ALPER BAHÇEKAPILI YAZDI: “GEL GİDELİM SEVGİLİ KARDEŞİM”

0 Posted by - 19 August 2014 - KÖŞE YAZISI

alper bahçekapılıDevletin hemen hemen hiçbir kurumuna güvenimizin kalmadığı, her çeşit inancın sömürüldüğü, kafamıza göre yaşamak istesek dahi her türlü özgürlüğümüze karışılan, eğitim sisteminin korkutucu boyutta tek tipleştiği, eğitimli olanın üç dil biliyor diye aşağılandığı, çıkarları için bizleri entrikalarla yöneten bir hükümetin olduğu, çalana çırpana fukara değilse hesap sorulamayan, muhalefet edip başarısız olanların dönüp de kendilerine bakmak yerine seçmeni suçladığı, iç politika gibi dış politikanın da beceriksizlikle yürütüldüğü, sınır komşularımızla ilişkilerimizin allak bullak olduğu, aynı topraklar içerisinde bin bir parçaya bölünüp birbirimizi yediğimiz, erkeklerin kadınları sürekli hegemonyası altına almaya çalıştığı, doğaya ve tarihe saygı gösterilmeyen, ne kendini ne de karşısındakini sevmeyenlerin çokça yaşadığı, “Biraz yavaş gider misiniz” dediğinizde “Ne oldu, korktun mu abisi?” diyen ruh hastası insanların taksi şoförü olabildiği, “Ama içki içiyorlardı” diye ellerinde satırlarla galeri basan zorbaların barınabildiği, “Yolu kapatıyorlar” diye bisiklet kullananları arabayla ezen dengesizlerle aynı havayı soluduğumuz, “Bir şeyin yok” diye beyin kanaması geçireni eve yollayan ilgisiz doktorlara denk gelebildiğimiz, ileri teknolojiyle yapılan tüp geçitleri, tren hatlarını “Başımıza bir iş gelmesin” diye kullanamadığımız, en basit teknolojiyle yapılabilen ama yapılmayan beş para etmez mazgalların içine düşüp hayatını kaybedenlerin olduğu, her öfkesinde ve sevincinde kendinden geçip elini silaha götürenlerin yaşadığı, ufacık çocukların satıldığı, zorla evlendirildiği, sonrasında da ya öldürüldüğü ya da intihar ettiği, bir şeyleri sevip değer gösterince “Vay yumuşak”, bir şeylere kızıp hor görünce “Delikanlı adam” olunan, iyiliğin değil kötülüğün alkışlandığı, prim yaptığı bu ülkeden gidelim kardeşim.

Gidelim de nereye gidelim? Kendimizi yabancı hissedeceğimiz, onlarca başka sorun yaşayacağımız farklı bir ülkeye mi? Bunca yıldır birlikte gülüp, ağladığımız arkadaşlarımızı bırakıp da mı gidelim? Ailemiz de mi geride kalsın? Oturduğumuz, kendimizce güzelleştirdiğimiz evlerimizden mi çıkalım? İşlerimizi çöpe mi atalım? Kapımızın önüne gelen, sabahları beslediğimiz o kediyi de mi unutalım? Günaydın dediğimiz o pastahanenin sahibine de mi veda edelim? Geçtiğimiz yolları, bize bir şeyler hatırlatan mekânları da mı boş verelim? İlk defa âşık olduğumuz o sahil kasabasını ya da üzerinde oturup saatlerce ağladığımız o bankı da mı burada bırakalım? Bu topraklarda doğup, burada kök salmadık mı bizler? Buranın sert ve yoğun havasına rağmen, -her zaman olmasa da- ‘mutlu’ olmamızı sağlayan birçok şey de burada değil mi? Kendi isteğimizle elbette ama, sürgüne gider gibi zorla ya da küsüp de gitmek hiç olur mu?

Belli ki daha uzun yıllar, bu ülkede birçok şey için mücadele verilecek. Canımızın sıkıldığı çok şey olacak. Ama tüm bu çirkinliklerin yanında o kadar güzel insanların, o kadar güzel şeylerin ülkesi ki burası. Bunca olumsuzluğa rağmen, tanıdığın onlarca insana, gördüğün onlarca yere de hayranlıkla bakıyorsun. Sen istiyorsan git kardeşim, benim gitmeye pek niyetim yok. Kalırsan da, bir gün karşılaşırsak eğer “Ne güzel insanlar varmış” derim. Tanıştığımıza memnun olurum. Gidersen de yolun açık olsun. Eyvallah. Ama şunu da unutma, burada doğmuş ve büyümüş birisi olarak; “Kendini Türkiye’den çıkarabilirsin ama, Türkiye’yi kendinden çıkaramazsın.”

BirGün Gazetesinde yayımlanmıştır.

No comments

Leave a reply