Günün yazısı: “Dün gece hava gene ‘tecavüz’ yapmış”

0 Posted by - 09 February 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezBu topraklarda tecavüz bir doğa olayı. Yağmur, kar, sis, don, lodos gibi
bir şey.

“Bu sabah lodos var gene” deriz. Veya “Akşam don yapmış…”

“Dün gece gene tecavüz etmişler. ”

“Öldürmüşler mi”

“Yok, sadece dövmüşler. ”

“Aman bari… ”

Lodosta deniz otobüsü, feribot çalışmıyor. Siste vapur iptal. Karda köprü tıkanıyor.

Yağmurda taksiler durmuyor. Ama tecavüzde her şey çalışıyor.

Ne köprü tıkanıyor, ne çevre yolu. Biraz sosyal medyada trafik oluyor ama o da uzun sürmüyor. Yoğun akıcı atlatıyoruz. Yaşam kalitemizde bir düşüş yok.

Vicdanlarda, kalplerde bir tıkanıklık olursa “Ama kadının da orada ne işi varmış” diyoruz. Rahatlatıyor. Böylece kabahat aslında ne kadında ne de
erkekte oluyor.

Tecavüz “maalesef” kötü sonuçları olan bir doğa olayı haline geliyor .

Bu açıdan bakıldığında toplumsal bilinçaltımızda tecavüzün aynı zamanda ilahi bir adaletin de tecellisi olduğunu söyleyebiliriz:

“Elini ateşe sokarsan elin yanar. Elini oraya sokma. ”

“Aslan geyiği yakalar ve yer. Geyik kaçacak, yoksa yem olur…”

“Gece sokağa çıkarsan, öyle giyinirsen, şunu dersen, şöyle bakarsan, şöyle yürürsen, saçını şöyle savurursan tecavüz ederler. Dikkat edeceksin. ”

Önceki aile bakanımızın tecavüzcüden tecavüzcü değil “erkek tarafı” diye bir mağdurdan bahsediyor gibi bahsetmesi, belki bu düşüncenin bir tezahürüdür. Yeni aile bakanımızın “Kadına şiddet yok, algıda seçicilik var” demesi de belki durumu bir doğal afet gibi görmelerinden ileri gelmektedir .

Tecavüzcülere her zaman ceza indirimi uygulanmasının bilinçaltında belki bu düşünce hakimdir.

Yerlerde buzlanma olduğundan kayıp düşmek gibi bir şeydir belki tecavüz.

Belki bizim gözümüzde ve zihnimizde, dikkatli olunmazsa herkesin başına gelebilecek soyut bir kötülüktür.

Şöyle düşünüyoruz: Ateşe yanma denir mi? Tecavüzcüye de tecavüz etme denemez. Erkeğin doğasında şeytana uymak var. Oksijen, yanıcı madde ve ısı varsa ateş yanar. Şartlar oluşursa tecavüz de kaçınılmazdır.

“Her yıl heyelan oluyor, fırtınalar oluyor, kar Doğu’da yolları kapıyor, tecavüz ve kadına şiddet de oluyor. Bunları büyütmek yanlış” diye düşünüyor olmalıyız.

Bütün bunlar olurken dikkatimi çeken, erkeklerin, kadınların giyim kuşamına dair, çoğu zaman da bizzat kadınların ağzından dile getirmeyi sevdikleri, bitmek tükenmek bilmeyen talepleri.

Muhafazakârlar kadını korumanın yolunu, onu daha fazla kapatmak, gizlemek, mümkünse göz önünden kaldırmak olarak görüyorlar. Ne kadar görünmezsen o derece erdemlisin.

Önce “Başını ört kardeşim” vardı. Şimdi “Başını öyle değil, böyle ört kardeşim” var. #TesettürünüKaralama adlı hashtag’i incelerseniz bu yaklaşıma dair canlı örnekleri göreceksiniz.

Amacım kuru kuruya muhafazakârları eleştirmek değil. Modernlerin de “ama mini etek, ama şort, ama bikini” diye başlayan ve bitmek bilmeyen önermeleri, fikir yürütmeleri
yok mu?

Türkiye’de muhafazakârlar ve modernler (veya laikler) birçok konuda birbirlerinin canına okumaya kararlı gibiler. Tek anlaştıkları nokta ise kadına bakışları. Erkeklerin hiç eleştirilmemesi konusundaki toplumsal mutabakat devam ediyor.

Bu konuda yazılanlara kızmak, yapılanlara söylenmek ya da yargılamak yerine cesurca özeleştiri lazım. Bizim toplumca hiç yapmadığımız bir şey.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply