Tarkan’ın albümünü bir de biz dinleseydik…

3 Posted by - 12 September 2009 - ALBÜM, O OLDU BU OLDU

tarkan

Albüm çöpe atacak kadar kötüyse yapana kadar aklınız neredeydi? Yok iyidiyse Sezen Aksu beğenmedi diye bir çırpıda neden çöpe attınız? Ben bu işten bir şey anlamadım… 

Türkiye gerçeği bu işte. Tarkan’ın Ozan Çolakoğlu tarafından hazırlanan 786 bininci albümü Sezen Aksu’ya dinletilmiş. Ancak Aksu beğenmediği için albüm çöpe gitmiş…

Hep söylüyorum. Tarkan dünyanın en yalnız insanı ve artık iyi albüm yapmak şöyle dursun, şarkı bile yapamıyor. Çevresindekiler de “akıl” vereceklerine “huzur” veriyorlar Tarkan’a öyle istiyor diye. Tarkan uyudukça uyuyor. Tatlı uykusundan bir türlü uyanamıyor.

Ama hala inanılmaz bir sevgi ve ilgi var Tarkan’a karşı. Demek ki yiye yiye bitirememiş kredisini, o yüzden ne yapıp edip doğru yolu bulmalı…

Bu olayın neresine baksanız trajik. Bir kere kimseyle şahsi hesabım kitabım yok. Ama Ozan Çolakoğlu gibi prodüktörler artık emekli olmalı. Yaptıkları şey esnaflık çünkü. Sanat da değil, entertainment da… İyi birer teknisyen olabilirler ama prodüktörlükten hiç mi hiç anlamıyorlar. En son çıkan aleti alıp stüdyoya koymakla, en son programı kullanmakla, Madonna’nın, Justin Timberlake’in bir sene önce yaptığı numaraları alıp uyarlamakla olmuyor bu işler artık. Kimse yemiyor.

Üstelik her prodüktörün bir tarzı, vizyonu vardır. Öyle “ne iş olsa yaparız abi, sen getir türkü de yaparız pop da rock da” diye bir şey yok. Dünyada bu işlerin böyle olmadığını herhalde en iyi bu arkadaşlar biliyor.

Prodüktör, sanatçıya “aslansın kaplansın” deyip onun istediğini yapan, sonra da parasını alıp “haydi bana eyvallah” diyerek aradan çekilen insan değildir.

Prodüktör yönlendirir. Sorumuluk alır, risk alır. Vizyonu vardır, tarzı vardır. Her şeye evet demez, seçer. Yapacağı şeye sanatçıyı ikna eder. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlar ve söyler. Yaratıcıdır. Pek çok dev isim başarısını iyi prodüktörlere borçludur. Rick Rubin, Brian Eno, Bob Rock, Ric Ocasek, Nigel Godrich, Timbaland, Pharrell Williams, Dr. Dre, Dangermouse gibi isimler var dünyada. Bu adamlar sizi çalışacak kadar değerli bulurlarsa yırttınız. Reçeteyi yazarlar ve kötü bir iş yapmaları mümkün değildir. Kariyerleri buna bağlıdır. U2 bile her yeni albümünde bu tip adamlara (Brian Eno, Daniel Lanois) teslim ediyor kendini. Tarkan hala aynı kafada devam…

Yani Türkiye’nin artık gerçek prodüktörlere ihtiyacı var. Bu bir.

İkinci hata şu: Albüm Sezen Aksu’ya gidiyor ve Aksu beğenmiyor. Sanki Cumhurbaşkanı yasayı veto ediyor. İşte memlekette müzisyen, menajer, prodüktör, plak şirketi, eleştirmen kurumlar olmazsa böyle olur. Sezen Aksu her şeye karar verir. Tek başına iktidar olur. Senin albüm de çöpe gider.

Anlamadığım şu: Gerçekten çöpe gidecek kadar kötü bir albüm ise bu, siz ne iş yapıyorsunuz sayın Tarkan ve sayın Ozan Çolakoğlu? Aklınız neredeydi bu kadar zaman?

Yok iyiyse çıkın söyleyin iyiydi diye. İşinizin arkasında durun. Neden çöpe atıyorsunuz bir hamlede?

Bu albümü dinlemeyi çok isterdim doğrusu…

Ve sonuç: Tarkan’ın durumu aslında müzik dünyamızın işleyişinin de bir yansıması. İşler ne kadar baştan sağma yapılıyor o düzeydeki bir müzisyen için bile, işte kanıtı…

Ama ne önemi var? Nasılsa ne yaparsa yapsın birileri para verip sponsor olacak, parası peşin alınmış bedava halk konserleri ardı ardına gelecek. Bir iki reklam anlaşmasının ardından satmayan albüm de satmaya başlayacak. Ortada sorun falan kalmayacak. “Tarkan onbinleri coşturdu” olacak. İyi müzik yapmak, orijinal olmak, kendini geliştirmek ve dinleyicisini müziğiyle bir adım öteye taşımak ise yine başka bahara kalacak…

Özetle “local celebrity” olarak kalacak Tarkan… Herkes mutlu olacak…

Milliyet’ten

22 Comments

  • Facebook User 12 September 2009 - 16:25 Reply

    Araştırmadan gazetecilik yapmasaydınız keşke. Tarkan; http://tinyurl.com/tarkan09 Ozan Çolakoğlu; http://tinyurl.com/ozinga09

  • Facebook User 13 September 2009 - 00:33 Reply

    çok agresif bir tavır, ama tarkan’ın son yıllardaki hemzeminliği düşünülürse son derece güzel bir eleştirel yaklaşım; bravo

  • PornographiCat 13 September 2009 - 00:40 Reply

    Albüm rezalet dahi olsa, alın-verin, ekonomiye can verin canım. Albüm beğenilse ve çıksa bile, yine dinlemeğe değer Türkçe şarkı sayısında bir artış olmayacak zaten. 😀

  • Mahcem 13 September 2009 - 04:43 Reply

    >>> Tarkan’ın albümünü bir de biz dinleseydik…

    Efendim olduğunuzu sandığınız kadar önemli biri olmamanız ve yeterince ciddiye alınmamanız sebebiyle dinleyememişsiniz demek ki. Biz dinledik. Demek ki dinlemesi gerekenler dinleyebiliyormuş.

    Yazınıza olan okur tepkimi de kendime ait 7400 üyeli sitemden vermiş bulunuyorum.

    Gerçi sizi ciddiye alıp cevap vermekle iyi mi ettim kötü mü ettim zaman gösterecek ama, yazınızın Milliyet’te de yayınlanmış olması hasebiyle cevapsız kalmaması ve cevap verilmemesinden dolayı sükut ikrardandır prensibini kendi kafanızdan uygulamaya kalkmamanız için linkini de buradan veriyorum:

    http://www.muziktek.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=23256

    İyi günler.

    M.

  • Mahcem 13 September 2009 - 06:06 Reply

    Ha, bu arada, isterseniz bu mesajlarımı sansürleyin, isterseniz sansürlemeyin. Farketmez. Bu camia sanıldığından daha küçüktür, herkes birbirini tanır, aşağı yukarı herkes de beni tanır. Bu yazdıklarım da sizi okuyanları sizin kanalınızdan bulmasa dahi bir başka kanaldan mutlaka bulur.

    Ona göre davranın diye bir haber vereyim dedim.

    İyi günler.

    M.

