ALKAN AVCIOĞLU YAZDI: “FESTİVALİN USTA ADAYI YÖNETMENLERİ”

0 Posted by - 24 April 2015 - KÖŞE YAZISI

Belki bu sene İstanbul Film Festivali’nin “Ustalar” bölümünde değillerdi. Ama aşağıdaki yönetmenler gelecekte “usta” kıvamına gelebilecek yetenekli isimler.

ANDREW HAIGH
ConversationDoğum tarihi: 1973
Doğum yeri: İngiltere

Favori filmleri: ‘Macera’ (1960, Michelangelo Antonioni), ‘Five Easy Pieces’ (1970, Bob Rafelson), Black Narcissus (1947, Michael Powell, Emeric Pressburger), ‘Çığlıklar ve Fısıltılar’ (1973, Ingmar Bergman), Last Night (1998, Don McKellar)

Çektiği filmler: ‘Greek Pete’ (2009), ‘Haftasonu’ (2011), ’45 Years’ (2015)

En iyi filmi: Bu sene festivalde gösterilen ’45 Years’. Andrew Haigh bir röportajında şöyle demişti: “Günümüzde filmler gereğinden fazla kurgulanıyor. Kimse bir şeylerin sadece var olmasına boşluk bırakmıyor. Bir ileri bir geri kesmeye gerek yok. Antonioni gibi yönetmenler bir şeylerin sadece var olmasına izin verdiği için mutluydu.” Filmlerinde hem hikayenin küçük anlarının hem de oyuncularının ışıldamasına müsaade edecek boşluklar yaratmayı çok iyi başaran bir yönetmen Haigh. Son filmi ’45 Years’ bunun ispatı olduğu kadar Haigh’in oyuncu yönetimi konusunda da çok üst bir seviyede olduğunun göstergesi.

PETER STRICKLAND
22nd European Film AwardsDoğum tarihi: 1973
Doğum yeri: İngiltere

Favori filmleri: ‘Morgiana’ (1972, Juraj Herz), ‘Black Sunday’ (1960, Mario Bava), ‘Suspiria’ (1977, Dario Argento), ‘The Cremator’ (1969, Juraj Herz), ‘Petra von Kant’ın Acı Gözyaşları’ (1972, Rainer Werner Fassbinder)

Çektiği filmler: ‘Katalin Varga’ (2009), ‘Berberian Sound Studio’ (2012), ‘Björk: Biophilia Live’ (2014), ‘The Duke of Burgundy’ (2014)

En iyi filmi: Bu sene festivalde gösterilen ve yakında vizyona girecek olan ‘The Duke of Burgundy’. Peter Strickland sinemanın plastik öğelerine olduğu kadar da işitsel öğelerine de çok hakim bir yönetmen. Kurmaca filmlerinde bugüne kadar ortaya koyduğu sinema dili her şeyden çok biçime önem verir nitelikte. İçerik olarak ise referansı bol, alt metinleri güçlü, çok katmanlı hikaye dünyaları yaratmayı seviyor Strickland. Hikayeden veya durumdan ziyade karakterlerini ve de atmosferi önemsiyor. Karakterlerini ve onları sarmalayan bir hikaye dünyasını aktarmak istiyor perdeye. Müzik kullanımı ve müziğin kültürel anlamlarıyla birlikte varlığı ise adeta karakterleri kadar önemli. Sinemasının en güçlü yanı stilize bir anlatım inşa ederken bir yandan sinema ve sanat tarihinden bol referans kullanması ve bunu altı dolu bir şekilde yapıyor olması. 2012’deki filminde giallo ve korku sineması için bunu göstermişti. ‘The Duke of Burgundy’ ise adeta bir alt-janra üzerine yeni ve hiç düşünülmemiş bir şey söylemeyi başarıyor.

J.C. CHANDOR
jc-chandorDoğum tarihi: 1973
Doğum yeri: A.B.D.

Favori filmleri: ‘Kentin Prensi’ (1981, Sidney Lumet), ‘2001: Uzay Yolu Macerası’ (1968, Stanley Kubrick), ‘Scarface’ (1983, Brian De Palma)

Çektiği filmler: ‘Oyunun Sonu’ (2011), ‘Sona Doğru’ (2013), ‘A Most Violent Year’ (2014)

En iyi filmi: Son filmi ‘A Most Violent Year’. Atmosfer yaratımındaki başarısıyla ön plana çıkan film sadece festival programının değil yılın en iyi yönetmenliklerinden birine sahipti. Yönetmenin hikayelerini her daim ekonomik yöntemlerle anlatmayı başarmasının temelinde çok iyi bir zanaatkar olması yatıyor. Üstelik çektiği film (ilk filmi gibi) diyalog yoğun bir film olsa bile filmde tek bir fazlalık olduğunu hissettirmeyen bir tarzı var. Film gramerine hakim oluşu hikaye anlatmaktaki maharetinin daha da ışıldamasını sağlıyor. Bugüne kadar çektiği üç filmin de bambaşka tarzları olması bunun göstergesi. Alışılmışın dışında bir suç/mafya filmi olan ‘A Most Violent Year’ ise çok daha büyük projelerin altından kalkabileceğinin sinyallerini veriyor bize. Çok iyi bir senaryo yazarı olması da cabası.

*Alkan Avcıoğlu’nun bu yazısı 24 Nisan 2015 tarihli tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply