En büyük pop star ve bir analiz

7 Posted by - 11 October 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezHem Beatles hem Michael Jackson’dan daha fazla hit şarkı yaptı. Bugün en çok satanlar listesindeki neredeyse tüm şarkılar ona ait ve siz onu tanımıyorsunuz bile.

İstanbul’daki çoğu restorana meze dağıtan merkezler olduğunu biliyor muydunuz? Haydari tek elden dağıtılıyor. Pilaki tek elden. Her meyhanede, restoranda aynı deniz börülcesini, aynı patlıcan salatayı, şakşukayı yiyorsunuz. Restoranlar sadece gelen mezeyi tabağa koyup önünüze getiriyor.

Siz “A lokantasının ezmesi çok iyi, B lokantasında şahane bir semizotu yedim” diyor olabilirsiniz ama aslında hep aynı mezeyi yiyorsunuz.

Bu düzene pek çok isim verilebilir. Kapitalizm denebilir, Durkheim’in modern toplum modelinden hareketle “Division of Labor”ın (toplumsal işbölümü) mezeli hali denebilir. “Ya ne bekliyordun?” denebilir. Veya “aldatılıyoruz” denebilir.

Ne derseniz deyin, bugün pop müzik işte böyle bir şey. Bugünün şarkıcıları, pop yıldızları şarkılarını kendileri yazmıyor, bestelemiyor. Belli yerlerden satın alıyorlar. Şarkılar pop yıldızlarına dağıtılıyor. Zaten çoğu popstar, bu merkezlerin (bu durumda prodüktör ve besteci takımlarının diyelim) muhtelif projeleri olarak hayatına başlıyor. Siz arkadaki mutfakta el emeği göz nuruyla meze hazırlayan bir usta var sanıyorsunuz ama aslında olan şu: Kamyon kapıda duruyor, meze tencerelerini kapıya bırakıp basıp gidiyor. Gerisi servis, süsleme, dekor.

Beste ve şarkı üreten ekipler türlü türlü. Hiphop ayrı, EDM ayrı, pop rock ayrı, ana akım pop ayrı. Bu muhtelif ekiplerin en güçlülerinden biri İskandinavyalılar. İskandinavların Amerikan pop piyasasında hayati bir rolü ve yeri olduğunu biliyor muydunuz? Amerikan pop piyasası demek zaten bütün dünya demek. Baş mezeci Amerika’nın şefleri İskandinavya’dan.

Mikkel Eriksen ve Tor Hermansen

Mikkel Eriksen ve Tor Hermansen

Gelelim başlıkta bahsettiğimiz zatı şahaneye. Bugün aslında Amerika’nın ve dolayısıyla dünyanın en büyük pop yıldızı Karl Martin Sandberg adında, 44 yaşında bir İsveçli desek yanlış bilgi vermiş olmayız. Michael Jackson ve Beatles’tan daha fazla hit şarkıya sahip. İskandinavyalı ekibinin başını çekiyor. Ekipte iki de Norveçli var. Mikkel Eriksen (43) ve Tor Hermansen (44) birlikte çalışıyorlar. Onların çevresinde de yetiştirdikleri insanlar var. Mesela iki Amerikalı Esther Dean ve Lukasz Gottwald.

Müzik camiası bu isimleri sırasıyla Max Martin, Stargate, Ester Dean ve Dr. Luke olarak tanıyor.

Stockholm doğumlu Sandberg bu şehirde 80’lerde glam metal yapan, adı sanı bilinmeyen It’s Alive grubunun solistiyken (Kingdom Come’ın açılış grubu olarak Avrupa turnesine bile çıkmışlar) Cherion Stüdyoları tarafından besteci olarak kiralanıyor. Ace of Base’in bestelerini yapınca kariyeri değişiyor. Sıkı durun, Army of Lovers da onun eseri. Metalden Army of Lovers’a iki yılda geçiyor Sandberg.