    • Mehmet Tez 13 September 2009 - 13:08 Reply

      Çok korktum ve etkilendim… Bu mesajınızdan sonra yayınlamak zorunda kaldım bu eleştiriyi sansürleyecekken. 7400 üye de ayrıca korkuttu tabii beni. Keşke yazmasaydım bu yazıyı. Çok çok çok pişmanım… Siz ne kadar mühimsiniz oysa ki. Bana güzel bir ders vermiş oldunuz, ağzımın payını da verdiniz bu yazınızla. Herkes sizi tanır da ben çıkaramadım. Ayrıca neyi eleştirdiğinizi de anlamadım ya. Neyse ağzımın payını vermeniz bile yeter. Bravo tebrikler. Camiaya selam…

  • Mahcem 13 September 2009 - 14:41 Reply

    Sorununuz da orada zaten. Yeterince tanımadığınız bir camiada, yeterince anlamadığınız dinamikler ve kriterler üzerine böyle tribünlere oynayan çıkışlar yaparsanız o tribünlerden alkış gelmesini beklerken gazoz şişesi de gelebilir kafanıza. Ki geldi de.

    Neticede benden ya da o camiadan korkmanıza gerek de yok, bizim derdimiz sizi korkutmak filan değil. Kendinizi fazla ciddiye almayın. Ama karşınızdakini alın, nacizane tavsiye ederim, iyidir. Zira siz böyle hasbel kader yakaladığınız gazete köşe yazarlığının sarhoşluğunda cuş-u huruşa gelip ona buna giydirirken o laf soktuğunuz insanların size istediklerinde neler yapabileceklerinden haberdar değilsiniz henüz. Bizim size verdiğimiz cevap aslında sizi korumak içindir, yoksa sizin bize verebileceğiniz zarar ya da fayda yok. Sebep olacağınız vakit kaybı dışında.

    Prodüksiyonun nasıl yapıldığı albüm kapaklarından isim okuyarak öğrenilmiyor. Uzun yıllar o kapalı dört duvar içerisinde modası ışık hızı ile değişen çok ciddi maddi ve manevi yatırımlar ve birikimler üzerine kafa yiyerek, ses bükme sanatının sırlarına vakıf olmaya çalışarak öğreniliyor. Öyle oturduğunuz yerden ahkam kesmek kolay. Ama o ahkamın arkasını doldurabilmek zordur.

    Ki biz, bizden öncekilerin bize aktaramadığını biz kendimiz tırnaklarımızla bulup öğrenip uzun yıllardır internet üzerinden yığınla insana aktarıyor, bu işler nasıl oluyor öğretiyoruz, aradıkları ihtiyaç duydukları bilgileri onlara çekinmeden veriyoruz. Kimseden bilgi sakladığımız yok. Böyle ileri geri yazılar yazmadan önce eğer bu konuda gerçekten biraz bilgilenme ihtiyacı hissetseydiniz, o aklınız sıra dalga geçtiğiniz 7400 kişilik Muziktek.net camiasından da haberdar olurdunuz. Tarkan’ın aranjörü de orada, Ceza’nın aranjörü de orada, Teoman’ın aranjörü de orada, Müslüm Gürses’in aranjörü de orada, Ebru Gündeş’in aranjörü de orada, Seda Sayan’ın aranjörü de orada, Ogün Sanlısoy’un da aranjörü orada. Eğer biraz insan tanısaydınız, kim bilir belki o kayıt süreçlerine confidante gözlemci olarak da katılabilir, o hem heyecanlı, hem gergin, kah bunaltıcı, buhranlı, kah eğlenceli kahkahalı süreci yakından izleyebilirdiniz. İzlememişsiniz ki hiç, böyle ileri geri atıp tutuyorsunuz. Zira işin içyüzünü bilen bir insan sizin bu yazdıklarınızı yazmaz.

    Tarkan’ın albümünü dinlemek de öyle köşe yazılarına “bir de biz dinlesek yahu” demekle gelmiyor. Bu insanlar da salak değiller, kimin insan derisinin altında yılan var, kimin sülük var, kimin melek var görüyorlar. Sizin içinizde de ne var görünüyor yani.

