HER GÜN YENİ BİR ZEVKSİZLİK // ZAVALLI GÖZTEPE PARKI

5 Posted by - 05 March 2014 - HER GÜN YENİ BİR ZEVKSİZLİK

Zavallı Göztepe parkı, zavallı Göztepeliler. Başka bir diyeceğimiz yok hakim bey… Dünyada daha zevksizce işlenmiş bir şehir cinayeti yok…
Bravo İBB.

İşte bu eski hali

goztepeeski

Bu da yeni hali

18 Comments

  • GezginAnne 05 March 2014 - 11:37 Reply

    Ben Eylül’de gittiğimde, henüz tamamlanmamıştı ama çok güzel bir parktı çocuklar için. Hatta bu konuda bir yazı hazırlamıştım:
    http://www.gezginanne.com/2013/10/parklar-cocukla-goztepe-60-yl-park.html

    Aralık’ta gittiğimde dev akvaryumları gördüm ve o balıklara acıdım. Ne gerek vardı? Yazın güneş altında ne olacaktı onlara?

    Şimdi bu resimleri görünce, Kadıköy Bld’den alınan ve İBB’ye verilen parkın oradaki zevksizliğin, gösterişin gittikçe daha da vahim bir durumda olduğunu farkediyorum. Umarım daha fazla çirkinleştirmezler.

    • Muge 05 March 2014 - 22:43 Reply

      AKP veya hiçbir partiyle bağlantım yok…Hatta AKP karşıtı görüşlere sahibim ama Göztepe’de yaşayan biri olarak bu haberin doğruluğunu kabul edemeyeceğim. Tek katıldığım nokta ağaç kesimidir. Çok yıllık ağaçların kesilip peyzaj kurbanı olmasıdır.

      Fakat Göztepe parkı özellikle çocuklar ve ebeveynler için harika bir alandır. Çocuğum olmamasına rağmen çok beğenerek gittiğim bir alan haline gelmiştir. Öncesinde de bir doğa güzelliğiydi ama şu an özellikle aileler için çok daha kullanışlı ve eğlenceli hale geldiğini düşünüyorum.

      Eylül ayında çocuğunuzu getirdiğiniz park değişmedi yani, yine aynı güzellikte duruyor.

      • Mehmet Tez 06 March 2014 - 10:52 Reply

        Hanımefendi çimlere basmak oturmak bile yasak siz neden söz ediyorsunuz hangi dünyada yaşıyorsunuz… Nesi kullanışlı nesi harika, hayatınızda hiç park da mı görmediniz. İnsaf edin…

  • Semra Tutcu Şahin 05 March 2014 - 12:08 Reply

    Park mı?! Adeta “porselen makyaj”. Adeta “çocuk odasına halı deseni”.

  • Serhat Tuzluca 05 March 2014 - 14:17 Reply

    İBB’de pek yetenekli peyzaj mimarları var demek ki…

  • beste 06 March 2014 - 00:59 Reply

    blogunuz cok guzel ama icerik fena ic karartici. iciniz daha da kararsin isterseniz Suleymaniye Camisi’nin restorasyonuna da bir bakip aglayin derim. kendi miraslari diye davul caldiklari bir sahesere bunu yapiyorlarsa parki, yolu, sehir planlamasini nasil yapsinlar? boyanmis kemerlere iyi bakin diyecegim ama onlar zaten baktiracak.

    • Mehmet Tez 06 March 2014 - 10:53 Reply

      İçimiz kararsın ama yeter ki şu çirkinlikleri arşivleyip sergileyelim. Derhal gidip bakacağım ilk fırsatta. Teşekkürler.

  • Basak Isiklar 06 March 2014 - 11:01 Reply

    Goztepe parkini senelerdir bilen biri olarak, yeni halinin eskisinden cok daha guzel oldugunu soyleyebilirim. Fotograflarin farkli mevsimlerde cekildigi cok acik. Simdi de en az eskisi kadar yesil. Ustune daha cok kisinin oturmasini saglayacak banklar, cocuk parklari, kosu yollari, kopek gezdirme alanlari gibi insana deger veren sehirlerin parklarinda olan minimum standartlar eklendi. Ciceklerle cizilen sekiller cok subjektif bir konu, begenen olur begenmeyen olur. Ben cocuklugumdan beri Goztepeli olarak cok memnumum. Ayni sey gidin gorun, yenilenen Kalamis parki icin de gecerli. Gecen aksam cikip 5km kosu yolunda kostuk, harikaydi…

    • Mehmet Tez 06 March 2014 - 11:08 Reply

      Kalamış parkıyla Göztepe Parkı arasında çok fark var. Kalamış’ta ağaçlar kesilmedi. Bu denli çirkin alabulaca peyzaj yapılmadı. Çimlere oturmak yasak değil. Daha birçok neden sayabilir. Göztepe parkına yıllardır gidip görüyoruz. Bu parkın ağaçlarını kesip şu düzeni yapmak cinayetten başka bir şey değil. Nesini savunuyorsunuz anlamak mümkün değil. Düyanın medeni şehirlerindeki parkları, şehir merkezindeki yeşil alanları ve ne kadar doğal olduklarını gören herkes bunun saçmalık olduğunu bilir. Bunu anlatmaya çalışmak bile bana zaman kaybı geliyor. Saygılar.

      • Basak Isiklar 06 March 2014 - 12:13 Reply

        Kimseyi savunmuyorum. Ben Goztepeli olarak memnunum diyorum. Sizin bahsettiginiz agac katlini ben goremiyorum. En azindan bu fotograflar onu gostermiyor. Bambaska acilardan cekilmis. Agaclarin kesilmesine hicbir sekilde taraf degilim. Bahsettiginiz gibi agaclar kesildiyse yazik ve suc ayrica. Ama belli duzenlemelerle duzluk alanlarin kullanimi arttirilidi, hosuma giden bu. Sizinkinden farkli bir gorus benimkisi. Yurtdisindaki dogal ve guzel parklarin pek cogunu gormus, acik havada kosmayi, dogayi seven birinden. Bana anlatmak icin zaman harcamayiniz. Sizin gorusunuz ve yaziniz, tabii ki diledigniz gibi dile getireceksiniz. Saygilar.

  • Senem Tüfekcioğlu 06 March 2014 - 12:20 Reply

    İzninizle, bir peyzaj mimarı olarak anlatayım…
    Bu tasarım, proje olarak bir park tasarımı değil, bir saray bahçesi tasarımı olabilir. Yakın bir örnek olarak: Versailles sarayı bahçelerini google’da aratın. (Kaldı ki İBB, buranın “barok” temada tasarlandığını zaten vurgulamıştır.)

    Tasarım bir zevk meselesidir tabi ki, ancak şehir içi parkları konusunda tasarımdan ziyade öncelikle fonksiyon düşünülür. Çimlere basılamayan bir park, şehir içi parkı olamaz, ancak bir saray parkı olabilir. Fotoğrafta görülen o yeni düzenleme aslında bir çeşit “seyir bahçesi” olarak tanımlanabilir. Bu bahçeler parkın tamamını kaplaması için değil, daha sakin bir köşede insanların dinlenmesi için, çiçekleri seyretmesi için tasarlanır.

    Şehir parkı düzenlemesinde ağaç kesimi diye bir şey söz konusu olamaz. Ancak ağaç sağlıksızsa ve iyileştirilemiyorsa kesilebilir. Peyzaj mimarları alandaki ağaçları korumakla ve tasarımlarında bu ağaçları değerlendirmekle yükümlüdür. İyi bir peyzaj mimarı alandaki tüm ağaçları projesine dahil edebilecek bir tasarım yapar. (Alandaki ağaçları kesip baştan ağaç diktiren bir peyzaj mimarının projesine tembel işi denir, “tasarım kibri” var denir… Bu arkadaşlar sınıfı geçse bile hocalar tarafından ciddi uyarı alırlardı.)

    Ayrıca, parkın bakım masrafları da dikkate alınmalıdır. Göztepe parkının maliyeti yaklaşık 2 milyon lira olarak açıklandı; tasarıma bakarak senelik bakım masraflarının da yaklaşık 1 milyon lira civarında olacağını söyleyebilirim.

    Ve tüm bunlar bir yana, size şunu da aktarmak istiyorum… Barok temalı park yaparak dünya standartlarına yaklaştığımız kesinlikle doğru bir görüş değil. Şu anda tüm dünyada peyzaj düzenlemeleri doğala yakın düzenlemelere doğru kayıyor. Park düzenlenirken, şehirde yaşayan kuş türlerini düşünüyorlar, onlar için az da olsa bir dinlenme ve beslenme alanı oluşturmaya çalışıyorlar. Meyve ağaçları dikiyorlar; çocukların doğal döngüyü tanıması için. Park alanının çevresini parmaklıklarla çevirmiyorlar; herkes parkın her yerinden içeriye girebilsin, park şehrin doğal bir uzantısı olsun diye.

    Görme engelli vatandaşları düşünerek, kokulu bahçeler düzenliyorlar. Kelebekleri seyredebilelim diye kelebek besleyen çalılar dikiyorlar. Özellikle Avrupa’daki şehir parklarını gezerseniz, çocukların devrilmiş ağaçlarda oyun oynadıklarını görebilirsiniz.

    Göztepe Parkı örneğinde ise; o civarda oturduğum için yakından takip ettim… Alandan ilk sökülenler çalılar oldu! O çalılar on senelerdir oradaydı, kökleriyle birlikte söküldüler… Ben olsam satardım onları. Çünkü o yaşta ve o ebatta çalıların satış fiyatı çok yüksektir. Onların yerine kalpli malpli bir şeyler yaptılar, içlerine de her mevsim yeniden çiçek dolduruyorlar…

    Beni en üzen şey ise şu oldu: 6 yaşımdan beridir gidip oynadığım, tırmanıp inmeyi reddettiğim eğik bir çam ağacı vardı… Büyüyünce de yaslanıp kitap okumaya başlamıştım. Bu düzenlemede ilk kesilen ağaçlar arasındaydı.

    Şehirler, doğal alanlardan ödünç alınmış yapılardır. Binalar arasında kalabilmeyi başarmış bu ufak alanları doğayı “manikürlemek” için değil, doğayı yaşatmak için kullanmak…

    Zihniyet farkı dediğimiz şey bu…

    Ben bir peyzaj mimarı olarak, eğitimli gözlerimle Göztepe Parkı’nın feci bir göz boyama taktiği olduğunu ve tüm o düzenlemelerin sabit kalabilmesi için yapılan harcamalardan rant sağlamaya yönelik bir tasarım düşünüldüğünü çok net görebiliyorum. Bu proje ile bana gelselerdi asla kabul etmezdim. Kabul eden kişinin de etik değerlere sahip bir peyzaj mimarı olduğuna inanmıyorum…

    • Mehmet Tez 06 March 2014 - 15:26 Reply

      Çok aydınlatıcı oldu teşekkürler.

      • Senem Tüfekcioğlu 06 March 2014 - 17:54 Reply

        Sitenizin bu bölümünü ilgiyle takip ediyorum…
        İnsanların dikkatini bu konulara çektiğiniz için esas ben teşekkür ederim. 🙂

      • GezginAnne 06 March 2014 - 20:21 Reply

        Kesinlikle katılıyorum. Ben Eylül’de gittiğimde parktı; ama şimdi saray bahçesi olmuş. Kesilen ağaçlar kısmına hiç girmiyorum bile.

  • oğuz özalp 07 March 2014 - 17:56 Reply

    burada yapılanı anlamak çok kolay ..proje orada cami yapımı üzerine bir çalışmadır … İBB meclisinden geçirdikleri karar iptal edilmedi halen duruyor uygun zaman bekleniyor .. eğer o ilk resimdeki yeşil doku korunup ağaçların dahada büyümesine olanak verilseydi o resimden camiye geçiş kamu oyunda infial uyandırırdı .. Ağacı kesiyorlar diye. ama düzenleme adı altında aşama aşama ağaçlar seyreltilip şu anki görünüşe geçildi şimdi daha az ağaç olan kel bir park var bu yapıdan camiye geçiş daha kolay olacaktır …bence hesap budur başka bir şey değil … bunlar kininin takipçisi unutmayın unutturmayın ..

  • Elif Gökteke 09 March 2014 - 04:43 Reply

    Sadece Göztepe parkında değil, Moda sahilinde, Moda burnundaki parkta, Koço’nun karşısındaki alanda, Kalamış parkında, Bostancı’ya giderken Fenerbahçe’ye yolun ayrıldığı yerdeki küçük parkta, Söğütlüçeşme’de vb benim gördüğüm pekçok yeşil alanda ne yazık ki özellikle çalılar katledildi, ağaçlar kesildi ve bunlar hep yeşil alan düzenlemesi adı altında yapıldı.
    Koço’nun karşısındaki alanda yapılan katliam Moda’daki Fahri Korutürk parkında (çay bahçesinin arkasındaki park) yapılmasın diye Kadıköy belediyesine bir başvuruda bulunmuştum. Başvurum elbette dikkate alınmadı ve çay bahçesinin arkasındaki parktaki çalılar da yok edildi. Bir kısmının yerine cılız başka bodur bitkiler dikildi. Belediyeden cevap gönderen ziraat mühendisi de utanmadan Moda’dan sökülen çalıların Kalamış parkında değerlendirildiğini yazıyordu! Oysa Kalamış parkı hallaç pamuğu gibi atıldı. Çalıların sökülmesinin gerekçesi de toprağa sulama sistemi döşenmesiymiş!
    Göztepe parkında ilk değişim, hatırladığım kadarıyla, caddeye doğal bir set oluşturan, egzosu kesen ve serçelerin bolca bulunduğu şimşir ve taflanların (tür konusunda yanılabilirim) sökülmesiyle başladı taa kaç sene önce. Moda sahilinde de zakkumlar, defneler, pittosporumlar, kelebek çalıları söküldü, kesildi, ağaçlardan da kesilen ya da park düzenlemesi sırasında kökü gövdesi zarar gören çok oldu. Moda’da kaldırım yenileme sırasında o kadar çok ağaca zarar verildi ki bir kısmı çalışmalardan kısa bir süre sonra eğildi ve kesildi. Kökleri dışarı çıktı. Moda sahilinde İSKİ’nin bulunduğu bölgede ılgınlar, iğdeler, çamlar (!), akasyalar kesildi ya da küstürülecek şekilde budandı, biberiyeler söküldü… Çalıların yokedilmesi konusunda yetkili bir ağızdan duyduğum birkaç açıklama şuydu: Vatandaş çalıların dibine kaka yapıyor. Sık çalıların altında fuhuş yapılıyor. Güvenlik gerekçesiyle çalıların kesilip açılması gerekiyor. (!!!) Kadıköy-Bostancı minibüs yolundaki koca koca ağaçların diplerini gördünüz mü? Refüjde kesilen ağaçları fark ettiniz mi? Yoğurtçu parkının eski halini hatırlayan var mı? Yoğurtçu’da caddeden yürürken dereyi görmek imkansızdı. Yeşillik fışkırıyordu. Parkı yenileme gerekçesiyle yeşil en aza indirildi. Bu düzenleme çalışması sırasında tepki gösteren bir arkadaşıma peyzaj mimarının yanıtı “Ağaçlar maalesef demirbaş” şeklinde olmuştu!!! Kuşları, kirpileri, böcekleri düşünen elbette yok. Onlar teferruat.
    Parkları daha da yeşertmek, iklime ve mekana uygun bitkilerle donatmak yerine betonun ve o çirkin park mobilyalarının arttırılmasını hiç anlayamıyorum derken bir belediye işçisi bana durumu kısaca özetledi: “Elif hanım senin sevdiğin o çalılar, o ağaçlar durduğu yerde para kazandırmaz, beton kazandırır, beton. Ya da olanı kesecekler ki yenisini diksinler, para kazanılsın.”
    Zevksiz ve vicdansız birilerinin kurbanıyız, ağaçlar ve bizler.

  • Elif Gökteke 11 March 2014 - 23:13 Reply

    https://twitter.com/Av_SelamiOzturk/status/442601062890209280

    Adı Doğa Parkı’ymış, Sahrayıcedit’te. Peki doğa nerde?

  • tuku 30 March 2014 - 01:00 Reply

    “eski hali” yazısını okumadan önce resmi gördüm e ne var bunda ne güzel park işte diye geçirdim içimden ama sonra anladım ki yine bi güzelliği öldürmüşler

  • Leave a reply