1996 yılında Amerika’nın büyüklerinden biri olan Zomba, Cherion Stüdyoları’nı Backstreet Boys’un ilk albümü için kiralayınca (yani büyük dağıtımcı bir mezeci, butik bir mezeciyi kiralıyor) Sandberg’in kariyeri yükselişe geçiyor. “We’ve Got It Goin’ On”u yapıyor.

Sonraki albümde “Everybody (Backstreet’s Back)” ile o artık süper besteci ve prodüktör olmuştur. Ardından Bryan Adams’la (“Cloud Number Nine”), Dr Alban’la ayırt etmeden çalışıyor.

Detaya girmeyeceğim ama “…Baby One More Time”ı da yapan o. ‘Nsync’in külliyatı bu adamın.Teen pop dediğimiz şeyin kitabını eski metalci bir İsveçli ve ekibinin yazması enteresan bir kaderdir. Kelly Clarkson’dan Pink ve Katy Perry’ye, Avril Lavigne’den Jessie J’e herkesin prodüktörü ve bestecisi Sandberg. Ariana Grande’den Selena Gomez’e, Jennifer Lopez ve Shakira’ya her yerde onun adı var. Adam Lambert, Demi Lavato… Daha sayayım mı?

Şu anda Billboard en çok satanlar listesinde ilk 10’un neredeyse tamamı Sandberg ve İskandinav ekibe ait. Bir numara Taylor Swift’in Kendrick Lamar ile söylediği “Bad Blood” Max Martin’in (yani Sandberg). Üç numara David Guetta, Niki Minaj ikilisinin “Hey Mama”sı Ester Dean’in. Beş numaradaki “Worth It” Stargate’in (yani Hermansen ve Eriksen), The Weeknd’ın pek tutan “Can’t Feel My Face”i yine Max Martin imzalı. Nicki Minaj’ın “The Night Still Young”ı Dr Luke ve Ester Dean’in. Liste uzayıp gidiyor

Sandberg’in hikayesine bir başarı hikayesi diye bakabilirsiniz. Ama dikkatli incelerseniz içinde pop müziğin çöküşü de gizli. 60’ların, 70’lerin, 80’lerin bestecileri, beyinleri artık yok. Hazır mezeyi kapıya atıp giden dağıtıcılar var. Bütün şarkılarda aynı formül, aynı sözler, aynı nakaratlar. Sanatçılar aynı, giyimleri aynı.

Ve biz hâlâ müzik neden bu kadar standart bir şey oldu, neden bütün şarkılar birbirine benziyor falan diyoruz.

Bu sistem sadece özgünlüğü, besteciliği değil müzisyenliği de öldürüyor. Doğru dürüst stüdyo müzisyeni kalmadı. İcracı yok. Her şey makineye, otomatiğe bağlandı. Konserlerde çalan müzisyenler yazılmış müziklerin icracısı haline geldi.

Türk popunda da olan bu. Neden 60’larda, 70’lerde şahane popumuz varmış da şimdi yok diye merak ediyorsanız belki nedeni budur. Barış Manço dinlerken bas sesi gelir cayır cayır. Ya da Selda Bağcan’da, Özdemir Erdoğan’da, Erkin Koray’da mis gibi gerçek enstrüman sesi duyarsınız; davulu, gitarı tek tek ayırt edersiniz. Şimdiki poplardan daha mı az poptur bu isimler?

Dede gibi konuştuğumu düşünebilirsiniz ama gerçekler bazen bir “dede” ağzıyla dile geliyor. Kusura bakmayın.

Tür ayırt etmeksizin söylüyorum, indie ve alternatif müziklere neden ihtiyaç var, neden indie ve alternatif isimler, müzisyenler değerli anlıyor musunuz?

Mehmet Tez – Milliyet

1 Comment

  • Ali K 13 October 2015 - 22:45 Reply

    Harika bir yazi. Hayatimda okudugum en iyi kose yazilari icinde rahat ilk 10’a hatta belki de 5’e girecek turden bir yazi. Cok guzel arastirmissiniz konuyu. Elinize saglik.

  • Leave a reply