok da onemliydi sanki kibleleri para olduktan sonra hangi mezhepten olduklari.

    Bu romantik yazida o kadar tartisilacak sey var ki, evet bir yanda kaybolan sinemalar, kislalar, yalandan yayalastirmalar bunlara isyan etmemek mumkun degil. Ama ayni olcude asmalimescitte rant icin para icin heryeri masalarla dolduranlar, galatada ozgurluk naralariyla sokaklara sicanlara ne demeli. ayni siglik ayni leslik degil mi?

    Ama birseye her yonuyle ele alirsan romantik degil bilimsel olur. o zaman da boyle keyifle okunmaz polemik cikarmaz degil mi? Tam bir tarafi kotulemeye oburunu guzellemeye baslamissin, bir anda buyuyu bozup diyemezsin gercekleri.

    Kendini muhafazakar sayanlar alinmasin. Saymayanlar da boburlenmesin.
    Evet bence de muhafazakarlarin kultur uretmesi zor, ama otekiler de pek bir bok yapmis degiller. Zaten olmamis birsey icin de kavga etmeye degmez, parasi olan zaten binkusur yildir istedigini yapar. biz de anca her sabah isimize gider ceket ilikleriz.

  • coskun 13 November 2012 - 20:14 Reply

    Tarlabası projesını Gap Insaat yapıyor..Gap Insaat Calık grubunun…Calık Grubunun Akp ılıskısını bılmeyene de guler gecerım.

  • Juniper 13 November 2012 - 21:56 Reply

    Istemiyorum ben kacmak kovalanmak ya. Bu zamanda artik adam gibi bir sehirde oturmak istiyorum. Yasadigim sehirin en onemli mekanlarinin icine “iste biz yapcaz olacak” seklinde sicilmasin istiyorum… Icinde buyudugum bazi mekanlar ileriye kalsin, degisiklikler demokratikce, sehir planlama mantigiyla yapilsin istiyorum. Kacmasak artik. Yoruldum ben.

  • Ayse Tüzün 15 November 2012 - 14:56 Reply

    Beyoğlu Semt Dernekleri Platformu duyurur:

    “Sayıları 80’i aşan meslek odası, sendika, stk ve sivil insiyatiften oluşan Taksim Dayanışması olarak her akşam 18.00-21.00 saatleri arasında Taksim’de yurttaşlarımızı broşürlerimizle bilgilendirerek ve imza toplayarak nöbet tutuyoruz. Dün akşamdan itibaren bir nöbet çizelgesi oluşturuldu. Buna göre:

    16 Kasım 2012 (Cuma)
    19 Kasım 2012 (Pazartesi)
    20 Kasım 2012 (Salı)

    akşamları Taksim nöbetlerinin koordinasyonunu Asmalımescit Derneği, Ayaspaşa Derneği, Bedrettin Derneği, Cihangir Güzelleştirme Derneği ve Galata Derneklerinin oluşturduğu Beyoğlu Semt Dernekleri Platformu ile yine bu derneklerimizin ve çok sayıda aydının biraraya gelerek oluşturdukları Taksim Platformu üstlendiler.

    Bugünler dışında da, Taksim Nöbeti dayanışmanın diğer bileşenlerinin koordinasyonunda sürdürülecek.

    Gerek semt derneklerimiz, gerekse Taksim Platformu çok geniş kitleleri olan yapılanmalar değil. Tüm dostlarımızın katkılarına ihtiyacımız var. Nasılsa bir giden çıkar diye düşünmeyin. Gelin bu 3 akşam boyunca mütevazı semt derneklerimize destek olun. Taksim’e birlikte sahip çıkalım. Birlikte yurtaşlarımızın ilgisini Taksim’de olan bitene çekelim. Çünkü Taksim hepimizin.

    Lütfen bu çağrıyı sahiplenerek kendi çevrenize siz de yapınız.”

    Vatandaşın gereksinimlerini, isteklerini bırakın mahkeme kararlarını bile hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Orada olup meydana, parka, ağaçlara, Beyoğlu’na, Beyoğlululara, İstanbul’a sarılmak, hiç değilse vicdanımızı rahatlatacak. Çocuklarımıza verecek hesabımız olacak, “beceremedik ama elimizden geleni yapmıştık” diyeceğiz. Bu arada belki de beceririz.

    Görüşmek üzere, sevgiler.

  • Cenk Yüksel 18 November 2012 - 15:52 Reply

    Kendi düşüncelerimi-biraz hafifletilmiş versiyonu gibi dursa da- bir başkasının sayfasında okumak çok garip bir duyguydu. Aklın yolu bir derler, belki ondandır. Klavyene, aklına, gözlerine ve ellerine sağlık…. Osman ve Ayşe adlı yorumculara da naçizane birer düzeltme yapmak isterim. Tarlabaşı ve İstiklal ayrımını yapan Menderes “bizden” değildi. AKM’nin restorasyonunu oğul Tabanlıoğlu yapıyor; evet. Ama kendisi de dahil hiç kimse inşaat alanına sokulmuyor; haberiniz var mı? İçeride ne yapıldığı, nelerin yok edildiği belli değil. Proje müellifinin kendi projesine sokulmaması diye bir şey yok dünyada -güvenlik vs. gibi sebepler öne sürülmesin, adamın işi bu-.
    İstiklal’deki avm’nin yanındaki caminin bir adı var; Ağa Camii derler oraya birkaç yüzyıldır. Cuma vakti insanları sokakta görmenizin nedeni; avm inşaatından dolayı Ağa Caminin zemininde yıkılmasına sebep olacak çöküntüler meydana gelmesi ve bundan dolayı restorasyonda olması. Yani, anlayacağınız orası şu an aslında ibadete kapalı; bizim millette genel bir idrak yolları sorunu olduğu için cumaları orada namaz kılmaya devam ediyorlar -ki kendi şüpheciliğimden; cemaat arasında Taksim’e bir cami yapılmasını haklı göstermek için kalabalık yaratmak üzere gelen kişiler olduğunu da düşünmekteyim-.
    Saygılar Mehmet Tez; ve ayrıca başın sağolsun. Sevgiler…

  • Rahatsız Kanepe 07 December 2012 - 00:12 Reply

    Geçmişten bu yana bakarsak Türk toplumuyla top gibi oynandığını çok rahat görebiliriz. Bu çok çeşitli şekillerde meydana gelmiş ve halen sürmektedir. Yakın tarihe bakarsak emperyalizme karşı açılan savaşta sağ ve sol ayrımına gidilerek bu iki kesimin emperyalizm ile girdikleri savaşı bırakıp birbirlerine girmesini de örnek gösterebiliriz. Şu anda baktığımızda ise bu oyun “Ötekileştirme” oyununa dönüşmüştür. Bu ülkede çok önemli bir bilinçsizlik sorunu var. Sağlıklı bakabilme ve algılama sorunu var. Bencillik ve düşündüğünü uygulayamama sorunu var. Vs.. Yukarıda mesela iki şahıs var ki okuduğunu anlayamama sorunu var. Kendini ifade ederken yüzeysel bilgi ile çok büyük işler yapabileceğini zannetme sorunu var. Ki bu sorun şu anda ülkenin çoğunluğunda hakim ve bir o kadar da korkutucu.

    İnsanoğlunun kontrol manyaklığı neticesinde paranın her şeyi kontrol edebildiği her yerde rant da peşinden gelecektir. Bundan sanırım ve üzülerek kaçamayacağımızı düşünüyorum. İnsanoğlunun bu güzelim hayatı yanlış algılayıp, yanlış büyüttüğünü ve bu yanlıştan bir türlü vazgeçemeyeceğini görüyor, kahroluyorum.

    Mehmet Tez’ in dediği gibi farklı bir yer bulup; güzellik, neşe ve muhabbetin olduğu, hayattan zevk alanların dolduracağı yeri inşaa etmek için göç etmemiz gerekiyor. Hala ne diye rant, kepazelik ve yalanın bol olduğu, herkesin yorgun düştüğü bu kentten göç edip kendi muhteşem yerimizi kurmuyoruz? onu da kavrayabilmiş değilim..

  • Leave a reply