Dünya müziğinde çöl rüzgarları

0 Posted by - 27 March 2017 - KÖŞE YAZISI

mtezNasıl Anadolu rock ya da pop diye bir kategori varsa “desert blues” yani çöl blues’u da var. Ve dünya müziği listelerinde artık daha fazla yer buluyor.

Sahra Çölü coğrafyasında göçebe olarak yaşayan Tuareg topluluklardan çıkan, bu bölgelerde bu şartlarda, çoğu zaman çok zorlu ortamlarda yetişen, bir araya gelen gruplar, bugün dünyaya seslerini giderek daha gür duyuruyorlar. Bugün artık “desert blues” veya “Tuareg blues” diye bir kategoriden rahatlıkla söz edebiliriz.

Mali, Moritanya, Nijer, Fas, Burkina Faso, Cezayir, Libya gibi ülkelere dağılan Tuareglerin müziği Avrupa ve ABD başta olmak üzere dünya çapında festivallerin beğenilen, ilgiyle takip edilen müzik türü. Geçen hafta bu müziğin en tanınmış ismi Tinariwen İstanbul’da Zorlu PSM’de bir konser verdi. Bu hafta da 31 Mart Cuma akşamı Malili Tamikrest Salon’da sahneye çıkacak.

Tamikrest 2006’da bir araya gelmiş Malili bir ekip. Tuaregler göçebe olduklarından aslında ülkelerden ziyade Sahra Çölü’nü yaşam alanı olarak belirliyorlar. Çoğu savaşlar yüzünden göç etmek zorunda kalmış. Mesela az önce bahsettiğim Tinariwen aslen Cezayirli ancak Mali çıkışlılar. Bir diğer isim, bu müziğin ABD’de çok tanımış ismi Bombino lakaplı Goumar Almuctar Nijerli ama 1990’daki Tuareg isyanı sırasında aile Cezayir’e sığınıyor ve sanatçı burada ve Libya’da kamplarda büyüyor.

Tamikrest, Mali çıkışlı bir ekip ama kökleri Timbuktu civarına ve kuruldukları şehir olan Kidal’e dayanıyor. Bu aynı zamanda 17 Mart’ta yayınlanan dördüncü albümlerinin adı. Bamako’da kaydedilen bu albüm, Afrika müziğinin önemli çekim merkezi Mali’nin etkilerini satır aralarında hissettiriyor ancak köken olarak çöle ait.

Bu müziği tarif ederken çölün kumlarıyla rock ve blues’un buluşması gibi tabirler kullananlar çok da haksız değil. Tuareg müziğinin blues ve rock’n roll’un çıkışıyla bir benzerliği var. Bir toplumsal misyon, bir mesaj, bir amaç var. Blues nasıl siyah kültüre aitse, nasıl o insanı anlatıyorsa, Tuareg blues’u da Tuareg insanını anlatıyor. Sorunuyla, neşesiyle, iyisiyle kötüsüyle bir tablo çıkıyor karşımıza. Sözlerin tercümesine baktığımızda bunu görebiliyoruz. Bu gruplar İngilizce veya Fransızca söylemiyorlar. Kendi dillerini kullanıyorlar. Tamaşek, özetle Timbuktu civarında konuşulan bir Tuareg lehçesi.

Grubun lideri ve solisti Ousmane Ag Mossa avukat olmak istemiş ama hukuk eğitimini tamamlayamamış. “Müzik yapmaya karar verdim, Tuareg davasına bu şekilde hizmet ediyorum” diye konuşuyor. “Ana akım medya bizim hikayemizi yazmaz, dertlerimizi dillendirmez ama insanlar bizim müziğimizi tanıdıkça insanımızı da tanıyor, sorunlarımızdan haberdar oluyorlar.”

Tuareg blues ya da desert blues’un bir diğer önemi, sözlü kültüre sahip Tuareglerin hikayelerini bir şekilde bu şarkılar aracılığıyla kayıt altına alması. Şiirlerini, hikayelerini bir şekilde tarihe kaydetmiş oluyor bu insanlar bu müzik aracılığıyla. Ve bunu yaparken kendi dillerini, çöl makamlarını, blues müziğini ve gitar, bas gibi Batı kökenli enstrümanları kullanıyorlar. Uğraşsanız bir araya gelmeyecek unsurlar işte bu şekilde bir araya geliyor ve ortaya orijinal bir müzik çıkıyor. İşin ilginci bu müziğin köklerinin biraz da her yerden insanı bir araya getiren mülteci kamplarında filizlenmiş olması. Bugün adı geçen müzisyenlerin çoğu gitarla, Batı aletleriyle ve müziğiyle bu tür kamplarda tanışmış.

Tamikrest’in yeni albümünde hüzünlü, neşeli ama her zaman belli bir duygu yoğunluğunu koruyan, yalınlaştığı oranda büyüleyici, belli bir derinliğe ulaşmayı başarmış gitar şarkıları var. Ritim ve gitar riff’lerini vokal ve Tamaşek dilinin o garip, insanı tarih öncesi çağlara götüren sesleri tamamlıyor.

Bu müziği ve grubu merak edenler ekibin Salon’da vereceği konseri kaçırmasın.

Dinlemeniz gereken 5 Tuareg blues albümü

“Imarhan” – Imarhan: Albüm 2016’da tanınmış bağımsız firmalardan City Slang etiketiyle yayınlandı. Günümüz kulağına ve genç kuşağın müzik zevkine yakın bir sound içeriyor.

“Tassili” – Tinariwen: 2011 tarihli şahane albümde Brooklyn çıkışlı TV on The Radio’dan Tunde Adebimpe de konuk olarak yer alıyor.

“Nomad” – Bombino: Sanatçının ABD’ye ve dünyaya açıldığı bu albüm ABD, Nashville’de Dan Auerbach (The Black Keys) tarafından canlı kaydedildi.

“The River” – Ali Farka Toure: Toure’nin 1970’lerde başlayan kariyerinin en verimli zamanına, 1990 yılına ait bu albümdeki gitar sound’una dikkat.

“Abbar el Hamada” – Aziza Brahim: Fas’ın Batı Sahra’yı işgali sırasında
Cezayir’e sığınan Tuareglerden Brahim, burada bir mülteci kampında dünyaya geldi. Bugün müziğiyle insan hakları alanında kamuoyu oluşturmak için çalışıyor. Sound olarak önerdiğim albümler içinde en Batılı olanı. Blues’la yetinmeyip fado gibi türlere de göz kırpıyor.

Mehmet Tez – Milliyet

*Kapak görseli: Tamikrest

No comments

Leave a reply