Timuçin Esen: “Oyunculuğu bir kenara koydum”

0 Posted by - 20 February 2011 - Uncategorized

timucinesen
Televizyon dizisi “Hırsız Polis”le ünlenen oyuncu Timuçin Esen “Mayhoş” adındaki ilk albümünü yayımladı. Esen oyunculuktan vazgeçmediğini ama bir süreliğine arka plana attığını söylüyor…

Masanın üzerinde Tascam marka, müzisyenlerin kullandığı türden bir ses kayıt aleti duruyor. Timuçin Esen not defteri misali bunu hep sehpanın üzerinde tuttuğunu anlatıyor. Aklına gelen besteleri az ileride duran gitara uzanıp eline alarak hemen buraya kaydediyor tek tuşla. Evinde yanlış saymadıysam dört tane gitar var. Ev dediysem burası İstanbul’un en merkezi yerinde bir adet kişisel kale gibi.
CD’ler, DVD’ler, iyi bir ses sistemi, kitaplar, rahat bir koltuk takımı, bir televizyon, projeksiyon perdesi… Onun gibi tanınmış bir oyuncu için mütevazı bir yer.
Onunla ilk kez 1994’te karşılaştım. Ortak arkadaşımız Zeynel (Balaban) tanıştırmıştı. Timuçin Esen bu albümü ona ithaf etti. Zeynel, 1998’de tatsız bir şekilde aramızdan ayrıldı. Ondan bahsetmeden ne bu albüm ne de Timuçin Esen’le ilgili herhangi başka bir şeyi anlamak çok mümkün değil.
Zeynel Ankaralıydı, İstanbul’a okumaya gelmişti. Timuçin de Niğde’den Ankara’ya, oradan da İstanbul’a okumaya gelmişti onun peşinden. Timuçin’le birlikte o zamanın tek gece hayatı mekanı ve canlı müzik barı Jazz Stop’ta çalıyorlardı ve ayrılmaz ikiliydiler.
Uzun saçlı, sakalsız ve bıyıksız genç Timuçin Esen kıyafetleri ve aksesuarlarıyla sahneye çıktığında Bon Jovi konserine gitmiş gibi olurdunuz. Hem şarkı söylüyor hem de şovunu yapıyordu. Yıllar sonra Türkiye onu çok farklı bir şekilde tanıyıp sevdi. Ama onun aklında hep bir albüm yapmak vardı.
Hayatta bir kere “Kader ağlarını ördü” ifadesini kullanacaksam işte doğru an. Bir dönem birlikte çaldığımız Timuçin karşımda, bana şarkılarını dinletiyor, bir yandan eski günlerden bahsederken bir yandan albümü konuşuyoruz.
En zor röportaj tipi. Tanıdığınız biriyle onu tanımıyor gibi sohbet etmeli, ona çoğu zaman yanıtını bildiğiniz soruları sormalısınız.
Ben bunu yapmaya çalıştım.

* Albümün adı neden “Mayhoş”?
Bana bu hayatın kendisi gibi geliyor. Mayhoş nedir, nasıl bir tattır anlatamazsın ya… Tarif edemezsin, ne tatlı ne ekşi. Ortada bir tat. Hayat da öyle. Bizim Niğde’de “Rakının yanına şöyle mayhoş bir şey yok mu?” derler. Ne bileyim belki oradan aklımda kalmış.

* Bu albüm için neden 10 yıl bekledin?
Bekledim diyemem. Her zaman mırıldandığım şarkılar vardı. Eski bestelerle, zaman içinde oluşan yeni besteler birikince albümün de zamanı gelmiş oldu.

* Neşeli başlayan albüm ilerledikçe daha hüzünlü oluyor gibi geldi. Mayhoş olduğu için mi acaba?
Hem ondan hem de şarkıları seçerken belli bir denge tutturmaya çalıştık. Eski usul plak ya da kasetlerde olduğu gibi A yüzü-B yüzü olsun, o yüzlere göre farklı duygular olsun arzusu…

“Yalan Yalnızlık’ isimli şarkıyı rüyamda tamamladım”
* Şarkıların sende nasıl anıları var?
Farklı ortamlarda yazdığım şarkılar var. Mesela bir şarkının sözleri İtalya’da trende aklıma geldi. Unutmayayım diye telefonun telesekreterine kaydettiğim melodiler de olmuştur. “Yalan Yalnızlık”ı yaparken rüyamda şarkıyı kaydettiğimi gördüm. Uyandım ve aynısını yaptım. Şarkı son haline rüyamda gördüğüm değişiklikle geldi.

* Rock albümlerinde Anadolu ezgilerinin ağırlıkta olduğu bir devirdeyiz. Ama senin albümün buna mesafeli durmuş. Hatta hiç alaturka bir vokal ya da melodi yok. Neden?
Bilmiyorum, onu belki sen yorumlarsın. Nasıl seviyorsam ve nasıl yapabiliyorsam öyle yaptım. Kendimce doğru olan bu. Benim bestelerim bunlar ve bu şekilde ortaya çıktılar.

* “Müzikte oyunculuktaki kadar başarılı olamayacağım” diye endişe ettiğin oluyor mu?
Böyle bir endişe duymuyorum. Ben bir albüm yaptım. Gerisine insanlar dinleyince karar verecekler.

* Müziğe nasıl başladın?
Küçükken dinlediğimiz şeylerden etkilendik, çoğu insan gibi. Rock ve heavy metal dinlerdim. Bir arkadaşımın abisi Hollanda’ya gitmişti oradan müzik seti, kasetler getirmişti. Onun kasetlerini dinleyerek çok zaman geçirdik. Etkisi büyüktür. Annem de müziği sever. Tabii rock’çı falan değil. Ama çok güzel şarkı söyler annem.

* Oyunculuktan uzak kaldığını düşünüyor musun? Yeni dizi yapayım falan?
Hayır. Öyle bir çabam yok. Ben daha çok müzikle ilgiliyim bu ara…

“Film projesi var diyemem, zamanı gelince o da olur”
* Oyunculuğu bıraktın mı?
Hayır. Ama şimdi albüm ağır basıyor. Bunun için iki yıldır yoğun bir şekilde çalışıyorum. Oyunculuk ya da diğer işleri bir kenara koydum. Heykel atölyesine gidiyordum, ona da ara verdim. Her şeyi aynı anda yapacak zaman bulamıyorum.

* Oyunculuk ya da müzik arasında bir tercih yapman gerekse hangisini seçersin?
Böyle bir şeye gerek olmadı hiç. Önce oyunculuk yapmam gerekiyormuş demek ki, olaylar öyle gelişmiş. Ama hayatımın hiçbir döneminde müzikten uzaklaşmadım.

* Yeni bir dizi ya da film var mı görünürde?
Bazı şeyler var ama daha değil. Proje var diyemem yani. Şu anda müziğe odaklanmış durumdayım. Zamanı gelince diğerleri de olur.

“ABD’ye gitmesem Teoman, Özlem Tekin gibi isimlerle aynı dönemde albüm yapabilirdik”* O dönem sen her şeyi bırakıp yurtdışına gitmeye karar verdin. Neden?
Eskiden beri yurtdışına gidip bir şeyler yapmak istemişimdir. Bu fikir kafamda vardı. 1994’te İtalya’ya gittim, oyunculuk ve müzisyenlik yaptım. Daha sonra kısa bir süre Türkiye’de kaldıktan sonra Amerika’ya, Los Angeles’a sinema okumaya gittim.

* Gitmeseydim de kalıp müzik yapmaya devam etseydim diye düşündüğün oldu mu hiç?
Hayır, pek öyle düşünmedim. Olaylar kendiliğinden gelişti çünkü. Mesela bizim dönemimizde Türkçe rock pek yoktu. Amerika’dan döndüğümde aynı dönemden tanıdığımız Şebnem Ferah, Teoman, Özlem Tekin gibi isimlerin ve daha bir sürü tanıdığımız müzisyenin albümlerinin çıktığını gördük. Gitmeyip kalsaydım biz de o dönem bir albüm yapardık herhalde diye düşünüyorum.

“Zeynel’den böyle bahsetmek beni üzüyor”
* Albümü ithaf ettiğin Zeynel Balaban’dan bahsetmek lazım herhalde…
Zeynel çok iyi ve çok eski bir dostumdu. Şu anda ondan bu şekilde bahsetmek bile beni üzüyor. Arkadaşlığımızın merkezinde her şeyden önce müzik vardı. İkimiz de müziğe aşağı yukarı aynı yaşlarda başladık. Beraber çaldık. Besteler yaptık. İyi müzisyendi. Çok iyi anlaştığımız, frekansımızın tuttuğu biriydi. Müzikte böyle bir iletişim çok zor yakalanıyor. Ortak hayallerimiz vardı. Benim hayatımın her aşamasında onun etkisi vardır. Aynı evi paylaştık, aynı grupta çaldık.

* Ne zaman tanışmıştınız?
Ortaokulda. Mahalleden arkadaşımla aynı sınıftaydı. Hani abisi Hollanda’dan kasetler getiren… Ankara’daydık. Önce o İstanbul’a okumaya geldi. Bir sene sonra da ben geldim. Aslında onun İstanbul’da olmasından dolayı geldim ben de diyebiliriz. Burada birlikte çalıyorduk. En yakın arkadaşımdı.

1 Comment

  • Leyla 09 March 2011 - 07:33 Reply

    Yine cok samimi ve guzel bir roportaj olmus 🙂
    Mayhos gercekten cok kaliteli,digerlerinden cok farkli bir album.sarkilar arasinda ayrim yapamiyorum ama Boynumuz Kildan Ince Degil gerek protest sozleri ve ritmiyle tam da gunumuzde slogan olabilecek bir sarki.Timucin’e muzik kariyerinde de sonsuz basarilar diliyorum.Emeklerinin karsiligini bulmasini bekliyorum.

  • Leave a reply