Coachella’nın demek istediği

1 Posted by - 07 January 2017 - KÖŞE YAZISI

mtezDünyanın en büyük açıkhava festivallerinden Coachella line-up’ını açıkladı. Bu tabloyu organizatörlerin müzik zevki ya da tercihiyle mi açıklamalıyız, yoksa bundan sonra festivalcilik artık bu mu?

İnternette müzik paylaşımı çağının başından beri hep şu öngörüldü: Artık herkesi memnun edebilecek dev starların yer aldığı dünyanın sonuna geldik. Bundan sonra yeni Michael Jackson’lar, Madonna’lar, Metallica’lar zor.
İşte galiba bugün bu gerçeğin altını, ABD’de düzenlenen ve en büyük açıkhava festivallerinden olan Coachella’nın 2017 sanatçı kadrosu çiziyor.

Nisanda olması bakımından takvimin ilk etkinliklerinden olan ve bu yüzden line-up’ını da erken açıklayan Coachella’nın sanatçı listesine bir bakalım.
Radiohead, Beyoncé, Kendrick Lamar, üç günün her birinin assolistleri. Afişte hemen altlarındaki ikinci sırada, daha küçük puntolu isimlere bakıyorum. Bon Iver, The xx, Travis Scott, DJ Snake, Father John Misty, Empire of The Sun, Mac deMarco, Nicolas Jaar, Lorde. Bir satır aşağısında daha da butik isimler.

Bu çapta bir festival için oldukça butik bir kadro. Üstelik sahne performansı açısından da hayli mütevazi bir kadro. The xx’i izledim. İyiler hoşlar ama çok uzun süre yüzbinlerce kişinin bulunduğu bir alanı yönetecek ekip değiller.

Bon Iver, Father John Misty, Mac DeMarco…
Birincisi son albümünden tek bir şarkı çalsın bütün festival şarkı bitmeden boşalır. Father John Misty çok çok güzel ama Coachella’da ana isimler arasında olamaz. Mac DeMarco’ya bayılıyorum ama Caochella ana sahnede dev gibi puntolarla yazılacak kadar büyük bir isim mi? Emin değilim. Lorde? Yorum yapmıyorum.

En büyük üç isimden üçüncüsü Kendrick Lamar sosyal mesajlarıyla ve entelektüel birikimiyle müzik yazarlarını ve müzisyenleri çok memnun ediyor her sene, ama siyaseten doğruculuk böyle bir festivalde ana sahnede gece yarısı eğlenmeyi bekleyen 150 bin kişiyi ne kadar tatmn edecek bilemem.

Empire of The Sun’ı Türkiye’de bir festivale assolist koysalar eminim isyan çıkar. Kadroda daha aşağılarda yer alan isimlerin birçoğunun şarkıları radyolarda bolca çaldı geçen yıl. Birçoğunu dinlemek keşfetmek çok zevkli ancak hiçbiri bir festivali sırtlayacak, insanları çağıracak isim değil tek başına.

İşte zaten hadise de bu. Güçlü isimler değil bir çok küçük ve orta ölçekte isim. Dev sahne şovu değil, çimlerde oturup elinde birayla dinlenecek isimler.

***

Bugün müzikte arz ve talep o kadar çeşitlendi ki muhtemelen otobüste yanımda oturanın kulaklığında çalanı ben hiç bilmiyorum. Yanımızdaki de benim dinlediğimden sanatçıyı tanımıyor. Aynı türden aynı janradan hoşlansak bile sevdiğimiz beğendiğimiz sanatçılar farklı. Çünkü artık herkesi memnun edecek tek bir sanatçı zor. Yeni sanatçılık, kendi dar kitlesini oluşuturup onu memnun etmek demek.

Müzik artık büyük firmaların yatırım yaptığı ve üzerine stratejiler geliştirdiği büyük isimler üzerinden yönetilemiyor.

Bunun iyi tarafları var. Zevkler, renkler çoğaldı. Müzikler çeşitlendi. Belli bir merkezden pompalanmak yerine etkileşime daha açık oldu. Müzikseverler için seçenek çoğaldı. Artık herkesin sadece kendine saklayacağı kimselere dinletmeyeceği bir sürü grup ve sanatçı mevcut.

Kötü tarafları da var. Müzikte bu tip demokratikleşme niteliksiz işleri de beraberinde getirdi. Standartlar iyice aşağılara çekildi. Arada çok iyi işler bu kalabalıkta ve bilgi kirliliğinde kaynar oldu. Herkes “ben yaptım oldu”cu yöntemlerle kolaya kaçmaya başladıkça prodüktörlük mesleği ciddi olarak kan kaybetti, hadise kes yapıştıra bağlandı. Çeşitlilik beklerken tek tip işler listelerde yer almaya başladı. Popüler müziğin 50’lerden bu yana gelişerek olgunlaşan standartları aşağılara çekildi.

Bugün Adele albüm yapmasa, EDM süpertar DJ’leri üç dört büyük firmanın pop sanatçılarını remikslemekten vazgeçse, Kanye West, Jay Z ve devamlı stüyoya girip birbirilerinin albümünde şarkı söyleyen üç beş kankaları olmasa, Rihanna kimseyle düet yapmasa geleneksel müzik sektörü diye bir şey yok aslında.

Bu festival line-up’ı yeni müzik dünyasının bir yansıması. Büyük grup, büyük isim yok. İnsanları coşturacak, yüzbinlerce insanın kalbini birkaç dakikalığına da olsa aynı ritimle attıracak star yok. Evet yeni isim keşfetmek güzeldir iyidir festivaller sadece ana sahne değildir ama Beyoncé ve Radiohead’ı çıkar geriye bir adet indie kasaba festivali kalıyor geriye. Coachella için garip.

Öte yandan şunu da düşünüyor insan; artık kimse sahnedeki gruba bakmıyor. Maksat kalabalığa karışmak, iyi kötü bir festival deneyimi yaşamak, “anı biriktirmek”. Bu deneyimi yaşarken de müziği festivaldeki pek çok etkinlik alanından biri olarak görmek.

Bu yazın diğer büyük festivalleri de bu yoldan mı gidecek, yoksa eski usul doyurucu ve katılımcı bir müzik deneyimi için şartları zorlayacaklar mı?

Galiba alan memnun veren memnun, tasası bize düştü değerli okur.

coachella-2017

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply