ALPER BAHÇEKAPILI YAZDI: “ASAYİŞ TESİS EDEN MAHALLE AĞABEYLERİ”

0 Posted by - 04 December 2014 - KÖŞE YAZISI

alper bahçekapılıMahallelerde rastgele dolaşıp, komünist olduğundan şüphelendikleri insanları tek tek topluyorlar. Kanları etrafa çok fazla yayılmasın, kötü kokuyor diye, insanları tellerle boğuyorlar. Paralarını, değerli eşyalarını alıyorlar, canlarından önce. Kimsenin gözyaşına bakmadan, gencini yaşlısını ayırmadan, suçlamaları –ki o da zaten ‘sözde’ komünist olmak- yargılayacak bir mahkemeye dahi çıkartmadan, infaz ediyorlar. Tahmin edilen rakamlara göre 500 binin üzerinde insanı tecavüzlerle, işkencelerle öldürüyorlar. 1966-67 arasında, Endonezya’da. Kim yapıyor bunu? Başarısız bir ‘sözde darbe’ girişimini cezalandırmak/kontrol altına almak adına Endonezya Ordusu. Orduya arka çıkan, katliamları kişisel ‘yardımlarıyla’ korkunç boyutlara getirenler kim? Ordunun açıkça desteklediği, kanuna dayalı yetkileri olmayan, sivil ölüm mangaları. “Gerektiğinde asker, vatanını savunan şehit olan,” mahallenin ağabeyi “kahramanlar.” “Gerektiğinde asayişi tesis eden polis, adaleti sağlayan hâkim, hakem olan” mahalle ağabeyleri.

Peki böylesine büyük, acımasız, vahşi bir katliamı yaparken kimden cesaret alıyorlar? Bu toplu katliamın yaşandığı dönemde orduyu yönlendiren, sözde darbeyi bastırmak maksadıyla kendisi darbe yapan, 1967’den itibaren de Endonezya’nın ikinci cumhurbaşkanı olarak 31 yıl boyunca koltukta kalacak olan Suharto’dan. Eski düzeni yıkıp, yeni düzeni Endonezya’ya getireceğini söyleyen Suharto’dan. ‘Yeni Endonezya’nın Suharto’sundan.

Cumhurbaşkanı olduğu dönem boyunca Suharto’nun partisi Golkar, devletten her türlü desteği aldı. 31 yıllık otoriter yönetimi boyunca Suharto, devletin aldığı kararların arkasındaki yegane isim oldu. Baskıcı rejimi boyunca Endonezya’da kişisel özgürlükler gerilerken, ekonomi tek taraflı olarak gelişti. Zengin daha zengin oldu. Suharto, arkadaşlarının, kendi çocuklarının kritik ekonomik sektörleri yönetmesine izin vererek, onların devasa –pek tabii haksız- gelirler elde etmesini sağladı. Yozlaşmalar, yolsuzluklar, ‘Yeni Düzen’e karşı çıkan her türden dini, etnik, sosyal grubun ‘elimine’ edilmesi… Liste uzayıp gidiyor.

Bu yeni düzenin koruyucularının başında tabii ki ordunun kendisi geliyordu. Ama ordu kadar güçlü bir diğer grupsa, ‘Pancasila Youth’tu. 1966-67’deki katliamları gerçekleştiren, ordunun mahalle ağabeylerine desteğiyle kurulan, ekonomik kriz nedeniyle Suharto’nun 1998’de ‘zorunlu’ olarak istifa ettiği dönemde, sayıları 4-10 milyona ulaştığı düşünülen, gönüllü, yarı-zamanlı, paramiliter rejim muhafızları… Bu organizasyon Endonezya’da o kadar güçlüydü ki, bakan koltuklarında oturan liderleri seçimlere hile katmak, türlü yolsuzlukları organize etmek gibi ‘gündelik’ işlerle de uğraşıyorlardı. Sözün kısası, ‘Yeni Endonezya’ yaşanacak yer değildi. Ben Endonezya’yı anlattım ama, aslında dönüp baktığımızda bu yapının farklı ölçeklerde birçok ülke tarafından kullanıldığını görüyorsunuz. Mussolini ‘Yeni İtalya’yı kurarken de, Hitler ‘Yeni Almanya’yı inşa ederken de paramiliter yapıları fazlasıyla destekledi.

Allahtan Yeni Türkiye’de kendine vazife edinip devletin güvenliğini sağlamak, rejimi korumak, potansiyel darbe girişimlerini bastırmak adına birilerine müdahale eden ‘mahalle ağabeyleri’ yok. Mahallemizdeki ağabeylere cesaret veren devlet büyükleri de yok. Eskişehir’deki hiçbir fırıncı 19 yaşında bir genci ölümüne dövmüyor bizde. Talimhane’de eli palalı insanlar kadınlara saldırmıyor. Çivili sopaları olanlar, polislerle beraber İzmir’de dolanmıyor. Üniversitelerdeki hükümet karşıtı eylemcilere saldıran gönüllü siviller de yok bizde. Muhtelif muhalifleri bastırmak için hükümetin bilinçli olarak kullandığı ya da sözleriyle cesaretlendirdiği kimsecikler yok bizde. Eski Türkiye’de, darbe dönemlerinde olabilir tabii. Ama Yeni Türkiye’de hakkını savunmak için sokağa çıkanları, “Acaba ölümle burun buruna gelir miyim” diye düşündüren, böyle bir yapı yok. Adalet var, öyle yargısız ‘cezalandırmalar’ yok. Gerektiğinde ‘asker, polis, hakim’ olan mahalle büyükleri de yok bizde. Kıyak ülke ya Türkiye.

Not: Pancasila Youth’u anlatan, The Act Of Killing isimli, bol ödüllü bir belgesel var. Mutlaka izleyin. (Yazının açılış fotoğrafı 2012 tarihli bu filmden.)

ALPER BAHÇEKAPILI

*Alper Bahçekapılı’nın bu yazısı 30 Kasım 2014 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply