Yüzyüzeyken Konuşuruz ile yüz yüze

1 Posted by - 08 February 2014 - O OLDU BU OLDU, RÖPORTAJ

Yüzyüzeyken Konuşuruz son dönemde dikkat çeken, evlerinin salonunda şarkı söyleyip gitar çalarken çektikleri amatör klipleriyle adını duyurmuş bir ekip. Oturup yüz yüze konuştuk geçenlerde

“Ateş Edecek misin?”, “Sanırım Sarhoşsun”, “Bir Sinema Filmine Bilet Almışım”, “Ölmemişiz”, “Senede Birkaç Gün”, “Tarla”, “Kendi Evimde Deplasmandayım”…
Belki bu şarkılardan bazılarını duymuşsunuzdur. Hepsi gitarla gayet basit şekilde çalınmış şarkılar.

Bana kalırsa bunun bir önemi yok çünkü ben onların hikaye anlatma tarzlarını, sözlerini sevdim. Uzun zamandır büyük firmaların itelediği ticari müziğe ve “ağlatma” gruplarına o kadar fazla maruz kaldım ki “Bu akşam çok hoşsun, sanırım sarhoşsun” ya da “Bakkal Osman Abi kızgın bana sigara borçlarımdan, babamın hatrı olmasa geçemem kapısından” diye şarkı söyleyen bir grupla tanışmak hoşuma gitti.

“Yüzyüzeyken Konuşuruz, 2011 yılının ilkbaharında, kötü geçen kışlara karşı, hızlı bir kontratak niyetine kuruldu. Projenin başlardaki misyonu,
bir internet sitesi üzerinden canlı ve akustik olarak kaydedilmiş şarkıları insanlarla paylaşmaktı.

Yaklaşık bir yıllık bir süreçte solo ve akustik olarak yayınlanan şarkılarla beraber bir demlenme sürecinin sonunda tek kişilik bu proje oldukça kalabalık bir grup halini aldı.” Böyle deniyor tanıtım metninde. Gayet iyi anlatıyor durumu.
“Kışlar neden kötü geçiyor?” diye sordum. “Öğrenciyken öyle oluyor” dediler. Valla hatırlıyorum da üniversiteyi falan, hakikaten öğrencinin işi zor.
Grubun adı “Abi yüz yüzeyken konuşuruz” diye sonlanan muhtelif
telefon konuşmalarından geliyor. Yola çıkarken bu tip çok konuşma olunca isim olarak uygun bulmuşlar bu klişe kalıbı.

Cenk Taner, Ece Ayhan ve Bob Dylan…

Cenk Taner’den (Kesmeşeker) etkilendiklerini belirtiyorlar. Grubun kurucusu, solisti, söz yazarı ve bestecisi Kaan Boşnak ile gitarist Engin Sevik’le karşılıklı oturup çay içerken Ece Ayhan’la Bob Dylan’ın da isimleri geçti. Neticede Cenk Taner’den etkilenmiş, Ece Ayhan’a selam çakan, Bob Dylan gibi ozan, şarkıcı, söz yazarı ekolünden bahseden 20 yaşında birisi var karşımda. Ne âlâ.

Gitarist Engin Sevik aynı zamanda gitar dersleri veriyor. Kendini ve grubun halen “basit” olan sound’unu geliştirmekten söz ediyor. Çok yeniler daha ama kendilerine hayli bağlı bir kitleye sahipler. Bu sound yenileme işi müzikal açıdan hoş olabilir ama şimdiden hayranlardan tepki alıyorlarmış. Geçenlerde Okan Bayülgen’in programına çıkmışlar ve bundan da anladığım kadarıyla pek hoşnut kalmamış kitleleri. Yani “Sizi çok seviyoruz, siz
ünlü olmayın” gibisinden bir hava var.

“Sound’umuzun gelişiyor olması samimiyetimizi kaybettiğimiz anlamına gelmez” dediler. “Biz grubu salonda gitar çalıyormuş hissiyle müzik yaparak kurduk ama hep böyle kalacak diye bir şey yok.”
İzlediğim videolardan, dinlediğim şarkılardan edindiğim hava bana Bülent Ortaçgil’in ilk zamanlarını anımsattı. “Benimle Oynar mısın”ı dinlediğimde edindiğim hisse yakın Yüzyüzeyken Konuşuruz’un yarattığı estetik ortam. Bunun çok fazla değişmesini ben olsam ben de istemem bir dinleyen olarak.

Kadıköy’de Karga’da çalmayı çok seviyorlar. “Orası bizim evimiz gibi” diyorlar. Şu ara hayli yoğunlar. Küçük büyük demeden konserler veriyorlar.
Bizim buluşmamızın ertesi Umut-Sen’in konserinde çaldılar. Ardından İKSV Salon, daha sonra Ankara Passage Pub.

Mart veya nisanda stüdyoya girmeyi ve yaza bir albüm hazırlamayı planlıyorlar. “Birkaç yıl sonra utanılacak şarkılar” isimli bir EP’leri ve “Evdekilere Selam” isimli bir albümleri var.
“Utanmaya başladınız mı yoksa?” diye sordum. “Yok daha var” dediler.
Yeni albümlerini merakla bekliyorum.

No comments

Leave a reply