Televizyonsuz geçen bir haftadan notlar…

0 Posted by - 07 October 2010 - O OLDU BU OLDU
03mlpaz-mehtv2

Çekirdek aile televizyon karşısında. Aaa anneye bak sigara içiyor bi de...

Elimizin altında bilgisayar ve 24 saat internet varken televizyona ihtiyacımız var mı gerçekten? Ben geçen hafta bu sorunun yanıtını aradım…

Bir an gelir, hayatınızda olmasını kanıksadığınız bir şey batmaya başlar. Televizyon bana batmaya başladı. Çünkü ben bir televizyon bağımlısıyım. Günlük televizyon ihtiyacım minimum 6-7 saat. Hafta sonları sınırı zorluyor iki katına bile çıkabiliyorum. Dünya ortalaması bu yıl günde ortalama 3 saat 12 dakika. Rastgele bir tartışma programını izlesem zaten kainat rekorunu kırıyorum. Kuzey Amerika ortalaması 4 saat 49 dakika. Bir Türk dizisinin bir bölümü o kadar sürüyor. Ortadoğu ortalaması 4 saat 34 dakika. Bir kaplanlı, bir binalı-kuleli iki belgesel, üzeri bir bölüm Fringe eder.
İster belgesel seyret, ister magazin, ister haber, neticede televizyon seyrediyorsun ve ona mesai harcıyorsun. Peki harcamasam ne olur? İzlemesem ne kaybederim?
Dünyada sigaraya, alkole, uyuşturuculara, kırmızı ete, abur cubura karşı açılan vicdani savaşlar televizyona karşı neden açılmıyor. Bence açılmalı. Çünkü televizyon hayatımızı çalıyor, bizim ona değil onun bize ihtiyacı var.
Sigarayı bırakabiliyorsak televizyonu da bırakabiliriz. Dedim ve bir haftalık televizyon orucuma başladım.

Bunlardan kurtuldum
*Ajite haber. İnternette her şeyin en temizi, en çeşitlisi var.
*Haber olmayan haber. Sürekli canlı bağlantılar ve heyecanlı ses tonuyla konuşan ama bütün gün aynı şeyi tekrarlayan muhabirler. Bunları eledim. İnternette doğru adreslere tıkladınız mı her şeyi öğreniyorsunuz. Google reader’ımdan dünyanın tüm haber sitelerini ve müzik dünyasında neler olduğunu bırakın şehir şehir, mahalle mahalle takip edebiliyorum. Ayrıca 2010 yılının interaktif dünyasında kontrol edemediğim bir yayın akışına neden mahkum olayım ve bana sunulanla yetineyim?
*Tartışma programlarında ilginç bir şey söylenecek diye saatlerce beklemek.
*Reklam bombardımanı. Özellikle film tam başlarken araya girenler. Digitürk sözüm sana, hem para alıyorsun hem reklama boğuyorsun bizi. Bu nasıl paralı kanal?
*Televizyon karşısında uyuklamak. Bir sanattır biliyorum. Ama inanın kurtulunca seviniyor insan.

Bunu anladım
*Gazete hala dünyayı döndüren en önemli haber kaynağı. Televizyonlar her sabah gazeteleri okuyup gördükleri üzerine görüş alarak ilerliyor. Habercilik yapmıyorlar çünkü. Ve hiçbir yayın organında haberler editörler tarafından elenip, incelenip, doğrulanıp etraflı şekilde verilmiyor. Gazetede gereksiz teferruat yok haberin özü var ve yan unsurları var. Bazen bir haberi anlamak için bütün gece televizyon izlemek zorundasınız. Oysa ertesi gün haberin özü gazetede bir paragraf. İnsan kendini kandırılmış hissediyor.

Bunları kazandım
*Dikkatimi geri kazandım. Konsantre olabiliyormuşum.
*Zaman. İçimden bir tane daha ben çıktı. Her şeyi yapacak zaman ve enerjim varmış. *Kitap okuma zevki.
*Dergi okuma zevki: Özellikle iPad sayesinde onlarcası aynen elinizin altında.
*Müzik dinleme zevki. Bir albüme konsantre olup zevkle ve zamana yayarak dinlemek gibisi yok.
*Film izleme zevki. Bölünmeden, reklamsız, istediğim saatte, istediğim filmi hem de… Bunun için büyük bir icat olarak sunulan “Akıllı TV”ye neden ihtiyacım olsun? Eski dostum DVD player’ın start tuşu var.
*Ve elbette dostlarımla yenen yemekler, keşfedilen yeni siteler, aile ziyareti. Peki gündemden habersiz miyim? Hayır. Ne kaybettim? Yerli dizileri mi? Okan Bayülgen’in saçma programını mı, baştan sona ajitasyon haber bültenlerini mi?
Ben buna kaçırmak demem. Filtre etmek derim. Size de tavsiye ederim.

5 Comments

  • Orl 07 October 2010 - 07:36 Reply

    Televizyonu sadece karşısında oturup film haber dizi vs izlediğimiz bir kutu olarak düşünürsek , benim tv bozulali 2 yıl oldu internet sayesinde hiç eksikliğini hissetmedim fakat hayatımda değişen birsey yok çünkü aynı mesaiyi öç karşısında harcamaya başladım artık pc karşısında sızıyorum internet kesilince evde duramıyorum sıkıntı basıyor sanırım sadece araçlar degisti

    • Mehmet Tez 07 October 2010 - 13:20 Reply

      Evet galiba bağımlılık açısından pek fark yok.

  • Tweets that mention Televizyonsuz geçen bir haftadan notlar… | hafifmuzik — Topsy.com 07 October 2010 - 14:13 Reply

    […] This post was mentioned on Twitter by Erhan Tüfekçioğlu, mehmet tez. mehmet tez said: Televizyonsuz geçen bir haftadan notlar… – http://hafifmuzik.org/?p=10074 […]

  • tehue 07 October 2010 - 14:43 Reply

    hayat sana güzel valla kardeş.

  • Fikret 14 October 2010 - 00:38 Reply

    Ben yaklaşık 1.5 yıldır televizyonsuz yaşıyorum. Evet Bilgisayar başında geçirdiğim vakit arttı. Ancak izlediklerimi ben seçiyorum. Bu bence özgürlük. Size sunulanı değil kendi arayıp bulduğunuz birşeyleri izlemek/okumak/dinlemek/yazmak daha insansı gibi geliyor bana. Mehmet Bey’in yazısındaki “Bunları Kazandım” kısmına katılıyorum. Tek olmadığımı bilmek de güzel.

    Bilgisayar ile TV karşılaştırması yaparken TV’nin tek yönlü bilgisayarın ise çift yönlü iletişime imkan verdiğini unutmamak gerek.

    TV’de belirli kaygılarla oluşturulan içeriği izlerken bilgisayarda ise çok daha geniş bir yelpazedeki içeriği izleme/dinleme/okuma/oynama imkanı buluyorsunuz. Ayrıca burada olduğu gibi siz de içeriğe katkı sağlayıp görüş bildirebiliyorsunuz.

  • Leave a reply