Alkan Avcıoğlu yazdı: Festivalde hazine avı

0 Posted by - 18 March 2017 - KÖŞE YAZISI

İstanbul Film Festivali’nde geçtiğimiz yıl başlayan Gömülü Hazineler bölümünde yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu gösterilememiş 5 film, Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor.

36. İstanbul Uluslararası Film Festivali’nin programı bu hafta açıklandı. 61 ülkeden 203 filmin gösterileceği festivalin Gömülü Hazineler bölümü, sinema tarihinde hazine aramayı seven festival takipçileri için kaçırılmaz bir fırsat sunuyor. Yıllar boyu izleyici ile buluşamamış

5 kayıp klasik, restore edilen kopyalarıyla Türkiye’de ilk kez gösterilecek.

Keith Baxter and Orson Welles in Welles’ CHIMES AT MIDNIGHT (1965). Courtesy Film Forum via Photofest. Playing January 1-12.

Orson Welles’in Falstaff adıyla da tanınan 1965 tarihli ‘Geceyarısında Çanlar’ (Chimes at Midnight) filmi, sinema tarihinin en önemli kayıp filmlerinden biriydi. Haklarına dair süren davalar nedeniyle yıllar boyu gösterilemeyen film, bazı eleştirmenlerin yanı sıra bizzat Orson Welles tarafından da filmografisindeki en iyi film olarak gösteriliyordu. Film ayrıca, sinema tarihinin en iyi Shakespeare uyarlamaları listelerinin de gediklilerindendi. New York Times’ın “sinema tarihinin istisnasız en iyi Shakespeare uyarlaması olabilir” şeklinde nitelediği film, yıllar içerisinde sinefillerin en çok merak ettiği filmlerden birine dönüştü. Nihayet geçtiğimiz yıl başında tamamlanan restorasyonu sonrası gösterilmeye başlayan film, kısa bir süre içerisinde literatürde hak ettiği değeri buldu. Pauline Kael’in “sinema tarihinin en iyi sahnelerinden biri” diye bahsettiği epik savaş sahnesi ise, Welles’in yönetmenlikte ulaştığı ustalık seviyesini tek başına gözler önüne sermeye yetiyor.

gümüş küre

Bölümün bu yıl en dikkat çekici filmlerinden biri ise Andrzej Zulawski’nin yıllar boyu tamamlanamayan epik bilim kurgu filmi ‘Gümüş Küre’ (Na srebrnym globie). Yeni bir medeniyet kurmak için dünyayı terk eden bir grup astronotun hikâyesini anlatan film, görsel anlamda benzersiz bir sinemasal deneyim vaat ediyor. 1977’de daha çekimleri aşamasında devlet tarafından yasaklanan, setleri yakılan ve yıllar boyu tamamlanamayan film, 10 yıl sonra ülke dışına kaçırılan bobinler sayesinde Zulawski tarafından yeni bir kurgu yapılmasıyla 1988’de hayat buldu. Geçtiğimiz yıl restore edildikten sonra, önce New York’ta ardından bu yıl Berlinale’de gösterilen film şimdi İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Zorlu koşullarda tamamlanmasına rağmen, kalıplara ve kategorilere sığmayan bu çığır açıcı filmin adı, ‘2001: Uzay Yolu Macerası’ (2001: A Space Odyssey), ‘İz Sürücü’ (Stalker) gibi filmlerle beraber anılmayı hak ediyor.

Küba sinema tarihinin belki de en önemli filmi ‘Azgelişmişliğin Anıları’ (Memorias del subdesarrollo) ise politik sinema adına hakiki bir şaheser. Küba toplumuna son derece çarpıcı bir bakış atan film, Tomás Gutiérrez Alea’nın meselesini basite indirgemeyen yaklaşımı ve yenilikçi sinema diliyle günümüzde gücünden hala pek bir şey kaybetmemiş durumda. Martin Scorsese’nin The Film Foundation’ı aracılığıyla restore edilen film, nihayet daha geniş kitlelere ulaşarak literatürde adından daha sık söz ettirmeye başladı. Türkiye’de de ilk kez izleyecek pek çok sinefil için yılın en önemli keşiflerinden biri olacaktır.

nls1

Tom Schiller’in 1984 tarihli retro-fütüristik komedisi ‘Her Şey Geçici’ (Nothing Lasts Forever) Bill Murray hayranları için kaçırılmaz bir fırsat. Başroldeki Zach Galligan’a Bill Murray ve Dan Aykroyd’un eşlik ettiği film için sinema tarihinde adeta varlığı bile bilinmeyen filmlerden denilebilir. Çünkü 30 yıl boyunca resmi olarak hiç gösterilmedi. Filmin yapımcısı MGM, iki yıl üst üste Cannes Film Festivali’ne davet edilen filmin gösterimine izin vermemiş, vizyona sokmamış, VHS veya DVD’sini üretmemişti. Adeta halının altına süpürülen film, yıllar sonra bir gün Bill Murray kendisi için düzenlenen bir retrospektifte bu filmin bulunup gösterilmesi için ısrar edince yeniden keşfedildi. Saturday Night Live için kısalar çeken Tom Schiller’in tek yönetmenliği ‘Her Şey Geçici’, festivalde restore edilen 35mm kopyasıyla gösterilecek.

wif2

Avustralya sinema tarihinin en çarpıcı filmi olarak nam salan ‘Korkuyla Uyan’ (Wake in Fright), 1971’de Cannes’da yarıştıktan sonra yıllar boyu hiç gösterilemedi. Mevcut kopyalarda tartışma yaratan şiddet dolu sahneler kesilmişti ve filmin yıllar boyu sansürsüz bir kopyası bulunamadı. 2009’da bir depoda eski bir kopyası bulunup restore edilene dek. Restorasyonu sonrası kısa sürede kült bir klasik haline gelen ‘Korkuyla Uyan’ etkisi günler boyu üzerinden atılamayan filmlerden. Sert, gerçekçi ve rahatsız edici atmosferinin altında keskin toplumsal gözlemler ve sert eleştiriler yatıyor. ‘Köpekler’ (Straw Dogs), ‘Otomatik Portakal’ (A Clockwork Orange) ve ‘Kurtuluş’ (Deliverance) ile kıyaslanan filmin, pek çok sinemaseverin beklentisini aşacağı kesin.

Alkan Avcıoğlu – BirGün

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply