Asabi tatil yazısı

41 Posted by - 25 August 2014 - KÖŞE YAZISI

Konumuz komşu Yunanistan. Evet biz de bir kısım tatil Türkleri gibi fırsatını bulduk, bir Yunan adasına gittik. Gitmez olaydık. Sakın gitmeyin, hiç bilmeyin görmeyin daha iyi

mtezYunanistan’a gidelim dedik. Görgüsüzlükten uzak, sade ve hesaplı bir tatil geçirmenin keyfiyle coşacağımıza daha beter sinir hastası olduk. Memleketimizin tatil anlayışından, sahil yöresi uygulamalarından, eğlence ve yeme içme dayatmalarından biraz daha soğuduk. Kaçınılmaz olarak karşılaştırıyor insan, elde değil.

Yoğurt: Yoğurt mu? Evet yoğurt. “Yunanistan’da yoğurt çok iyi” dedi bir arkadaş. “Yahu siz de amma Yunan hayranısınız, yoğurt bizden sorulur” dedik. Gittik gördük. Evet yoğurt bin kere daha güzel. Hatta bizim burada yediğimiz yoğurtsa oradaki ne? O yoğurtsa bu ne? Memleket sağolsun herşeyin normali bizde lüks olarak sunulduğu için kaşık bandırınca sulanıp dağılan beyaz şeye biz burada yoğurt diyoruz. Diğerine, yani süzme yoğurta daha değerli daha kıymetli muamelesi yapıyoruz. Yunanistan’da süzme yoğurt yok çünkü zaten bütün yoğurtlar öyle.

Sahil: Bu konuyu açınca daha da beter sinir basıyor. Sahiller bozulmamış, kalabalık değil, pis değil, çirkin yapılarla dolmamış, denizin içi balık dolu, soyları tükenmemiş, trollenmemiş. Deniz üzeri iskelelerle işgal edilmemiş, yanyana elli bin tane aynı restorandan yok. Koylar görgsüz yatıyla dolu değil. Dertliyim çok.

Servis: Şöyle bir efsane var ya; “Türkiye’de servis sektörü çok iyi”. Katılmıyorum. Servis sektörünün iyilik ölçüsü müşteriyi rahat ettirmektir. Bizdeki daha ziyade agresif, dayatmacı servis. Habire başında biri duruyor elini suya atmadan su koyuyor, lokmanı yutmadan tabağı alıp yenisini getiriyorsa servis iyi oluyor bizde. Geçen bir lokantaya gittik daha oturmak için sandalyeyi çekiyorum garson “Roka domates yaptırayım mı abime” diye kasıyor. Önce bir otursaydım… Yunanistan’da böyle bir şey yok. Seni kendi başına rahat bırakıyorlar. Hiçbir şeyini de eksik etmeden. “Abime…”siz hizmet mümkün.
En önemli fark da işletmelerin aile işletmesi olması. En lüksünden en basitine hepsinde işi yapanlar oranın sahipleri. Koca mekanı iki kişi çekip çeviriyor. Bizde bu tip yerlerde çalışanlar hep fazla sayıda, ucuz ve vasıfsız iş gücü.

Temizlik: Yunanistan’da bir hafta tatil yaptık. Dönüşte bizim Ege sahiline geldik. Hijyen farkı dağlar gibi. Neden? Neyse sinirlenmeyelim.

Fiyatlar: Fiyatlar yarı yarıya ya da üçte bir oranında ucuz Türkiye’ye göre. Her şey daha iyi, daha temiz, daha leziz, daha doğal ve daha ucuz. Öyle yerler mekanlar var ki Türkiye’de olsalar anında mahvederiz. Hemen dev gibi bir tesis, yapılır, menüde çeşitler şişirilir, tavuk et, kebap, serpme kahvaltı, pizza, pide, balık hepsi bir arada verilmeye çalışılır ve her şeyin aynı sevimsizlikte olması sağlanır. Plastik sandalyeler, üzeri kapalı sahil alanı, dev ekran televizyon ve kapıya da vale konur. Ortalıkta bir sürü mavi ya da pembe gömlekli puro içen adam belirir. Bununla da yetinilmez bu güzel yer neresiyse onun yanına 10 tane daha aynı restorandan açılır. Sonra hepsi birlikte batarlar ve orası artık kimsenin gitmediği bir yer olur.
Yunanistan’da her sene gittiğimiz yerdeki limanda bulunan balıkçı sandallarının yeri bile aynı. Her şey bıraktığın gibi hatırladığın gibi. E alışmamışız tabii garipsiyor insan…

Balık: Bol, çeşitli, ucuz, ustaca pişirilmiş. Hiç şikayet etmeden sabah akşam ye iç. Ama bizim Marmara, Boğaz, Karadeniz balıklarının lezzetini aramayın boşuna.

Mekanlar: Mekan çok geniş bir kavram ama siz bunu kafe, bar, restoran diye daraltın. Her biri birbirinden farklı. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Hiçbirinde plastik sandalye yok. Hepsinin tabağı çanağı, boyası, düzeni, servisi, mezesi farklı, kendine has. Bizdeki gibi her şey bir örnek değil. Bir etrafınıza bakın, unuttuk böyle şeyleri. Her yer birbirinin aynısı.

İnsan sevdiğine yüklenir ona karşı daha acımasız olur. Burnumuzun dibinde Yunan adaları. Aynı coğrafya… Biz nasıl değerlendirdik, onlar nasıl değerlendiriyor onu görüyor insan ve üzülüyor. Dünyalar güzeli memleketimizin kıymetini bilmiyoruz. Bir de “ne kadar da aynıyız, orası da aynı burası” söylemi var ki hiç inanmayın. Türkiye’yle Yunanistan’ın hiçbir benzerliği yok. En iyisi boşverin hiç gidip görmeye falan kalkmayın. Evde rahat rahat oturup dünya lideriyiz Ortadoğu bizden sorulur falan diye gururlanmaya devam. Böylesi en pratiği gerçekten.

65 Comments

  • Emre 31 August 2014 - 11:10 Reply

    Mehmet Bey’e tamamen katılıyorum. Olay aslında bizim aşırı nüfus sahibi olmamız ve insanların para kazanmak için nereye saldıracağını bilememesi, ve ilkesiz rekabetin getirdiği yozlaşmışlık. Bunun üzerine zaten ırk olarak kültür&sanat fanatiği olmadığımız için yaptığımız şeylerin çoğuna da bir ruh katmaktan uzağız.

    Kültürümüz gereği kolay kazanmayı seviyoruz ve işe saygımız yok, bunlar olmadıkça işletme sahibi kendisine “Müşteriyi nasıl memnun edebilirim” sorusundan çok “nasıl daha fazla para kazanabilirim” sorusunu soruyor, ve para kazanmanın müşteriyi memnun etmekten geçen dolaylı bir yol olduğunu göz ardı ediyor.

    Muhtemelen Mehmet beyi eleştirenler de hayatlarında Yunanistan’a gitmemiş, orada bulunmamış insanlar zaten, keşke gitseler de neyi anlatmak istediğini daha iyi kavrasalar, belki buralarda da bir şeylerin değişmesi için bir adım atarlar, ama “biz zaten iyiyiz” diyip suçu karşıdakine atmak hep daha kolay değil mi?

  • Tulin Onem 01 September 2014 - 13:22 Reply

    Rodos tan yeni döndük 28 Ağustos tski feribot biletini27 sine aldık kacarcasina Marmaris e donduk tam anlamiyla berbat bir tatil oldu yaziniz hic gerçekçi değil. Biz eşim ve kızım ola Rodos a gittik.Internet ten 4yıldızlı Eden RocResort Hotel den yer ayirttik feribot tan inince taksi ye bindik otele gidiş yolu adanin dogu sahili tam terkedilmis virane binalar ile dolu tam bir görüntü kirliliği hatta biz nereye geldik dedik esyalari otele birakip eski sehir e geldik bizim Antalya Kaleiçi gibi bir yer agaclikli bir yerde kahve icelim dedik garson geldi menü istedik bu arada kendi aramizda Turkce konusuyorduk garson uzaklasti biz menuye bakarken kapida beklemeye basladi bu arada devamli donup nefretle bana bakiyordu ben yanlis anliyorum herhalde siparis icin bakiyor diye düşündüm ama hayir adam nefretle bakiyordu kizim korktu kalktik .Aksam lipsi diye guzel bir restourant ta yemek yedik bizim cacik tanda yedik bizdede aynı kesinlikle daha iyi degil ama diğer yemekler humus gibi kesinlikle bizde daha guzel baklavaya baklavaki diyorlar alakası yok orada yaşayan Türkler le konustuk balik yemeyin hepsi dondurulmuş disaridan geliyor dediler inanamadik nasil olur dedik denizde balik kalmadigini az sayida tutulan baliklarinda adanin seckin ailelerine satildigini soylediler adanin cevresinde neden balık kalmadigini bilemem tabii.4 yildizli otelin kahvaltisi berbatti yataklari berbatti bizde 2 yildizli ancak öyle olabilir.Ertesi gün carsida dolasirken araba kiralayalim dedik Etos diye bir sirkete girdik 3 gün için anlastik formu doldururken baktik tarihi son gün 28 yazacagina 27 yazmis itiraz edince “yallah yallah Turki”dedi ve israrla formu doldurdugumuz icin 10 euro istemeye basladi tabii vermedik bu arada kizim iyice korktu adamin tavrindan biz adadan 28 i yerine27 sinde erken ayrildik ve Rodos tan ve Yunanlilardan nefret ederek ayrildik birde bizim Türk ler kalkindiriyor onlari asla hicbirseyleti bizden iyi degil hatta çok kötü biz birkac arkadastan duymustuk boyle seyler ama yinede tarafsiz gittik ve su anda 19 yasindaki kizim asla ırkçı degildi Yunan deyince sinirleniyor

  • Tulin Onem 01 September 2014 - 13:28 Reply

    Birde adamlar iyi reklam yapiyor yedi kaynak vadisi doye bir yerin reklsmini yapiyorlar gittik bir dereye ordekleri doldurmuslar küçücük bir dere inanamadik gulduk bizfeki Kurşunlu Düden in yaninda sifir kalir eski sehir fena değil yine de bizim Kaleiçi orsya on basar insanlar gercekten abartiyor once kendi ulkenizi gezin gorun oyle kiyaslayin tum arkadaslarima söylüyorum “ASLA YUNAN ADALARINA GITMEYIN”DIYE

    • Mehmet Tez 01 September 2014 - 15:37 Reply

      Valla hiç katılmıyorum. Çok da garip buluyorum anlattıklarınızı. Ama okuyanlar kendi karar versin.

      • Tulin Onem 01 September 2014 - 19:23 Reply

        Mehmet bey siz ister inanin ister inanmayin bizim yasadigimiz bu.Ben inşaat Muhendisiyim eşim Avukat kizim yurtdisinda okuyor yani bizi taniyanlar nasıl bir aile olduğumuzu biliyor aynı zamanda Asker ailesiyiz anlattiklarim kesinlikle doğru biz eğlenceli olacak diye tatile gittik burnumuzdan geldi hele otel yataginin fotografinida cektik 3 tana minderi yanyana koyup üstüne çarşaf sermisler kahvalti berbat biz bunlari abartmiyoruz otel 4 yildizli ama koyduklari yatak berbat

        • Ceyhun 18 September 2014 - 18:12 Reply

          Tulin Hanim; Yani ben esnaf olsam, memur olsam, polis olsam bizi taniyanlar nasil bir aile oldugumuzu dusunecekler? Aaa bak bu adam polis kesin serefsizdir, halbuki esi insaat muhendisi olsa ne guzel olurdu. Tabii biz memur oldugumuz icin hic gezemiyoruz, babamiz da bakkalmis. Lanet olsun! Tabii Bakkal + Polis kombinasyonlari oldugu icin anlattiklarim kesinlikle YALAN!

  • Aylin Beşkök 01 September 2014 - 19:37 Reply

    Yazınızı Facebook da tesadüfen gördüm. Valla ne diyeyim hislerime fena halde tercüman olmuşsunuz. Özellikle serpme kahvaltıya plastik sandalye kısmına bayıldım. Şahsen çok irite olduğum şeyler. 14 yıldır hemen hemen her yaz gidiyoruz Yunan adalarına , kızım olmadan yelkenli ile de gittik vakti zamanında. Çok turistik olanlarına da gittim sadece iki köyü olan birinde 15 birinde 50 kişinin yaşadığı adalara da gittim. Sizin de yazdığınız aynı düşüncelerim hiç değişmedi. Pahalılık kısmına gelince yemek konusunda deniz mahsüllerinin , uzo ve şarabın fiyatı kesinlikle buradan çok çok daha ucuz, hiç tartışılmaz. Otellere gelince pahalısı da var ucuzu da 4-5 yıldızlı otel ve tatilköyleri tabiki pahalı. Ama amaç o değil zaten biz son iki senedir 40-50 Euro dan daha pahalı hiçbirlerde kalmadık. Aynen lokantalarda olduğu gibi ailelerin işlettiği ve son derece temiz yerlerde kaldık, çok da memnun kaldık. Hani iki t-shirt iki şort bir terlikle, gösteriş yapmadan tatil yapmanın gerçek keyfine vardık. Evet yollar bazı yerlerde bozuk, biz tabi alıştık otobanlara asfaltlara yanında sıralanmış avm lere. Hayat gerçekten oralarda daha basit, daha yavaş daha sade ve daha sakin. Araba ya da motosiklet kiralayıp dolaşırken yol kenarında istediğiniz her yerde denize girebilirsiniz. Nerdeyse kilometre başında basit bir duş ve basit bir kabin var. Yoldan tır kamyon geçerken siz kenarda bikini ile denize girerken kimse kafasını çevirip de bakmaz . Lokantalar aynen yazdığınız gibi ailelerin işlettiği özellikle de kadınların servis yaptığı yerler, bunlar bence medeniyet göstergesi. En fakir köyde bile evler renkli boyalı pırıl pırıl yerlerde tek bir çöp yok. Ben bir de tabelalara bayılıyorum, dükkanların ve lokantaların tabelaları. Neredeyse hepsi elle çizilmiş ve çok estetik. Işıklı panoların aktığı, yol kenarında dev gibi tabelalar yok. Plastik sandalye yok gerçekten de biz de yıllardır hep aynı şeye dikkat ediyoruz. Her türlü işletme de aile işletmesi. Lokantalar, oteller iki üç kişi ile tıkır tıkır işliyor, personel ordusu çalışmıyor hiçbiryerde. Tabi bütün bunlar ve fiyatlar, en önemlisi bakış açısına ve gidilen yerlere de bağlı. Biz de ailecek güneydeki bol insanlı kalabalık yerlerden hoşlanmadığımız için beklentilerimizi fazlasıyla karşılıyor. Bu illa oraları övmek buraları kötülemek olayı değil tamamiyle beklenti ve bakış açısıyla alakalı.

  • Cengiz 02 September 2014 - 20:33 Reply

    Slm arkadaslar ben yunanistanda yasyan biri olarak once yavuzzinin soylediklerini bi duzelteyim sonra arti ve eksileri tartisirz
    1) yunan yogurduyla labneyi birbirine karistirmayalim. (Once bi ye sonra tekrar konusur isitiyorsan buyur gel gumulcineye)
    2)(tzatziki, τζατζικι) okunus ise cacikidir anlami cacıktir haydari ile alakasi olmayan hatta tat olarak iki farkli dunya olan suzme yogurt+salataliktan+tuz ve cogu zaman sarimsak konulan caciktir.
    3)cacigin donerin icine konulan sos oldunu zannediyo arkadasimiz yunanistanda turkiyedeki gibi mayonez keccap gibi donerin icini konulan yaklasik 20 25 cesit sos vardir bunlar sadece sos olarak donere degil ani zamanda salata cesitleri arasinda bulunur ve yemek masalarinada servis edilir
    4)giro denilen sey zaten donerdir yani benzeyen degil ta kendisidir gironun tr anlami donmektir buda yapilan etin donerek pisirildigini anlatmak icin kullaniliyo aslinda yedigin sey sandvictir icine giro koydurursun yani izgarada veya yagda pismemis donerek pismis ettir yavuzziye soyliceklerim bunlar suanda edirnede ogrenciyim isteyen kisilere da tercumanlik yapabilirim ozellikle yunanistanda ne yedigini ve ictigini anlayamayanlara.

  • Cengiz 02 September 2014 - 20:42 Reply

    Bu arada izlenimlerini paylasan mehmet arkadasimada katiliyorum tr daki tatil yerleri cok pahali bence pasaportu ve vizesi olanlar bosa okadar para odemeyin yazik gunah giden paraya birde son olarak eski otel konusuna deginelim eger gittiginiz yerler turitlik bolgeyse bu normaldir adamlar gecmislerini biliyo ve korumaya calisiyo zaten yunan kanunlarida bunu soyluyo tarihi bir mekanin yanina hicbir sekilde modern bir bina yapamazsin dis gorunus anlaminda zaten icinide disina gore dekor ettigin icin oyle bi izlenim yaratiyo

  • Barbarossinan 04 September 2014 - 21:00 Reply

    Mehmet arkadasimiz Yogurt haric cogu konuda hakli olabilir. Ben Yunanistan’da dogdum, tahsilimi burada yaptim, hala burda yasiyorum burada hayatimi surduruyorum.
    – Pahalilik konusuna gelirsek eskiye bakarak esitlendi diyebiliriz. Turkiye’nin farki porsiyonlar cok cimri.
    – Evet Turkiye’deki esnafindan lokantadaki garsonuna kadar hepsi cok gicik ve itici. Insana hadi lan yedin kalk git diyecek gibi hissettiriyorlar.
    – En onemlisi burada (Yunanistan’da) insana saygi var, kadina saygi var. Kadinlar gecenin 03:00’de bile taciz edilmeden evlerine gidip gelebiliyorlar. Turkiye oyle mi? Degil kizlar; Insan esi ile kizi ile yola cikmaya korkar o saatte…
    – Bir de burada bir mekanda, bir cemiyette, cok zengine de orta halli birine de ayni muamele yapilir. Turkiye’deki gibi lux arabasi olana, dayi olana ekstra saygi yoktur.
    NOT: Yunanistan’a gelecek olan sonradan gormelere tavsiyem burada benim kim oldugumu biliyormusun muabbetine hic girmeyin tutmaz. 😉
    – Ha yogurt meselesi nasil olmus onu cozemedim. Ona katilmadim. Onda Mehmet arkadaimiz cok etkilendiginden dolayi o da bal seker gibi gelmis heralde 🙂 Ama malesef gercekler bunlar. Uzulerek mesele aynen oyle diyorum.

  • Ayça 15 September 2014 - 14:10 Reply

    Geçtiğimiz yaz ben de Yunan adaları turuna çıktım. Beklentim “amaan deniz aynı deniz, birazcık yabancı hissedelim kendimizi” idi..

    Beni en çok adamların plajları üzdü… Öyle plaj mı olur?! Gidiyorsun, en beğendiğin yere havlunu atıyorsun, kimse gelip “hoop kardeşim, burada şezlonglar var ya ona geç ya da buradan çık” demiyor. Hatta gidip bir şezlonga oturuyorsun, saniyesinde yanında bitip “ne yersin ne içersin” diye baymıyorlar. Eğer sipariş verirsen, servis yapıyorlar, yoksa kimse rahatsız etmiyor…

    Marmaris’te tatil yaparken “benim alanımın içerisindeki ağacın gölgesinde duruyorsun” diye para istenmiş biri olarak, ne kadar üzüldüm ve sinirlendim anlatamam…

  • Zeynep-Asabi tatil yorumcusu 15 September 2014 - 16:55 Reply

    Tipik Turk yorumcusu, gormemis. Yunan adalarini oyke bir anlatmis ki baska yer gormedigi belli. Ucuz degil, inexpensive bile denmez, olmasi gerektigi gibi. Ama siz Bodrum Cesme gorgusuzleri olarak fiyatlarin bu denli ucmasina goz yumdugunuz icin o manyak fiyatlarin yaninda size uygun gelebiliyor. Demek bizim burayi gorseniz (Venice Beach) ne diyeceksiniz. Oralar Euro bazli xok uygun fiyatli olsaydi Avrupali turist TR yerine oralari tercih ederdi hersey dahil sistemi varken niye oralara gidiyor ki. Peki siz gorgusuz Turkler niye Bodrum Cesme yerine Kas, Kemer, Datca ya gitmiyor da kazik yemeyi seciyorsunuz? Ben agustosta bu sahillerdeydim ve balik, roka her turlu meze doyasiya yedik 4 kisi ve fiyatlar cok uygundu. Deneyin gorun. Yogurt meselesine gelince. burda. Greek yogurt aldi basini gidiyor ve siz bizimkinden daha iyi diye yumurtlamissiniz. Cehaletiniz burdan belli. Yogurt icerik olarak sulanan bir yiyecektir. Greek yogurt denen sey suyun suzukdukten sonra ambalajlanmasidir. Suzme yogurt yok dediginiz sey tam da o, adamlarin yogurdu suzme.
    Swrvis olayinda ABDnin eline hicbir ulke su dokenez. simi de ayni Kemer de ayni servis isini bilmiyorlar. Aile isletmelerine nerde giderseniz gidin ayni samimiyeti zaten gorursunuz. Hijyen konusunda geriyiz yazinizdaki TEK dogru atis bu olmus.

    • Nemo 22 September 2014 - 22:34 Reply

      Ulkemize bu kadar hayransaniz, buyrun geri donun? Ulkenin daha iyi olmasini isteyenlere boyle nezaketsizce saldirmak hangi sorundan kaynaklaniyor acaba?

      Yunanistan’daki turizm hizmet seviyesinin Turkiye’den daha ileride oldugunu gormek icin dunyanin her yerine gitmis olmak mi gerekmektedir acaba? Yazida Yunanistan bir numara falan mi yaziyor da ben goremedim?

      Venice Beach daha ucuzmus, ee? Herhalde dunyadaki en ucuz yer degil, Turkiye’ye en yakin yer degil, vs, vs. Tatilinin yarisini oraya ulasmak icin gecirmek, butcenin yarisini da bilete vermek nasil mantikli gelebilir acaba? Eninde sonunda NYC’nin, DC’nin kultur kurumlarini ziyaret etmek, Yellowstone gibi mucizeleri gormek degil de plajda takilmak icin Ibiza’ya gidebilecekken kim Venice Beach’e gider? Hani LA/SF ziyareti sirasinda Venice Beach’i gormek anlamli olabilir de, Ege tatiline nasil alternatif oluyor acaba?

      Birbirine en yakin iki alternatif olan Ege’nin iki kiyisinin karsilastirilip da birinin daha ileride oldugunu soylemek ne kadar da ayip. Oysa Bodrum’la Phuket’i, Santorini’yle Maui’yi falan karsilastirmadan yorum yapmamak lazim.

      Ayrica fabrikasyon Yunan yogurdu fabrikasyon Turk yogurdundan bin kat daha guzel. Cunku en azindan o kadar hileli degil. Gerisi zaten zevk meselesi.

      Son soz. Yazdiklarinizdan da sizin Venice Beach gordum diye kendini yerlere goklere sigdiramayan bir gorgusuz oldugunuz cikiyor. Tebrikler, bir ayna edinirseniz istediginiz zaman gorgusuz gorebilirsiniz.

  • Nazlı 19 September 2014 - 18:10 Reply

    Ben de bu yaz tekneyle birçok Yunan Adasına uğrama şansı buldum… Yazını okuduktan sonra bazı kabullerimi seninle paylaşmak istedim.

    Benim hayatımda iki farklı deneyim ilk Avrupa seyahatinden dönüşümde baktığım gözle Türkiye ve İlk Hindistan seyahatimden sonra baktığım Türkiye…. Aralarındaki fark insanın iyiyi gördükten ve kötüyü gördükten ve bunların sınırı olmadığını anlamaktan ibaret…

    Avrupa’nın medeniyet seviyesine ulaşamayız çünkü biz bir reform ve rönans geçirmedik, karşılaştığımız medeniyeti sindiremedik… Üstelik bu topraklarda yüzyıllarıdr süregelen, “kolaydan nasıl para kazanırım, o kazanıyorsa biz de kazanırız, onunkinin aynısını yapalım çünkü tuttu, kraldan çok kralcı olalım, hizmet diil yalakalık yapalım” anlayışını benimsemiş bir toplumuz! Biz altın yumurtlayan tavuğu keseriz çünkü çok uyanığız!

    Söyleyecek başka birşey yok….

  • selim 22 September 2014 - 18:04 Reply

    yoğurt kısmında feci çuvallamışsınız. köyde doğal ot yemiş ineğin sütünden, dünyanın en iyi yoğurdunu bile yapsanız sulu olur. yoğurdun suyu zaten su değildir, laktik asittir. sadece manda yoğurdu kıvamlı olur. süzme yoğurdun ise suyu süzülür.

    yurtdışında marketten yoğurt alıp. türkiye’nin insanı yoğurt yapmayı bilmiyor. yoğurt şekerli olur demediğinize şükrediyorum.

  • 1 2

    Leave a reply