    Neyse, herşeyi bir kenara bıraktık, şu yazıyı yazmadan önce bir Google araması yapsaydınız, Ozan’ın Tarkan albümlerini ya da diğer sanatçıların albümlerini nasıl yaptığını açıkça insanlara anlattığını iki tıkta bulurdunuz. Madem internet kullanma konusunda engelleriniz var, alın bir tanesini ben size kendim vereyim:

    http://www.muziktek.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=22801

    Aynı başlığa kaydolup sorunuzu sorsaydınız dahi aradığınız cevabı da alırdınız zaten. Yalan asparagas haber yapmaya gerek yok. Doğruyu bilen 7400 kişinin içinde olmaktansa yanlışın peşinden koşup bir de onu kitlelere doğruymuş gibi aktarmakta direten çember dışında kalmak kolayınıza gelmiş.

    Bana böyle sarkastik ifadelerle cevap yetiştirmeye çalışacağınıza hatalarınızdan ders almaya çalışın derim. Neticede bu işlerde sizin işgal ettiğiniz pozisyona da ihtiyaç var, biz bunu reddetmiyoruz, tam aksine kabul ediyor ve destekliyoruz.

    Ama o pozisyonu işgal eden insanların algılama, zevk, birikim, iletişim ve ifade noktalarında problemleri varsa bu bizim kitlelerle olan bağlarımızı olumsuz yönde etkiler. Ve o noktada kendimizi korumak için gerekli bütün tedbirleri almakta tereddüt etmeyiz.

    O yüzden yazdıklarınızı ve bundan sonra tuşlarınızdan dökülecek ifadeleri çok iyi düşünün, bize 60-70 yaşına gelmiş kadayıf olmuş İngiliz Amerikalı İrlandalı isimleri sayarken burada kariyerinin zirvesindeki bir adamımızın ve onun gibilerin 38 yaşında emekliliğini istemek gibi bir açmaza düşmeyin. İnsan kolay yetişmiyor, ki en büyük örneği de sizde görülüyor. Aşikar ki bayağı bir zorlanmışlar sizin yetiştirilme sürecinizde.

    Toplumumuzda yeterince problem var, bir problem de siz olmayın. Çözümün bir parçası olun ama problemin bir parçası olmayın.

    O da iletişimden geçer.

    Kolay gelsin.

    Mahcem Öztürk

    • Mehmet Tez 13 September 2009 - 15:17 Reply

      Sürekli yazar yapacağım sizi bu gidişle. Tadına doyamıyorum ayarlarınızın…

  • Çetin Akdeniz 13 September 2009 - 14:54 Reply

    “İşte memlekette müzisyen, menajer, prodüktör, plak şirketi, eleştirmen kurumlar olmazsa böyle olur. Sezen Aksu her şeye karar verir. Tek başına iktidar olur. Senin albüm de çöpe gider.”

    Ne kadar doğru bir laf bu böyle. 90’lardan sonra piyasaya sürülen tonlarca parçadan akılda kalan ne var artık? O tarihlerden günümüze gelen saçmalıklar silsilesi, birbirinin kopyası kes yapıştır, çal oyna melodilerin altına üstüne döşenen, öldüm bittim, yandım kül oldum, özledim sevdim, istedim vermedi, gitti kaşar oldu, tadında sözlerden baska akıl ve orjinallik dolu sözler nerde? Olmayan şeyleri ,kötüleri ve iyileri eleştirip övecek tanıtacak adamlar nerde? Bir zamanlar bu ülkede türkçe pop dergileri çıkardı, Top pop, sonrasında popsi ve muadilleri gibi. Bu tarz yayınlar yok artık. İş gazete köşelerinden ufak tefek değinmelere kadar indi. Ha o dönemler bu dergilerde iş hakkıyla yapılıyormuydu? Bence hayır, ama yinede vardılar ve birden yok oldular. Önce herkes işini iyi yapacak. Sanatçı ve söz söz yazarları orjinal fikirler üretecek, iyi sözler yazacak arka plan ekiptekiler dünya trendelerini takip edip bunu nasıl kopyalarım değilde nasıl üstüne çıkarım diye orjinallik arayışına girecek, yerel tatları abartmadan enjekte edecekler, her piyasaya çıkana muhtesem harikasın denmeyecek, sahibinin sesi gazetecilik eleştirmenlik yapılmayacak, herkes uzmanı olduğu konuda ahkam kessin, bilmediği sularda yüzmesin, bilenede rakamlar üzerinden değil akıl ve orjinal fikirlerle destek yada köstek olsun… Bu ikisi olmadığında 7400’ün hiç bir önemi de kalmıyor…

  • i-tech 13 September 2009 - 14:56 Reply

    Aslında metinler arasılık ile yorumun yapıldığı başlık ile ilintilimek lazım yorumu. Araştırma yapılmamış gerçekten. Madem bir yanlış yaptınız Mehmet Bey, ne özür dilemenizi bekleyecek kadar iyimser olalım, ne de bunların üstüne enaniyet abidesi olmadığınızı görmeyelim. Benim yazıma da atıp tutunuz, fakat söylenmeli cevap tarzınız bile nasıl bir yanlış yaptığınızın farkında olduğunuzun bir göstergesi.

    Saygı maygı yok.

  • Brainworx 13 September 2009 - 16:01 Reply

    Mehmet Tez Says:
    Eylül 13th, 2009 at 15:17
    Sürekli yazar yapacağım sizi bu gidişle. Tadına doyamıyorum ayarlarınızın…

    Valla bana kalırsa Mahcem Bey’i “sürekli yazar” yapacağınıza, siz nasıl “yazar” ve “gazeteci” olunur o konuda biraz eğitim, biraz iş ahlakı dersleri alınız…

    “Yalan haber” yazmakla, ortalığı bulandırmakla, “haberci, gazeteci veya siz kendinizi her nasıl tanımlıyorsanız ondan” olunmuyor. Hatta “yalan haber” yazdığınız için bırakın size saygı gösterilmesini, kendinizi ve kariyerinizi “bu işi bilenlerin gözünde” sıfırın altına indiriyorsunuz.

    Sizden tek bir ricam var; madem bu yazıyı yazdınız, buyrun “kaynağınızı” da söyleyin -ki nasıl bir “yalan” haber olduğu ortaya çıksın.

    • Mehmet Tez 13 September 2009 - 16:05 Reply

      Mahçem Bey’den öğreneceğim çok şey var…

  • Mehmet Tez 13 September 2009 - 16:58 Reply

    Arkadaşlar şaka bir yere kadar. Küfürlü mesajlarınızı yayınlamam. Sen de Mahcem misin nesin, kendi sitenden bana hıyar deyip burada sizli bizli konuşma numaralarını yutmuyorum…. Hepinizi 90’lara ışınlıyorum. Ait olduğunuz yer orası… İlginize teşekkürler. Kapattık. Herkes evine…
    Müdüriyet

  • Dj Mahmut 13 September 2009 - 20:41 Reply

    Bu özensiz yazının Milliyet’ten olmasına şaşırdım çünkü yazılanların büyük bölümünün içi boş ve yanlış.. Yazıyı yazan arkadaş bir ilköğretim müzik öğretmeniyle beraber yazsa daha iyisini yazardı..

  • The Mechanic 13 September 2009 - 22:52 Reply

    Haberin doğruluğunu yanlışlığını bilmiyorum da Tarkan’ın son yıllardaki pespayeliği ya da Ozan Çolakoğlu’ndan yola çıkarak genel prodüktör kitlesinin verimsizliği konusundaki tespite katılıyorum.

    Yalnız Mehmet Bey’den izin alarak da şöyle bir noktaya değinmem lazım ki;

    Mahçem Bey bugün Mehmet Tez’i üstü kapalı tehdit edip, ayağını denk al diyebilirsin. Bunu demeni sağlayacak gücün de olabilir, Mehmet Tez’in senin bu gücü kullanman vasıtasıyla görebileceği zarar da… Bilemem. Ama ben yarın gidip benzer bir yazıyı blog’umda yazarsam, bir başkası yazarsa, bir başkası yorum yaparsa, bana nasıl bir yaptırım uygulayabileceğini düşünüyorsun. Ozan Bey’in senelerce kah gerilim kah kahkaha ile geçirdiği yıllar rencide oluyor diye blogspot’u mu kapattırırsınız? Benim ya da bir başkasının gözünü nasıl korkutabilirsiniz? Bu minvalde derim ki yemişim 7400’ü, İlhan İrem’e bi şey olmasın!

  • bliss 14 September 2009 - 08:33 Reply

    herhangi bi gazetede haspelkader bi köşe bulmanız bu derece ayarsız ve küstah “eleştiriler” yazma hakkını vermemeli size. herkes durduğu yeri iyi bilmeli. tarkan dinleyici değilim ama sitenizde yerden yere vurduğunuz diğer isimleri de dinlemiyor olmam tarzınızın ne kadar saçma olduğunu düşünmemi engellemiyor.
    böyle ukalaca atıp tutacağınıza, o saydığınız yabancı prodüktörlerin yanına 1-2 tane de türk isim eklerseniz, mantalitenize uygun işlerin nerelerde yapıldığını öğrenebiliriz.

  • Artun 14 September 2009 - 10:51 Reply

    Dediklerinize sonuna kadar katılıyorum Mehmet Bey. Birtakım insanlar uyuyabilir ama kral çıplak yani. Tarkan 2. albümünden sonra ne yaptı ki? (3. de idare ederdi gerçi) Kendi potansiyelini harcadı o kadar.

  • Emre 14 September 2009 - 16:17 Reply

    Yukaridaki yorumlari hakikaten agzim acik okudum. Bir muzik elestirmeninin begenmedigi bir seyi yaziya dokmesinden daha normal bir sey dusenemiyorum. Yazinin tek elestirilebilecek yonu uslubunun, mesajinin onune gecmesi. Ancak yillardir her kes tatli tatli bir birini oksuyordu da elimize ne gecti. Dünya muzik litaraturu icerisinde buyuk bir yerimiz mi var? Turk muzisyenleri yepyeni akimlar mi yarattilar? Soylenmeyen seylerin artik soylenmesi gerekmiyor mu? O yuzden yazinin son paragrafi tekrar tekrar yuksek sesle okunmali.

    Yorumlardaki tartismadan da ben sunlari anladim.
    1-Tarkan’in isim marka degeri giderek dusuyor. Bundan rant yapanlar dogal olarak rahatsiz ve bu konuyla ilgili herhangi bir seye dayanamayip cildiriyorlar.
    2-“Camia” ile bu siteyi takip edenlerin muzikte basari kriterleri arasinda daglar kadar fark var.

    Saygilar,
    W.

  • PornographiCat 14 September 2009 - 22:36 Reply

    Bakınız The Mechanic ne de güzel cevap vermiş. Kendisine katılıyorum, başka bir şey eklemek istemiyorum. 😀

  • manyetikbant 17 September 2009 - 11:51 Reply

    The Mechanic benim de içimden geçenleri söylemiş.

  • Emre 23 September 2009 - 12:55 Reply

    Ozan Colakoglu ile yaptiginiz roportaji buraya koymayi dusunuyor musunuz? Mahcem Bey’in sitesinde konu hakkinda yorumlar var. Kusura bakmasinlar oraya uye olup seviyesiz tartismalara girmek istemiyorum. Madem onlar orda yaziyor ben de burada yazmak istiyorum. Kufur yemeden sakin selamet.

    W.

    • Mehmet Tez 23 September 2009 - 13:18 Reply

      Tabii hemen yayınlıyorum.

    Leave a reply