Bugünün orijinal müziği nerede?

0 Posted by - 01 April 2018 - KÖŞE YAZISI

‘70’lerde arabesk, ‘80’lerde taverna/fantezi, ‘90’larda Türkçe pop vardı. Popüler müzik çağın ruhunu hep yakaladı. Bugün bundan söz edemiyoruz.

Bayram değil seyran değil nereden çıktı bu mesele demeyin. Ne zamandır müzikle ilgili ortamlarda hep bir kısırlıktan, çıkışsızlıktan söz ediliyor. Ceza da hep dijitalleşmeye kesiliyor. Ve ben de ne zamandır bu konuyla ilgili yazmak istiyorum. Popüler müzikten, ana akımdan bahsediyorum. Toplumdaki dönüşümü yansıtacak müzikal akımdan? Nerede bu akım?

Kimileri müziğin yozlaştığından, kültürel çöküşten söz ediyor. Bu tanımlar durumu açıklamıyor. Müzik gayet yoz olabilir ama dönemi yansıtır. Bugün böyle orijinal bir müzik sahnesi var mı sizce? “Dekadan müzik” de iyi kötü bir müzikal sahne demektir. Çok güzel ve orijinal işler de çıkabilir bu ortamlardan. Ama böyle bir sahne şu an bizde yok ki. Mesela ‘80’lerde arabeski ve taverna müziğini eleştirenler bu cümleleri kurduğunda haklılardı. Yani bu müziklerin yoz olduğu veya olmadığı tartışmasına girmiyorum. “Yoz demekte haklılardı” anlamında kullanmadım. Ortada değerlendirilecek orijinal bir müzikal sahne vardı. Bunu anlatmaya çalışıyorum.

Beğen beğenme, istersen yoz de, kültürel çöküş de, çağın ruhunu yansıtan döneme göre yeni işler vardı. Buradaki heyecanım bir müzik yazarı olarak ülkemizin kültürel ve toplumsal dönüşümünün müzikteki yansımalarını görmenin ve bunu incelemenin heyecanından başka bir şey değil. Bu meseleyi eşelersek zaten Türkiye’nin kendisiyle karşılaşıyoruz. Müzik asla sadece müzik değildir desem konuya uygun olacak.

Özal devri denen bir devir yaşadık. “Özal değerleri”nden söz edilirdi. Bir an önce köşe dönmek, işini bilmek, kuralları esnetmek, “hallederiz”cilik. Bankerler devrini düşünün. Hayali ihracatları düşünün. Bunlar Özal değerlerinin somut sonuçlarından bazıları. Bu kültür yeni bir zengin sınıfı oluşturdu. Sermaye çok kısa bir sürede el değiştirince bu yeni zengin sınıf kültürel açıdan toplumsal yaşama ağırlığını koydu. Kültürel ana akım yeniden şekillendi. ‘70’lerin toplumsal dönüşümünü tercüme eden arabesk yerini ufaktan tavernaya, piyanist şantörlere, “fantezi müzik” denen tanımı çok muğlak bir kültüre ve müziğe bıraktı. Ardından ‘90’larda pop patlaması geldi. Özal döneminin bitişi, siyasi ve ekonomik krizlerin durmadığı, terörün hayli can aldığı, faili meçhullerin gündemde olduğu, devletin tepesinde ciddi bir iktidar savaşının yaşandığı yıllar.

Öte yandan özel televizyonların patlamasıyla Türk halkı, daha önce görmediği şeyleri televizyonlarda görmeye başladı. “Acı var mı acı” diyen sunucular, Sadettin Teksoy’lar, geceleri Tutti Frutti, Yasemin Evcim’le gece jimnastiği, Okan Bayülgen’in Gece Kuşu. Hepsini bırakın, mesela Siyaset Meydanı gibi bir format bugün sizce yapılabilir mi? Pek çok genç okurum adını bile bilmez bu eski programların. Hepsini boşverin, seçimlerden önce bütün liderler aynı programda gazetecilerin karşısında bir araya gelip tartışırlardı desem kim inanır? Kimse. Çünkü bugün 20’lerinde olanlar böyle bir kültürü de böyle bir manzarayı da görmediler hayatları boyunca. Televizyonlardaki bu liberallik ve bu programlardaki içerikler bugün düşününce cidden akıl almaz geliyor. Ekranlarda rakının buzlandığı (böyle söyleyince ilginç tınladı) bir ortamdayız. Öyle ki ‘90’larda yaşadığımız kuralsız liberallik, bu sefer de çok ağır kurallarla zapturapt altına alınmış durumda. Her şey kontrol altında. Böyle bir ortamda da orijinal bir kültürel hareket çıkamıyor. Tarihi dizi furyasından başka…

Bu özeti neden geçtim? Şunu anlatmak için. Önceki devirlerde yaşanan kültürel kopuşlar, dönüşümler müzikte izlerini bıraktılar. Ama toplumumuzun son 10-15 yılda yaşadıklarının müzikte bir karşılığı olmadı. Müzik sahnesi hiçbir şey yaşanmıyormuş, her şey eskisi gibiymiş gibi hayatına devam etmeye çalışıyor. Tek bir gelişmeden söz edilebilir. Bugün bir alternatif müzik sahnesi var. Eskiden çok zayıf olan bu sahne giderek genişledi, çeşitlendi. Müzikal açıdan birbirinden farklı türlerde müzikler yapan isimler ve gruplar ağırlığını hissettirdi. Türkçe rap sahnesi giderek yükseldi. Ama bunlar Türkiye düşünüldüğünde çok dar bir kitleye hitap eden sanatçılar. Peki ya ana akım nerede? Türk halkının bugün yaşadıklarını kime bakarak göreceğiz, anlayacağız ileride mesela? Murat Boz’a mı? Bugün hâlâ ‘90’larda parlayan isimler ve onların kopyaları sahnelerde? Yeniler nerede? Nerede arabesk gibi taverna gibi, ‘90’lardaki Türkçe pop gibi çağın ruhunu yansıtan orijinal müzik akımı? Bu müzikal akımlara yoz diyebilirsiniz beğenmeyebilirsiniz belki. Ama renkliydiler, kendilerine hastılar, ilginçtiler ve gerçektiler.

Sadede geleyim. Alternatif alanlardaki hareketlenmeler dışında bugün popüler alanda hiçbir şey yok. Ne kültürel çöküş, ne yeni bir yapılanma. Ne kitsch falan da olsa bir yeni estetik. Kültürel çöküş için de çökecek kültür gerekir. Bizde mutlak yokluk ve hiçlik var. Bugünlerin meşhur tabiriyle “yok hükmünde” bugün popüler müzik. Peki neden? Neden bu büyük kuraklık? Neden bu büyük yokluk, kısırlık? Eskiden hayat daha iyiydi diyemem bu çok iddialı olur. Ama eskiden özgürlükler daha fazla yaşanıyordu. Televizyonlarda da pek çok yoz yayının yanında bir tartışma ortamı da görülüyordu. Önceki dönemler popüler anlamda bize iyi kötü bir müzikal miras bıraktı. İleride bugünlere bakanlar sanırım bir sürü nargile kafe, bolca serpme kahvaltı ve limitsiz çay görecek. Oradan da müzik çıkmıyor.

Mehmet Tez – Milliyet

*Kapak görseli: Şener Şen (Arabesk – 1988)

No comments

Leave a reply