Eğlence

0 Posted by - 21 October 2018 - KÖŞE YAZISI

Bazen, tartışma uzayıp çıkışı olmayan, anlaşılamayan, uzlaşılamayan bir yere doğru gittiğinde başa dönüp hatırlamak lazım; biz neden tartışıyorduk? Bazen, bunu yaptığınızda anlaşılıyor ki kavramlara kelimlere aynı anlamı yüklemeyen kişiler yıllar yüzyıllar boyu tartışsa gene de bir yere varamayacak. Dil önemli. Aynı dili konuşmadan tartışmak da mümkün değil. Konu bir anda bağlamından kopup bütün kişisel komplekslerin ve ajandaların ortaya döküldüğü bir nefret arenasına dönüşüveriyor. Buna tartışma diyemeyiz. Böyle bir ortamda söylenene yazılana eleştiri diyemeyiz.

140 Journos bir video içerik koymuş Youtube kanalına. “Değişen eğlence endüstrisi bölüm 1: parçalanma” başlıklı bu videoda, ülkenin özellikle Gezi sonrası eğlence sektörü ve bu alanlardaki değişimler sektörün içinden kişiler tarafından anlatılmaya çalışılıyor. Bir kısmıyla yıllardır tanıştığımız konuştuğumuz bu isimler kendi yaşadıklarından ve profesyonel deneyimlerinden yola çıkarak olan biteni anlamlandırmaya çalışıyor. Kimi organizatör bu isimlerin, kimi sanatçı, kimi medya mensubu, yazar, sosyolog. Bir noktada terör ve şiddet eylemlerinin eğlence dünyasını kötü etkilediği anlatılıyor. Ve burada izleyicilerde film kopuyor. 140 Journos Youtube kanalında yayınlanan bu videonun altına yazılan yorumlarda, sanki bu videoda tek mesele bombalar patlarken vur patlasın çal oynasın eğlenmekmiş gibi bir nefret yağıyor. “Çok dar bir kitle eğlencesinden vazgeçmeme bencilliği ve şımarıklığı içindedir”. Böyle bir algı var nefretin temelinde. Basit ifadesiyle “ne eğlencesi biz ekmek derdindeyiz” deniyor.

Eğlence, TDK Türkçe sözlükte “eğlenme işi, sefahat” şeklinde tanımlanmış. Ardından da şu açıklama geliyor: “Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse.” Eğlencenin hoşça vakit geçirmek gibi bir anlamı var. Bu illa çılgınca içmek ve dans etmek demek değil. İnsan kitap veya dergi okurken de, sinemaya giderken de, bir sergi veya müze gezerken de hoş vakit geçiriyor. Bizim sıkça kullandığımız “eğlence sektörü”, “eğlence sektöründeki gelişmeler” gibi ifadelerde kastedilen bu geniş alandır.

Eğlence İngilizce “entertainment” sözcüğünün çevirisidir. Oxford İngilizce sözlüğünde “entertainment”, “keyif veren, hoşa giden, eğlendiren eylem” olarak tanımlanmış. “Herkes televizyonun karşısına eğlence için oturuyor” örnek cümlesiyle de açıklanmış. Yani televizyon seyretmek bir “entertainment”, yani “eğlence” alanıdır. Televizyonda belgesel kanalı var. Vahşi yaşamdaki hayvanları gösteriyor. Bu bir “eğlence/entertainment”dır. Aynı zamanda bir klasik müzik bestecisinin hayatını anlatan belgesel var. Bu da “eğlence/entertainment”tır. Bir bilgi yarışması, bir çocuk programı, bir maç ya da spor müsabakası yayını, bir film ya da yemek programı da “eğlence”dir. İçinde göbek atılan program da var ama “eğlence sektörü” sadece bunu ifade etmiyor.

Bombaların patladığı bir haftanın ertesinde CNN’e davet edilmiştim. Konu “bombalar patlarken konserler devam etmeli mi” idi. Devamlı etkinlikler konserler iptal ediliyordu. O hafta iptal edilen etkinliklere bakıyordum, bir tanesi Klasik Türk müziğinde Batılı bestekarların etkisi temalı bir konuşma ve konserdi. Bunun eller havaya eğlenmekle bir alakası olmadığını herhalde herkes kabul edecektir. Bu da eğlence sektörüne dahil edilecek bir etkinliktir.

Eğlence sektörümüz zor günler geçirdi, geçiriyor. Gerek ekonomideki kriz, gerek muhtelif başka sebeplerden zor dönemlerden geçen bu sektörde çalışan “ekmek yiyen” yüzbinler, milyonlar var. Siz eğlence lafını yanlış anladığınız için bu insanlar yıllardır güç bela geçiniyor, evine çoluğuna çocuğuna ekmek götüremiyor, her gün hop oturup hop kalkıyorlar. Sadece organizatörler sanatçılar gibi işin görünen kısmındakileri değil, elektrikçisi, ışıkçısı, marangozu, dekorcusu, boyacısı, şöförü, garsonu, aşçısı, bulaşıkçısı, bin türlü teknik ve lojistik elemanı ve onlara bağlı onlardan geçinen başka insanları da kastediyorum. Bir daha eğlence sektörü konusunda konuşurken yorum yazarken gözünüzün önüne bahsettiğim görünmeyen kitleler gelsin. Kadehleri vurup eğlenenler değil. Çünkü bu yanlış ve eksik bir görüntü.

140 Journos’un yayına koyduğu videonu eleştirilecek yönleri var. Ama konu bu değil. Konu bizim toplumca “eğlence”yi yanlış anlamamız. “Eğlence sektörü” ifadesine dair bu yanlış anlamayı, bu klişeyi kıralım artık, yeter. Sonra eleştiriye tartışmaya devam.

Mehmet Tez – Milliyet

1 Comment

  • Beyaz Gürültü 21 October 2018 - 23:24 Reply

    140 jurnos candır, gerisi patlıcan.

  • Leave a reply