2000’lerin geri dönüş işaretleri

0 Posted by - 18 November 2018 - KÖŞE YAZISI

Razorlight’ın yeni albümü şunu sordurdu: Yoksa 2000’lerin başında yükselen “rock ve punk revival” akımı kendi geri dönüşüne mi hazırlanıyor? Geri dönüşün de geri dönüşü olur mu demeyin, müzikte her şey olası.

Razorlight’ı sevenler el kaldırsın. Peki bilmeyenler el kaldırsın. Hmmm. Galiba hatırlatmakta fayda var. 2005’lerde neşeli, enerjik alt-rock modası zirve yapmıştı. Her yeni şeyi, başında bir “indie” koyarak anlamlandırmaya çalıştığımız naif ve çok eğlenceli dönemlerdi. Bir sürü Brit ve Amerikalı grup 70’lerin rock ve punk revival’ının henüz dinmemiş rüzgarıyla konser salonlarında şov yapıyordu. Razorlight’ı o dönem “America” ile tanımıştık. 2006 tarihli “Razorlight” albümü bayağı popülerdi. Johnny Borrell bir anda modacıların gözdesi olmuş, indie sosyetenin en gözde bekarı olarak dikkatleri çekmişti. Sonra 2008’de pek başarılı olmayan bir albüm geldi. Sonra ses kesildi. Geçen haftaya kadar.

Razorlight sanki aradan 12 yıl geçmemiş gibi 2006’ya dönmüş ve “Razorlight”ın kaldığı yerden yola devam etmiş. Johnny Borell formunda. Yıllar onu pek etkilememiş. Ne sesi farklı ne görünümü. Neşeli, enerjik, mutluluktan eğlenceli partilerden bahseden pozitif bir albüm. Popun dahi üzgün olduğu bir dönemde ilginç, ezber bozan, hafif, bu yönleriyle ve alt-rock garaj sound’uyla hayli retro özeliklere sahip bir albüm. Ama şikayet ettirmiyor, bir iki şarkıda dans-rock sınırlarına girmediği sürece demode de durmuyor. Razorlight 2000’ler başı rock dalgası canlanıyor mu sorusunu sordurdu.

“İş işten geçer geçmez ordayım”

Serdar Ateşer’in yeni albümün adı bu. Önceki iki albümü “Mütareke Yılları” ve “Avdet Seyri” isimlerin taşıyordu. İyi müzisyenlik, sağlam işçilik ve emek içeren albümler. Müzisyen ve prodüktör Serdar Ateşer ben kendimi bildim bileli Türk alternatif müzik sahnesinin önemli figürlerinden biri olageldi.

Hem içinde bulunduğu projeler hem çalıştığı müzisyenler itibarıyla alternatif müziğe geniş bir spektrumda eserler kazandırmış, hizmet etmiş, prodüktör olarak katkıda bulunmuş yetenekli bir müzik insanıdır. Albüm, Ateşer’in kendi dünyasını dertlerini, olaylara bakışlarını yansıtan 10 şarkıyı içeriyor. Müzikal açıdan sofistike ve güçlü bir albüm bu. Ama Ateşer büyük bir solist ve söz yazarı değil. Albümün zayıf karnı burası. Ben keyif aldım. Ama sizin alacağınız keyif, beklentinizle orantılı.

“Müslüm”ün soundtrack’i nerede?

“Suspiria” vizyona girdi. Soundtrack albümü bütün dijital platformlarda, cd ve plak olarak da basıldı. “Bohemian Rhapsody” vizyona girdi, filmin soundtrack albümü bütün platformlarda, CD olarak satışa sunuldu. “A Star is Born” filmi vizyona girdi. Soundtrack albümü bütün platformlarda yerini aldı. Bu filmlerden çıkan insanlar, filmin müziklerini merak ettiklerinde kolayca ulaşabilir.

Peki “Müslüm” filmi vizyonda. Çok ilgi görüyor. Soundtrack albümü nerde? Yok. Ne zaman dinleyeceğiz? İçinde hangi şarkılar müzikler olacak, kimler yer alacak? Bilmiyoruz. Neden her işimiz yarım yamalak?

Popa ne oldu?

Geçenlerde bir sebepten Elton John’un “A Word in Spanish”ini izledim. Ardından Pet Shop Boys’un “Domino Dancing”ine aklım gitti bir de ona baktım. Derken Madonna’nın “La Isla Bonita”sıyla “80’ler popunda latin ve klasik gitar soloları” konulu doğaçlama gelişen üçlememi tamamladım. Miley Cyrus’lar, Justin Bieber’lar, bilumum ayağında 1000 dolarlık lastik ayakkabılarla gezinen popçu ve rapçi; Allah aşkına siz ne yaptınız popa böyle? Biz nerede yanlış yaptık?

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply