Bu resme iyi bakın

44 Posted by - 08 September 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezBu bir tenis kortu. Daha doğrusu, tenis kortunun duvarı. Fotoğraf önceki gün New York Times’ta yayımlandı.

Yer Sırbistan. Yıllardan 90’lar. O zaman hâlâ Yugoslavya var. Ama ülke dağılıyor, Müslüman-Hıristiyan birbirine girmiş, Avrupa tarihinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kanlı savaşı, en büyük toplu katliamları gerçekleşiyor. Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar birbirinin kanını içiyor adeta. Evler basılıyor, sniper’lar masum kadınları vuruyor, gece gündüz ağır bombardıman altında kentler var. Kim haklı kim değil’e girmem. Savaşta kazanan yok. Haklı haksız da yok. Savaş savaştır ve herkes için yıkımdır. Benim lafım başka.

Yıl 1993. Küçük bir çocuk o dönem işte bu kortta tenis oynuyor. Etraf yıkılıyor, herkes can derdinde… Ama bu çocuk ve bir sürü arkadaşı bu korttalar. Hocaları onları çalıştırıyor. Anne babaları onları bu korta getiriyor. Her gün bombalar iniyor ama hayat devam ediyor.
Kortun duvarındaki silah izlerine bakın. Gece bombardıman, gündüz tenis. Hayat buydu.

djokovicEminim o zaman bir sürü insan şöyle diyordu: “Biz burada can derdindeyiz, siz orada tenis oynuyorsunuz, vay duyarsızlar…” “Burada kan akarken, siz orada tenis oynuyorsunuz ha… Ülke savaştayken hem de ha…”En kolayı vazgeçmek böyle durumlarda. En konforlusu. Mücadele edeceğine vazgeç, kapıl rüzgâra, oh ne rahat. Anne babalar vazgeçebilirdi ama geçmediler. Hocalar bırakıp gidebilirdi, gitmediler.

O günlerde o kortta oynayan yetenekli bir çocuk vardı. Savaş devam ederken 1993 yazında altı yaşındayken keşfedilmişti. Yeteneği o zamandan belliydi ve çalışması gerekiyordu. Savaş başladığında “Hayat dursun, tenis de neymiş” demediler.

Aile aylar boyunca geceyi evlerinin bodrumundaki sığınakta geçiriyor, gündüz hayata devam etmeye çalışıyordu. 14 yaşında uluslararası kariyerine başladı. Bugün dünyanın bir numaralı tenisçisi kendisi. Adı Novak Djokovic o çocuğun.

Savaşlar, terör, krizler geçiyor gidiyor, peki sonra geriye ne kalıyor? İnsan. Hayat devam etmezse insan yetişmezse, nasıl var olacak bu ülke gelecekte? Biz geleceğimizi, barış ve mutluluk günlerimizi inşa etmeye çalışmak yerine bütün gün bilgisayar başında çemkiren, kısır gündemin esiri bir ulus olduk.

Bir şey yapmalı, artık bu böyle olmaz diyenlere sözüm: İşinizi yapın. Ve iyi yapın. İşinize her ne yapıyorsanız dört elle sarılın. İşinizi sevin. En iyi olun.

Taşla sopayla değil, parayla pulla değil, bilgiyle, eğitimle, sevgiyle, tutkuyla, çok çalışarak emek vererek oluyor bu işler.

Mehmet Tez – Milliyet

4 Comments

  • klasik müzik 10 September 2015 - 02:43 Reply

    1995’te Sırp birlikleri sadece Srebrenitsa’da 8.000 müslüman erkeği – yetişkin ve çocuk – öldürmüş ve bu insanlar toplu mezarlara gömülmüştür.Bir çoğunun yeri hala bulunamamıştır. BM Güvenlik Konseyi’nde Srebrenitsa katliamını ‘soykırım’ olarak niteleyen karar tasarısı Rusya tarafından veto edildiği içi kabul edilemedi.Yani olanlar Sırplar tarafından gerçekleştirilen ama henüz resmen ilan edilememiş bir soykırımdır.Dolayısı ile yazıda geçen ” Müslüman-Hıristiyan birbirine girmiş.Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar birbirinin kanını içiyor ” gibi ifadeler gerçegi yansıtmamaktadır. Bu ifade tarzı yaşananların vebalini mağdurların da omuzlarına yüklemek olur ki asla kabul edilemez.

  • Nazan 10 September 2015 - 09:06 Reply

    Harika bir yazı..

  • Fulden 19 October 2015 - 02:46 Reply

    beyefendi, bosnaklar kimin kanini icmis?

  • Kemal 18 July 2016 - 15:11 Reply

    Pek bir etkileyici, güzel bir hikaye. Hayat devam etmeli, umutla.

  • Leave a reply