Alkan Avcıoğlu yazdı: Festivalin usta adayı yönetmeni

0 Posted by - 15 April 2016 - KÖŞE YAZISI

İstanbul Film Festivali’nin açılış filmi ‘Midnight Special’ın yönetmeni Jeff Nichols, son yıllarda yıldızı gitgide parlayan, gelecekte “ustalar” arasına girebilecek bir yönetmen.

İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Jeff Nichols’un yönettiği ‘Midnight Special’ Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışmıştı. Nichols’un çekimlerini yeni tamamladığı ‘Loving’i ise, bu yazının yazıldığı saatlerde hala açıklanmamış olan Cannes yarışma programında görecek gibiyiz. Çok değil daha 5 sene önce, ikinci filmi ‘Sığınak’ (Take Shelter) ile Sundance’te tüm dikkatleri üzerine çekmişti yönetmen. Belki hiçbirisi ‘Sığınak’ kadar çarpıcı değildi ama ardından gelen 2 filmi ‘Mud’ ve ‘Midnight Special’ ile yönetmenin adından bir hayli söz ettirdiği kesin. Uzunca bir süredir Total Film, Empire gibi popüler sinema dergileri, Nichols’u geleceğin usta yönetmenlerinden biri olarak gösteriyor.

Midnight Special
(Midnight Special)

1978’te Arkansas Little Rock kasabasında doğan Jeff Nichols’un hızla parlayan yönetmenlik kariyerinin başlangıcına bakacak olursak, karşımıza çok özel bir okul çıkıyor; Kuzey Carolina Üniversitesi. Sinema bölümünden şaşırtıcı yetenekler çıkartmış bir üniversite Kuzey Carolina. Son senelerde adından çokça söz ettirmiş olan David Gordon Green, Aaron Katz, Michael Tully, Nate Meyer ve Jody Hill gibi yazar-yönetmenler burada okudular. Tim Orr ve Adam Stone da buradan yetişmiş ve kariyerlerinde çok yükselecek görüntü yönetmenleri. Yine burada okumuş olan Paul Schneider ve Danny McBride gibi yükselişte aktörler mevcut. Jeff Nichols da buradan mezun yazar-yönetmenler listesindeki bir diğer isim. Ve üstelik artık bu listenin en gözde ismi.

BERLİN’DEN BERLİN’E

Jeff Nichols ilk filmini çekmek için kollarını sıvadığında 26 yaşındaydı. Kendi yazdığı bu filmi çekmek için finansal anlamda olanakları çok kısıtlıydı. Neyse ki bağımsız sinemada dijital devrim yaşanıyordu. Fakat Nichols, maddi olanaksızlıklara rağmen ilk filmi için zor bir taşın altına elini soktu: Filmini 35mm sinemaskop 2.35:1 formatında çekmeye karar verdi. Çünkü o güne kadar etkilendiği sinema ekolü gereği, dış mekanda geniş açık alanlar kullanmayı ve karakterleri sarmalayan çevrenin etkisini görsel dokuya taşımak istiyordu. Arkadaşı David Gordon Green gibi o da Terrence Malick’in sinemasından çok etkilenmişti. ‘Kanlı Toprak’ (Badlands) en sevdiği filmlerdendi. Malick’in doğal ışıkta yarattığı harikalara tapıyordu. Nitekim, kısıtlı bütçe gereği doğal ışık kullanmak zorunda oluşu, sevdiği sinemanın izinden gitmesi için bir avantaja dönüştü. Kuşkusuz ki çekim koşulları kolay değildi ancak okul döneminde tanıştığı yetenekli sinemacılar bu filmin tamamlanmasında yanı başında hazır bekliyordu: David Gordon Green filmin yapımcılarındandı, görüntü yönetmenliğinde ise Adam Stone vardı. Green’in tavsiyeleri ve Stone’un görüntü yönetmenliğindeki yeteneği, filmin bütçe handikaplarını aşarak bir başarıya dönüşmesinde büyük pay oynayacaktı.

shotgun-stories
(Shotgun Stories)

Yönetmenin ilk filmi ‘Shotgun Stories’ çekimleri başladıktan birkaç yıl sonra, ancak 2007 yılında tamamlanabildi. Bu film de tıpkı bu seneki ‘Midnight Special’ gibi, Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yaptı. Ki bu durum bir metafor olarak da okunabilir; Nichols’un 4. filmi ‘Midnight Special’ ile kariyerinin benzer temalar etrafında dönen, Berlin’de başlayan ilk halkasını tamamladığı düşünülüyor. 5. filmi ‘Loving’ ile filmografisinde daha olgun bir halkaya başlayıp, yönetmenliğinin henüz bize göstermediği bazı yönlerini açığa çıkarmasını bekleyebiliriz.

Jeff Nichols’un favori filmleri: 
‘Bilardocu / The Hustler’ (Robert Rossen, 1961), ‘Parmaklıklar Arasında / Cool Hand Luke’ (Stuart Rosenberg, 1967), ‘Çılgınların Günahı / Hud’ (Martin Ritt, 1963), ‘Kanlı Toprak / Badlands’ (Terrence Malick, 1973), ‘Sonsuz Ölüm / Butch Cassidy and the Sundance Kid’ (George Roy Hill, 1969), ‘Cinnet / The Shining’ (Stanley Kubrick, 1980), ‘Tehlikeli İlişkiler / Close Encounters of the Third Kind’ (Steven Spielberg, 1977)

*Alkan Avcıoğlu’nun bu yazısı 15.04.2016 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply