Fakir ama onurlu bir Narmanlı Han vardı…

0 Posted by - 05 September 2017 - KÖŞE YAZISI

Sene 1995 falan. Gene bir gün Beyoğlu’da sürtmüşüz sürtmüşüz, yolumuz Narmanlı Han’a düşmüş. İçeri girince sağ arkadaki Deniz Kitabevi’ne doğru yürümüşüz. Kedilerin üzerinden atlayıp içeri dalmışız. Bambaşka bir aleme geçiş yapmışız.
O sıra yana yakıla Ravel’in sonatlarını arıyordum. Çünkü Fransız Kültür’de düzenli takip ettiğim film gösterimlerinde o hafta Claude Sautet vardı. “Un Coeur en Hiver/Ayazda Bir Yürek”i izlemiştim ve baştan sona Ravel ile dolmuştum. Kasedini CD’sini değil ama plağını almaya and içtim. Deniz’e (Pınar) gitmem bundandı. Gerçi Deniz’in dükkanına insan Ravel almak için girip The Police’in erken dönem punk yıllarıyla ilgili bir fotoğraf kitabı alıp çıkabilirdi. Çünkü bunu yapmak mümkündü. Müzikle ilgilenen, edebiyata az çok meraklı, kitap okuyan biri için bu dükkanda bir sürü hazine gizliydi.

Hepsini boşverin, sırf Narmanlı Han’ın o köhne ama gizemli büyülü ortamı için bile gidilirdi. Burada bir sürü insanla tanışabilirdiniz. Hele kış günleri nasıl da acayip bir yer olurdu o binanın avlusu.
Deniz’den bir sürü kitap plak almışımdır ve çoğunu da birilerine vermişimdir. Plak kitap dediğin zaten elden ele dolaşmalı ki bir anlamı olsun.

Deniz Pınar 2014 yılında yeni dükkanı D-Tone’u açtığı dönem Utku Uluer’e bir röportaj vermiş. Ben bu yazıya sinematikyesilcam.com’da rastladım. O yılları kendisi şöyle anlatmış:

“Üniversite yıllarımda Beyazıt’da İstanbul Üniversitesi ile Sahaflar Çarşısı arasındaki bit pazarından plak toplamaya, daha sonrasında da plak tezgahı açmaya başladım pazar günleri. Murat Beşer, Apaçi Ayhan Abi, Led Zeppelin Yaşar, Zappa Çetin, Balıkçı Güray gibi insanlarla orada tanışıp, dostluk kurup, müzik hakkında konuşmaya, ilham almaya başladım. Daha sonra Galipdede Caddesi Tünel’deki Agah Karaburçak’ın Karma Kitabevi sahaf dükkanında bir yandan çalışıp, bunun karşılığında plaklarımı sergiledim, sattım. Bu sahafın karşısındaki Pera Kitabevi’nin eski sahibi Talya Nomidis’den yüklü miktarda bir plak arşivi aldım. Daha çok caz ve klasik müzik ağırlıklı olmakla birlikte, bizim Türk beat ve psychedelia’sına ait birçok nadir 45’lik de bunların arasındaydı. Aynı dönemde artık kendi yerimi açmak için etrafa bakarken, Narmanlı Yurdu’nu keşfettim. Caddenin kalabalığından uzak, 50’den fazla kedili, pek işlek de olmayan çok güzel bir avluda 8 metrekare bir yer tuttum.”

Narmanlı Han’ın yeni yapılmış cillop gibi betonlanmış halinin bir resmi düştü geçen gün basına. Ne ağaç kalmış ne kedi. Bütün anılar özenle silinmiş, sökülüp atılmış. Bir zamanlar fakir ama onurlu bir Narmanlı Han vardı diye geçti içimden.
İnanın “Beyoğlu bitti vah vah” falan demek değil niyetim. O seviyeyi çoktan geçtik. Sadece bir zamanlar böyle şeyler de yaşandı, böyle insanlar buralarda gezdi tozdu yaşadı, birileri belki bilmek ister diye yazıyorum bunları. Kayıtlara geçsin diye.

Mehmet Tez, Milliyet

Not: Açılıştaki fotoğraf ve dükkan görselleri D-Tone Facebook sayfasından alınmıştır. O günlerin atmosferini biraz olsun yansıtabilen büyük fotodakilerin kimliklerini bilmiyorum. Diğer görselde Deniz Pınar söz konusu dükkanında görülüyor.
Aşağıda ise Narmanlı’nın eski ve yeni hali var. Hayır edin, gene restore edin etmeyin demiyoruz ama bu nedir?


1 Comment

  • Gamze Fidan 07 September 2017 - 01:27 Reply

    Fotoğrafta soldan sağa Nurdan Başak, Hakan Seyrek, İgor ve Esat Başak..Narmanlı’da olağan buluşmalardan nefis bir kare..

  • Leave a reply