Alkan Avcıoğlu yazdı: İstanbul Film Festivali için 20 öneri

1 Posted by - 25 March 2017 - KÖŞE YAZISI

5-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 36. İstanbul Film Festivali’nin biletleri yarın satışa çıkıyor. Sinemaseverler için kafayı kaldırıp salonların yolunu tutmanın vakti geldi.

Ardıl Görüntü (Powidoki)
Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden usta yönetmen Andrzej Wajda’nın son filmi, avangart ressam Władysław Strzemiński’nin hayatının savaş sonrası yıllarına odaklanıyor.

Austerlitz
Avrupa sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden biri olan Sergei Loznitsa, son belgeselinde kamerasını Holokost turizmine çeviriyor.

Beden ve Ruh (Teströl es lelekröl)
Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan Macar yönetmen Ildiko Enyedi’nin filmi ‘Beden ve Ruh’ festivalde ilk bilet alınması gerekenlerin başını çekiyor.

Ben Madame Bovary Değilim (Wo bu shi Pan Jin Lian)
Feng Xiaogang’in biçimsel açıdan yenilikçi filmi geçtiğimiz yılın en dikkat çekici yapımlarından biriydi. Her zevke hitap etmese de ‘Ben Madame Bovary Değilim’, bürokrasi üzerine son dönemin en yaratıcı taşlamalarından.

beden ve ruh

Cennet (Rai)
Rus yönetmen Andrei Konchalovsky’e Venedik’te En İyi Yönetmen ödülü kazandıran ‘Cennet’, olağanüstü görüntü yönetimiyle kesinlikle perdede izlenmesi gereken filmlerden.

Değişim (Sameblod)
Son yıllarda Kuzey Avrupa’dan pek çok genç ve yetenekli yönetmen çıkıyor. İsveçli Amanda Kernell’in ilk filmi ‘Değişim’ festival programındaki pek çok hit filmden rol çalabilecek bir potansiyele sahip.

Gece Sahilde Tek Başına (Bamui haebyun-eoseo honja)
Günümüzün en üretken ve istikrarlı yönetmenlerinden Hong Sang-soo’nun Berlin’den En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle dönen son filminin, yönetmenin filmografisinin en iyileri arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gençlik Başımda Duman (Hjartasteinn)
İzlanda’nın en önemli ödülü Edda Ödülleri’ni adeta süpüren ‘Gençlik Başımda Duman’, sıkı festival takipçilerini oldukça umut vaat eden yetenekli bir yönetmen ile tanıştıracak.

Hayalet Hikayesi (Personal Shopper)
Cannes’da eleştirmenleri ikiye böldüğüne aldanmayın; Olivier Assayas’ın stilize gerilimi, programın en dikkat çekici ve cesur filmlerinden.

Kamerainsan (Cameraperson)
2016 boyunca ödüller toplayan Kirsten Johnson’ın yenilikçi belgeseli ‘Kamerainsan’ sinema üzerine düşünsel bir yolculuk. Bu yılki programın tartışmasız en iyilerinden.

Gece Sahilde Tek Başına

Kesişen Hayatlar (Réparer les vivants)
2013’te ‘Suzanne’ ile dikkatleri üzerine çeken Katell Quillevere’in üçüncü filmi, güçlü ve sarsıcı bir dram. Alexandre Desplat’ın müzikleri de cabası.

Lady Macbeth
Atmosferi, parmak ısırtan kompozisyonları ve Florence Pugh’un olağanüstü oyunculuk performansıyla dikkat çeken filmin yönetmeni William Oldroyd’un ismini gelecekte daha sık duyabiliriz.

Mimozalar (Mimosas)
Oliver Laxe’nin ikinci filmi ‘Mimozalar’ western ilhamlı, minimalist ve görsel açıdan kusursuz bir film.

Miss Sharon Jones!
Oscar ödüllü Barbara Kopple’nin son filmi, günümüzün en ilham verici soul ve funk müzisyenlerinden Sharon Jones’un üç yılını anlatan tutku dolu bir belgesel.

Ornitolog (O Ornitólogo)
Portekizli yönetmen João Pedro Rodrigues’in filmografisinin en iyi işlerinden biri olarak gösterilen ‘Ornitolog’ prömiyerini yaptığı Locarno Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanmıştı.

Raw
Gösterimleri sırasında fenalaşıp bayılan izleyicilerin hikayeleriyle nam salan ‘Raw’, şaşırtıcı, sert ve çarpıcı bir gerilim.

Rocky 2 Nerede (Where is Rocky II)
‘Sil Baştan’ın (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) senaryosuyla Oscar kazanan yazar Pierre Bismuth’un ilk yönetmenliği programın en özgün filmlerinden biri. Belgesel ve kurmaca karışımı filmde Bismuth, sanatçı Ed Ruscha’nın 1979’da gizlediği bir kayanın peşine düşüyor.

Lady macbeth

Yaralı Kalpler (Inimi cicatrizate)
Romen Yeni Dalgası festivallerde sığınılacak bir kale gibi olmaya devam ediyor. ‘Aferim!’ ile çıkış yapan Radu Jude’nin yeni filmi ‘Yaralı Kalpler’, minimalist sinema dilini hikaye ile bütünleştirebilen, biçimsel açıdan etkileyici bir çalışma.

’93 Yazı (Estiu 1993)
Berlin’de En İyi İlk Film ödülünü kazanan ’93 Yazı, bu yıl festivalde pek çok popüler filmden daha fazla adından söz ettirebilir.

14. Louis’in Ölümü (La Mort de Louis XIV)
Günümüzün en radikal yönetmenlerinden Albert Serra son filminde, tek bir oda içerisinde eşsiz, kendine özgü bir estetik evren yaratıyor. Jean-Pierre Leaud’un performansı ise kariyerinin tartışmasız en iyilerinden.

Alkan Avcıoğlu – BirGün

No comments

Leave a reply