Van’da hayat ve inşaat devam ediyor

0 Posted by - 14 October 2012 - O OLDU BU OLDU


Van depreminin birinci yıldönümü yakın. Yaralar sarılmaya başlanmış, enkazlar kalkmış, her yanda yeni binalar, inşaatlar ve TOKİ konutları göze çarpıyor. 23 Ekim’de konutları sahiplerine teslim edecek Başbakan’dan önce şehre gittim, etrafı kendimce teftiş ettim, konutların yeni sahipleriyle konuştum…

Van gölünün kıyısında her şey sakin, huzurlu görünüyor. Bulutlar şahane, gökyüzü koyu mavi arkada Süphan dağı, karşı kıyıda hayal meyal seçilen Erciş. Van etraftaki çarpık yapılaşmayı, depremden zarar gören evlerin yerine yükselene tek tük inşaatların yarım yamalak görüntüsünü ve herkesin her şeritten kafasına göre takıldığı trafiğini görmezden gelirseniz şahane bir yer. Ve İstanbul’dan uçakla bir saat 40 dakikada varılan “uzak” bir yer.

Şehir geçen yıl Türkiye tarihinin en şiddetli depremlerinden birini yaşadı. Resmen yıkıldı, şimdi depremin birinci yılı yaklaşırken en klasik deyimle yaralarını sarmaya çalışıyor. Bunu her yerde görebilirsiniz. Tet tük enkaz görüntüleri dışında Van’da her şey yeniden yapılmaya başlanmış. Ama bu yapılar sağlam mı, bir sonraki depreme dayanacaklar mı emin olamıyor insan.

TOKİ’nin depremzedelere uygun koşullarla verilmek üzere inşa ettiği toplu konutlar her yerde kendini gösteriyor. Deprem öncesinde yapılanlar hiç zarar görmediğinden bu yapıların Van’daki en sağlam ve güvenli yerler olduğunu iddia etmek yanlış olmaz.

Kentin her yanındaki konteyner mahallelerin yavaştan boşalması ve son bir yıllarını burada geçiren vatandaşların (tabii hali vakti olanların) yeni konutlara taşınması bekleniyor. 23 Ekim kilit tarih. O gün Başbakan Tayyip Erdoğan kente gelecek ve konutları uygun ödeme koşulları karşlığında yeni sahiplerine teslim edecek. Fiyatlarının 50-85 bin TL arasında olduğu söyleniyor. İlk iki yıl ödemesiz, ardından da faizsiz ödeme koşulları sağlanacak. Herkes bunu bekliyor gibi bir görüntü var. İşin aslı şu ki burada TOKİ hayli iş yapmış. Erciş ve Van’ın Edremit bölgesinde toplu konutlar bitmiş ya da bitmek üzere. Herkes açılış gününe yetişmek için harıl harıl çalışıyor.

En başta ilgimi çekenler TOKİ köyleri oldu. Bunlara TOKİ köyü demeyi uygun buldum kendimce zira köylerde evleri zarar görenler burada yeni bir hayata kavuşacaklar. Açıkçası tek katlı müstakil olmaları, hepsinin bahçesi olması, evlerin her birinin bir ahırının bulunması çok iyi düşünülmüş gibi geldi bana. Neticede köylüler hayvancılık yapıyor ve buna ihtiyaçları var. TOKİ köyünün girişinde kocaman bir çelik konstrüksiyon yapı var. Burası okul olacak. Görkemli ve güvenli görünüyor. Bir köyün en görkemli ve güvenli yerinin okul olması ne güzel. Burada yeni nesiller yetişecek, bu evlerde yeni hayatlar yaşanacak. Konutlar halen boş. 23 Ekim’deki teslim günü bekleniyor. Ama içeride şimdiden temizlik yapanlar var.

Şöhret Oruk 60’larında, kocası, kızı ve torunlarıyla bu evlerden birine yerleşecek depremzede Vanlılardan biri. Topaktaş, Kürtçe adıyla Marmet köyünden. Evi ağır hasarlı olduğundan buraya taşınıyor. Ben depremle ilgili bir şeyler duymak istiyorum ama o hapisteki oğlundan bahsediyor. Kocası İran’a giden kamyonlarda çalışıyormuş. “Şimdi bacakları ağrıdığından çalışamıyor” diyor. Van’da kiminle konuşsanız muhakkak trajik bir öykü duyuyorsunuz. Deprem, deprem olmazsa terör, o olmazsa fakirlik. Her şeye rağmen büyük bir heyecanla bize evlerini gezdiler. Daha temizlik aşamasındalar. “Tayyip’ten allah razı olsun” diyor. Hayvanlarını satmışlar. Oyunu seçimlerde Kılıçdaroğlu’na verdiğini söyledi ne kadar doğru bilmiyorum. Evin hemen karşısındaki boş ahırı gösteriyor: “Buraya koymak için bir inek verirse oyumu Tayyip’e veririm.” Benden söylemesi, orada bir oy yatıyor.


Konteyner kentin sakinleri sadece insanlar değil.

Bir sonraki durağım Erciş. Burası depremin merkez üssü ve en fazla zarar gören yerlerden biri. Ama canlı, kalabalık ve hareketli. Hayat devam ediyor. Okullar yeni dağılmış, üniformalı gençler her yanda. Erciş merkez, dar sokakları, her yerden her yöne yürüyen insanları, sürekli korna çalan arabaları, tıka basa dolu minibüsleriyle kaotik bir yer. Yanımda foto muhabiri arkadaşım Bünyamin Akgün deprem günü buradaydı, yıkılan ve en fazla can kaybının yaşandığı binaların yerlerini gösteriyor. Enkazlar temizlenmiş, yerlerine yeni binalar yapılıyor. Yollar yenileniyor. Burada bir hareket bereket var. Van’ın BDP’li belediyesine karşın Erciş Ak Parti’de. Kaymakamlık binasının önündeki otobüslerin üzerindeki “İlçemize alınan yeni otobüslerimiz hayırlı olsun” yazısını görünce zaten anlıyorsunuz bir Ak Parti mıntıkasında olduğunuzu. Bu lisan ve üslup her yerde aynı: “Hayırlı olsun”.
Açıkçası niyetim Erciş’e kadar gelmişken Van için Rock konserinden toplanan yardımla yapılması kararlaştırılan ilkokulun durumuna da bakmaktı. Üçgen köyündeki (Ermenice adı Uri) bu okulun temelinin yeni atıldığını öğrendim. Bitince gidip göreceğim muhakkak.
Sıkışan trafikte çakılı bir şekilde öndeki kamyonetin arkasından etrafı izleyen buzağıların mööölemeleri eşliğinde devam ettik yola. Erciş Van arasındaki yolu, bulutları, gölü ve tepeleri Van Gogh görse muhakkak resmederdi.

Van’ın en güzel ilçelerinden Edremit’te tam da Van gölüne nazır tepelerde inşa edilen TOKi toplu konutları hayli iddialı ve heybetli duruyor tepede. Buranın dokusuna, görüntüsüne tezat oluşturacak kadar İstanbul’ı andırıyor. Bir Halkalı ya da Başakşehir gibi. Ancak burada her yan inşaat halinde. İş makinaları çalışıyor, yollarda dev çukurlar ve henüz üzeri kapanmamış dev kanalizasyon delikleri var. Her taraf toztoprak ama uzun sürmeyecek, zira kısa sürede burada hatırı sayılır büyüklükte bir kent kuruluyor. Ve çevredeki bütün konutlar 23 Ekim’e yetiştiriliyor.
Merak ettim. Birine girip baktım. Üç oda salon 80 metrekare civarında daireler. Çok büyük değil ama medeni bir yaşam sürmek için her türlü imkan var. Ben böyle diyorum ama acaba buraya yerleşecek olanlar ne düşünüyor? Apartmanın kapısının önünde duran arabadan meraklı gözlerle etrafı süzen aileye sordum bu soruyu. Belli ki yeni evlerini arıyorlar.

Bayramoğlu ailesi sabah noterden gelen haberle mutlu olmuş. Onlara evlerinin hangi mahallede hangi numaralı konutta olduğu ve daireleri söylemiş. İlk kez bizimle birlikte gezdiler yeni evlerini. Mehmet Bayramoğlu Karayolları’ndan emekli. “Nasıl buldunuz yeni evinizi” diye sordum. “Valla ben beğendim hanım sen ne diyorsun” diye sordu. Songül Bayramoğlu o sırada mutfak dolaplarının kapaklarını inceliyordu. “Evi çok beğendim ama mutfak dolaplarını beğenmedim” dedi. Kızları Gizem üniversiteye hazırlanıyor. Engelli öğretmeni olmak istediğini söyledi. Pırıl pırıl genç bir insan. Odasını beğenmiş. İlaç firmasında çalışan oğulları Bayhan gelememiş. Dört kişilik bir çekirdek aile için çok uygun bir konut burası.

Bayramoğlu ailesinin evleri depremde zarar görmüş. İçinde oturulamıyor. Evi kapatıp eşyaları da içinde bırakarak Mersin’e taşınmışlar. Şimdi geri dönecekler. Edremit sırtlarındaki villaların ve eskiden kalma müstakil köy evlerinin bulunduğu meyve ağaçlarıyla dolu bir mevkiide müstakil bir ev. Önce yıkılacak sonra zaman içinde yeniden yapılacak. Burayı çok sevdikleri belli ama vedalaşmak zorundalar.
Sanırım bu Van’dai pekçok ailenin durumunu özetliyor. Eski evleriyle vedalaşacak yeni hayatlarına başlayacaklar. Ve elbette eski evlerini özleyecekler.

Bahçenin girişindeki dev ceviz ağacından yere düşen olgun cevizleri kırıp yerken evlerin, Edremit Konakları gibi lüks sitelerin ağaçların arasından göl kıyısındaki ana yola indik. Yolun her iki yanında bir süre daha dolu olacak konteyner kentlerin yanından geçtik, merkeze doğru devam ettik. Van Gölü hafiften dalgalanmış, hava kararmaya başlamıştı. Depremin birinci yıldönümünden hemen önce Van’da son durum bu. Hayat ve inşaat devam ediyor.

No comments

Leave a reply