DÜNYA KUPASI: NEFRET EDEREK SEVMEK

0 Posted by - 24 June 2014 - KÖŞE YAZISI

Screen shot 2014-05-05 at 6.10.17 PMSevgiyle takip ettiğiniz bazı şeylerin iç dünyasını öğrendiğinizde o sevginiz bazen sizi rahatsız edebilir. Misal, Ajda Pekkan’ın şarkılarını –‘Büyük Usta’ya yaptığı övgüler midenizi kaldırmasına rağmen- dinlemeye devam edebilirsiniz. Etik olarak katılmadığınız değerler sevdiğiniz şeylerin hamurunda, bileşenlerinde yer alabiliyor kimi zaman. Yanlış bir şeyler barındırdığını bilmenize rağmen bağlılığınızdan vazgeçemediğiniz şeyler var. Bu bağlamda futbol birçok insanın ortak paydası. Bağımsız edebiyat açısından yakın dönemin hayli etkileyici kalemlerinden biri olan İngiliz yazar Nick Horbny, kitabı Fever Pitch’in (Futbol Ateşi) giriş cümlesinde bu sevgiyi anlatır. “Futbola, sonradan bir kadına aşık olacağım gibi aşık oldum. Aniden, izah edilemeyen bir şekilde, koşulsuzca, beraberinde getireceği acıyı ve rahatsızlığı hiç düşünmeden.”

Malum, önümüzdeki bir ay boyunca Dünya Kupası münasebetiyle futbol birçoklarımızın hayatında her zamankinden daha da çok yer kaplayacak. Biraz da Nick Hornby’ın bu tanımındakine benzer hislerle. Zira Dünya Kupası futbolun en yüce ve ‘güzel’ mertebesi. Ama aynı zamanda bir o kadar da çirkinlik barındırıyor.

Oyunun kendisi güzel olsa da, ironik bir şekilde oyunun kurallarını koyanlar futbolu çirkinleştiriyor. Kuralları koyanların başında da tabii ki Uluslararası Futbol Fedarasyonları Birliği, yani FIFA geliyor. Bu seneki Dünya Kupası düzenlendiği ülkenin, Brezilya’nın halkı tarafından hiç olmadığı kadar sert bir biçimde eleştirildi.

Aylardır süren protestolar yüzünden sokaklar savaş alanına döndü. Protestolar hala da devam ediyor. Dünya Kupası’nın açılış günü, geçen cuma Brezilya-Hırvatistan karşılaşması oynanırken, Sao Paulo’nun bir başka yerinde polis protestoculara müdahale ediyordu. Akılla gelen ilk soru şu: Futbolla bütünleşmiş bir ülke, Dünya Kupası’nın kendi topraklarından yapılmasından neden bu kadar rahatsız? O kadar fazla neden var ki. Eleştirilerin odağında Dünya Kupası için harcanan para geliyor. Tıpkı olimpiyatlar için geçerli olduğu gibi Dünya Kupası için de birçok, tabiri caizse “TOKİ” işi yapılması gerekli. Brezilya bu seneki Dünya Kupası için dile kolay tam 11 milyar dolar harcadı. Yerel halk bu inanılmaz yüksek miktarın özellikle eğitim ve sağlığa harcanmasını talep ediyordu. “En azından ellerinde spor tesisleri, stadyumlar kalacak” diye düşünebilirsiniz. Evet kalacak. 270 milyon dolar para harcanan, bir daha kullanamayacakları Manaus’daki yeni stadyum mesela. Bu stadyumda Dünya Kupası kapsamında sadece 4 maç oynanacak. Manaus’da sonradan burayı kullanabilecek büyüklükte bir futbol takımı yok. Sırf bu yüzden bölgedeki hakimlerden biri stadyumun turnuva sonrasında cezaevine dönüştürülmesini önerdi. Akıllıca değil mi? Başka şeyler de kalıyor Brezilya’ya. Mesela yeni yasalar. Futbol maçlarında yaşanan ciddi ölümler yüzünden Brezilya’da stadyumlarda alkol kullanılması 2003’te yasaklanmıştı. Ama FIFA’nın ana sponsorları içerisinde bir bira firması, Budweiser var. Tabii ki Dünya Kupası sebebiyle Brezilya statlarındaki içki yasağı kalktı. “Her şey bir yana, ülke ekonomisi canlanacak” diyenler de olabilir. Elbette, ülke ekonomisi canlanacak ama kazanılan tüm parayı FIFA cebine koyacak. Brezilya halkının vergileriyle inşa edilen mekanlarda gerçekleşen Dünya Kupası’nın geliri FIFA’ya gidiyor. Üstelik bu gelir, her çeşit vergiden de muaf oluyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi FIFA’nın birkaç kötü huyu daha var. Rüşvet ve yolsuzluk FIFA’nın DNA’sına işlemiş. 2022 Dünya Kupası’nın gerçekleşeceği Katar’ın da rüşvet sayesinde organizasyonu aldığı iddia ediliyor. Zira ülke Dünya Kupası için hiç de elverişli şartlara sahip değil. Yazları sıcaklığın 50 dereceye ulaştığı bir ülkede futbol oynamak zaten mümkün değil. Bir başka konu ise Katar’ın çalışma koşulları. 21.yüzyılda neredeyse kölelik sistemiyle işçi çalıştıran bir ülke Katar. Göçmen işçilerin pasaportları bile işverenlerinde duruyor. Seyahat özgürlükleri yok. 2022 Dünya Kupası için yapılacak ve revize edilecek stadyumların inşası esnasında, çalışma koşulları yüzünden tam 4 bin işçinin ölmesi bekleniyor. Tüm bunların baş sorumlusu da “Kar amacı gütmüyoruz” diyen FIFA’nın, yozlamış yönetimi olacak.

Ama, işte çelişki burada başlıyor. Şeytan FIFA’ya rağmen futbolun ve Dünya Kupası’nın, etkisinden kurtulması güç olan bir büyüsü var. Bu seneki protestolar yüzünden Brezilya denince aklıma gelen yegane şey, FIFA’nın ne kadar iki yüzlü bir organizasyon olduğu. Buna rağmen, o sihirli düdüğün çalışı en azından 90 dakikalığına tüm bunları unutturuyor. Sanırım Dünya Kupası’nı nefret ederek seviyorum. Benim gibi hissedenlere, Türkiye’de asla yapılmaması dileğiyle, iyi seyirler.

Alper Bahçekapılı

BirGün Gazetesinde yayımlanmıştır.

No comments

Leave a reply