Çağın vebası: Albüm yayınlayamamak

1 Posted by - 03 April 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezEskiden albüm yayınlamak demek, o albümün bir müzik dükkanının rafında yerini almasıydı. Şimdi ne raf var, ne albüm.

Müzik mağazasına gidersin. “Abi Metallica’nın yeni albümü geldi mi?” “Gelmedi.” “Tamam.” Ertesi gün gene aynı muhabbet. Deneye deneye bir gün gelir. “Evet geldi” der. Alırsın eve gidip dinlersin. Bu kadar basit. Yoksa yok. Varsa var.

“Bir şarkı geldi al dinle, bir ay sonra bir tane de akustiği gelecek galiba” diye bir şey yok.
Şimdi nasıl bakalım. Önce yeni albüm haberi diye bir şey piyasaya sürülüyor. “Şu sanatçı yeni albüm hazırlıklarında olduğunu açıkladı”. Hop her yerde habersin. Ama tabii daha albüm falan yok ortada. Elinde tek bir şarkı bile yok aslında ama haberi vermekte sakınca yok, nasılsa haber sıkıntısı çeken 1550 adet blogun hepsi yazacak.

Sonra “stüdyoda!” geliyor. Ardından “filanca gitarist ya da solist albüme katkıda bulunacak”lardan bir dizi söylenti. Geçiyor altı ay. Sonra bir şarkı ya da demo gibi bir şey internet sitesine konuyor. Üç ay sonra bir tane daha. Ama bu defa akustik versiyonu…
Derken iki şarkı daha. Bir sonraki aşamada “albümün adı belli oldu” haberi. Sonra “hayır o değil aslında albümün adı bu” haberi.

Sonra yeni şarkılar bir konserde yarım yamalak çalınacak. Ardından albümün kapağı sunulacak. Derken resmi single’ın dijitale stream’e verilmesi. Ardından iki şarkı daha. Derken bir şarkı daha.

Albüm çıkış tarihine geldiğinizde, albüm çıkacak dediğinizden bu yana bir buçuk yıl geçmiştir. Albümün yarısı yarım yamalak orda burda dinlenmiş çarçur edilmiştir. Şarkılar tek tek paylaşıldığından ne bir müzikal hikaye vardır albümde, ne bir estetik bütünlük. Önceden sunulmaya değer görülmeyen, yani bu iş yapmaz diye en sona kalanlar da albümün sonuna eklenir ve mutlaka önce dijital bir platformda, bir ay sonra da diğerinde albüm diye yayınlanır. Eğer buna yayınlanmak denirse.

En sonunda da artık sizin bu albüm hakkında tek kelime dahi duymaya tahammülünüzün kalmadığı anda CD olarak çıkar. O da sınırlı sayıdadır. Plak olarak da zaten 50 tane falan basılır. Onlar da internette satılır biter. Ne elinizle bir albüme dokunmuş olursunuz ne de gözünüzle bir albüm görürsünüz. Ama dinlemişsinizdir muhakkak Youtube’da falan. Albüm böyle kavramsal, bulutsu bir şey. Ne anısı var ne bir hikayesi.

Geçen gün oturup üşenmedim ve saydım. Evde 1736 adet CD’im varmış. Albüm… Hepsi raflarda duruyor. Ve çoğu albüm olarak şak diye “delikanlı” gibi çıkmış ve gidip satın alınmış albümler. Yaklaşık bir 300 tanesi bana yollanan ve benim beğendiğim ve evde tuttuğum promo albümlerdir. Bir 20 tane kadar da dinlemek için alıp geri vermediğim albüm var. Hepsini nereden aldığımı, nerede dinlediğimi hatırlıyorum.

Benim için albüm hala bu rafta duranlardır. Şu anda müzik yayınlanıyor, şarkı çıkarılıyor, Youtube’a klip konuyor, üç şarkı aynı anda stream’e açılıyor. Bunlar yapılıyor.
Ama kimse bana albüm yayınlıyoruz demesin artık içim kaldırmıyor. Ya albümü falan boşverin, aklınıza geldikçe koyun bir şarkı internete, gündeme gelin, haber olun. Ya da bekleyin bitsin öyle yayınlayın.

Mehmet Tez – Milliyet

Resim: New York’ta bir müzik mağazası (1957).

No comments

Leave a reply