2016’nın hit şarkı formülü

0 Posted by - 22 October 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezHit şarkının bir formülü var mıdır, yok mudur, yıllardır tartışılır. Teknoloji ve veri analizi sayesinde artık bu soruya bilimsel bir yanıt vermek mümkün.

Shazam ve Soundhound gibi uygulamalar sayesinde artık “Bu çalan neydi?” sorusunun yanıtı çok basit. Shazam’lıyorsun öğreniyorsun. Bu insanlık tarihini değiştiren hizmet bugün prodüktörleri ve bestecileri hit şarkı formülünü bulma konusunda bilimsel bir seviyeye taşımış olabilir. Bakın nasıl.

Günde 20 milyon Shazam yapılıyor. Dakikada 14.000 kişi “bu çalan neydi” diye merak ederek telefonunu hoparlöre yakın bir yere doğru tutup etrafındakileri “bir dakka şu şarkı neymiş bakalım” diye susturuyor. Bu kadar merak ediyorsanız, demek ki o şarkıda sizi çeken bir şey var. Demek ki o şarkı size bir şeyleri hatırlatıyor. Demek ki gri hücrelerinizin kıvrımlarının bir yerlerine sıkışmış anılar, duygular, şu duyduğunuz seslerle ortaya dökülüyor (eski bir teoriye göre her hit şarkı başka bir hit şarkıyı andırır, katılıyorum).

Günde 20 milyon kişi bazı şarkıları kendisi için inanılmaz derecede ilginç bulduğu ve merak ettiği için (evet biliyorum bazen de aşırı kötü bulduğu ve bu ne diye mazoistçe merak ettiği için) Shazam’lıyor. İşte bu Shazam’lamalara dair veriler havaya karışıp uzayda yok olmuyor, iyi havalandırılan bir binanın içindeki hard disk’lerde depolanıyor.

Bu hard disk’lerde hem kişisel müzik zevkimiz hem de toplumsal, ulusal, kültürel, bölgesel müzik zevklerimiz depolanıyor. Depolanmakla kalmıyor analiz ediliyor. Ulusal, kültürel, bölgesel, beşeri, coğrafi, hangi parametreyi isterseniz onu koyun, kulak zevklerimizin izlediği pattern’lar (tekrarlanan yinelenen özellikler diyelim şimdilik) bulunuyor ve kimi bilim insanı bunlar sayesinde dünyanın hangi bölgesinde hangi şarkının hit olacağının önceden bilinmesinin üç aşağı beş yukarı mümkün olduğunu iddia ediyor.

Shazam’ın araştırma direktörü Scott Holecheck -Wired dergisinin Ekim sayısında- diyor ki biz şarkılarına bakarak hangi sanatçının çok büyük olacağını iki yıl önceden görebiliyoruz. Çoğu öngörümüz de doğru çıkıyor. Bakın nasıl yapıyorlar biraz araştırdım.

Şarkıların tam hangi noktada Shazam’landığı gibi detay bilgiler önemli. Çünkü bunlar merak uyandıran şarkının nitelikleri hakkında bilgi veriyor. Mesela pop şarkılar genellikle ikinci nakaratta Shazam’lanıyor. İlk nakaratın sonrasındaki “bridge” denen ara bölüme “telefonu çıkarma bölgesi” deniyor. Yani burada telefon cepten çıkıyor ve ikinci nakaratta Shazam için hazır bekliyor.

Elektronik müzikte ise Shazam’lamalar şarkı başında gerçekleşiyor. Girişte beğendi mi beğeniyor dinleyici. Şarkının ortasında bir anda bu şarkı çok güzelmiş diye karar verip telefonu çıkarmıyor. Yani vurgu ve etki açılışta. Elektronik popüler işler için vurucu giriş önemli.

Şarkılar genellikle en çok ilk 50 saniye içinde Shazam’lanıyor. 2016’da hit olan bazı şarkıları ele alalım. Alan Walker’ın “Faded” isimli parçası 12 milyon kez Shazam’lanmış. Spotify’da 550 milyon dinlenmeye ulaşmış. Nakarat bölümünde değil de intro’da yani ilk 30-40 saniyede Shazam’lanan popüler elektronik şarkılara iyi bir örnek.

9 milyon kez Shazam’lanan Justin Bieber’ın “Love Yourself”i (Spotify’da 737 milyon kez dinlenmiş) klasik pop hit’lerine iyi bir örnek. Yani Shazam’lama şarkıya yayılmış durumda. Şarkının içinde dinleyicinin dikkatini çeken birden fazla bölüm var demek.

Lukas Graham’in 9 milyon kez Shazam’lanmış şarkısı “7 Years”, (Spotify’da 584 milyon kez dinlenmiş) erken nakaratın önemini ortaya koyan iyi bir örnek. Verilere bakılırsa 10’uncu saniyede telefonlar çıkmış, 35’inci saniyede Shazam’lama zirveye çıkmış.

Hip hop/alternatif pop türüne iyi bir örnek Twenty One Pilots’ın “Stressed Out” adlı şarkısı. 12 milyon kez Shazam’lanan, Spotify’da 550 milyon kez dinlenen bu şarkı güçlü nakaratın önemini ortaya koyuyor. Her nakaratta telefonlar çıkmış ve insanlar şarkıyı merak edip Shazam’lamış.

Shazam ekibinin şarkı analizlerinden çıkan en ilginç sonuç şu: Şarkılar çoklukla en sessiz, yani volümün en düşük olduğu bölümlerinde Shazam’lanıyor. Şarkıdaki volüm yani ses seviyesi arttıkça Shazam’lama oranı azalıyor.

Buradan, sessiz sakin vokal ağırlıklı şarkılar daha fazla ilgi çekiyor sonucu çıkar mı, emin değilim. Ama şu çıkıyor ortaya, bir şarkıda ses yerine sessizlik ilgi uyandırıyor. Şarkıların en güçlü yerleri doludizgin gittikleri yerler değil, aslında nakaratın usulca ya da kimi zaman acapella tekrar edildiği, melodinin veya riff’in basit bir enstrümanla tekrarlandığı / söylendiği bölümler.

Shazam bugün bestecilere ve prodüktörlere resmi olarak “şöyle yaparsanız tutar” diye akıl vermiyor. Radyoculara da aslında şu tip şarkı arıyorsunuz şeklinde bir tavsiyesi yok. Ama artık işler böyle gelişiyor, elbette bu bilgiler herkesin elinde var. Bugün hit şarkı yazanlar, bir kısmını eskiden de bildikleri ama yeni yeni bilimsel verilerle doğrulanan bu bilgiden faydalanıyor.

Peki pop beste işi bu kadar kesinlikle kotarılabilir mi? Pop bu kadar basit mi? Yoksa “artık her şey birbirine benziyor yeni bir şey çıkmıyor” dememizin nedeni bu bilimsellik mi? İnsan zevki bu denli net bir formüle indrigenebilir mi? Gibi soruları soruyoruz tabii.

Görünen o ki formül var. Ama bu yaratıcılık ve sürprizler bitti demek değil. Güçlü, vurucu kısa intro lazım, güçlü nakarat lazım, nakaratı olabildiğince erken girmek lazım. Popüler bir iş yapmak istiyorsanız bilim böyle diyor, aklınızda bulunsun.

Ama her şeyden önce, formül de olsa oraya bir ruh üflemek lazım. Hit’in asıl kerameti orada. O da sanatçının işi.

Mehmet Tez – Milliyet

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply