Bütün Charlie Hebdo bir Yiğit Özgür karikatürü etmiyor

0 Posted by - 02 February 2015 - KÖŞE YAZISI

Başta ifade özgürlüğü, aslında her türlü özgürlük ve temel insan hakkına yapılmış olan o alçakça saldırıyı unutmadık, “Je Suis Charlie” dedik, diyoruz. Yine de bu mizahlarını eleştirmemize engel değil

mtez

Dost acı söyler. Kimse kızmasın, alınmasın, yanlış algılamasın, Charlie Hebdo’yu fena halde eleştirmek istiyorum.
Hayır inançlara hakaret ettiği için değil. Hayır kutsala dair mizah yaptığı için de değil. Tabulara iliştiği için falan hiç değil.
Ben mizah anlayışını eleştirmek istiyorum bu derginin. Basbayağı kaba saba kötü bir mizah dergisi Charlie Hebdo. Bakın bir kere İslamcı teröristlerin en büyük başarısı Charlie Hebdo’nun bundan sonra yayımlayacağı her kapağın dünya basınında haber olmasını sağlamak, vasıfsız mizahın yayılmasına katkı sağlamak oldu. Eğer bu teröristler Charlie Hebdo çalışanlarını katletmeseydi vasatın çok altındaki bu kötü mizaha maruz kalmayacaktık. Hatta çoğumuzun bundan haberi bile olmayacaktı.
Tabularla mücadele edebilirsiniz ama bunun da saygın yolları var.
Ben bu karikatürlere baktım, baktım, düşündüm. Esprinin kötülüğüne ve demodeliğine mi yanayım (espri de yok zaten burada), mizah anlayışındaki basitliğe mi üzüleyim, yoksa bakış açısındaki sığlığı mı eleştireyim bilemedim.
Charlie Hebdo’nun mizah anlayışına kara mizah bile diyemiyorum, zira kara mizahın insana dudağının bir kenarını hafifçe yukarı büktürten bir pırıltısı var.
Çoğu kapağa ve orada anlatılmak istenen şeye bakıp “Eee yani” diyor insan. “Düşünüp taşınıp bunu böyle mi ifade edebildiniz? Yeteneğiniz buna mı yetti? Yapabildiğiniz bu mu?”

Bir Charlie Hebdo’yu ve kapaklarını düşündüm, bir de bizim mizah geçmişimizi. Ahmet Hamdi Tanpınar’dan, Oğuz Atay’a o inceden alaycı dili, Aziz Nesin’i, ne bileyim hatta edebiyattan Kemal Sunal’a, Şener Şen’e uzanan o ince hattı ve bana hatırlattıklarını…
Mizah dergilerimizdeki zeka dolu minnacık köşeleri karikatürleri gözümün önüne getirdim. İçten içe sevindim, mutlu oldum.
Gırgır’ın müthiş bakış açısını, Limon, Leman, Uykusuz, Penguen gibi dergilerdeki zekayı hatırladım. Sosyal geri planı büyük bir özen ve incelikle yansıtmadaki o hayran olunası gücü hatırladım. Charlie Hebdo mizah diye geçiyorsa bunlar ne? Bunlar mizahsa eğer, Charlie Hebdo ne?
Cem Dinlenmiş’i, Umut Sarıkaya’yı, adını sayamayacağım kadar çok fazla nice değerli mizahçımızı ve çizdiklerini gözümün önüne getirdim.
En sert eleştirileri şeker gibi tatlı tatlı çizen, her seferinde “tam 12’den vurmuşlar” dedirten zeka dolu dergi kapaklarını hatırladım.
Türk çizerinin “ince görme” yeteneğinin zerresi yok Charlie Hebdo’da.
Hatta artırıyorum, bütün Charlie Hebdo’yu toplasan bir tane Yiğit Özgür karikatürü etmiyor benim gözümde.
Diyeceğim budur. İfadeye özgürlük, eleştiriye de anlayış…

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply