HERKESİN KEYFİ YERİNDE

0 Posted by - 02 September 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezUçak 90 dakika gecikmeliymiş. Anlayışımız için çok teşekkür ettiler. Neden diye sorunca, yoğun hava trafiği nedeniyle yanıtını aldık.

“Neden trafik var? Çünkü trafik var” bunun gibi bir yanıt. “Neden hastasın? Çünkü hastayım.” Descartes bu noktada arıza verir.

Uzatmadık. Biz şanslıyız. Yanımda saatler önce kalkmış olması gereken uçuşa bilet almış bir aile var. 160 dakika rötar yapmış uçakları. Çaresiz öyle bir yayılmışlar ki insan tatilde otel odasında bu kadar yayılamaz. Öte yanda, 90 dakika rötarlı başka bir uçuşun kurbanı başka bir aile. Çoluk çocuk dağılmışlar, yerlerde üst üste oturmaktalar.

Bir saat sonra havaalanında bir köşeye oturmuş bekliyorum. Bu oturmayı öyle alelade anlamıyla algılamayın. Burada yer bulmak için kardeş kardeşi vuruyor. Ne badireler atlattık biz şu masanın köşesini bulmak için…

“İki gün tatil yapmış ve azıcık mutlu olmuş olabilirsin ama iki saatte bütün enerjini çekeriz” havayollarının anonsları arasında önümde dağ gibi gazete. Rötarı görünce bari bir şeyler okuyalım diye aldık. Okuyamıyoruz. Çünkü maç var. Tribünün ortasındayız. Aslında havaalanında maç olmayan tek bir nokta yok. Katlanacaksın.

Havaalanı deneyimimizi kökünden değiştireceğini iddia eden kafede (kafenin kendini övdüğü tabelaların birinde yazıyor) tepede bir adet televizyon var. Altında bir sürü kafa. Sandalyeler “maç dizaynı” yapılmış, sıra sıra. Heyecanlı erkek kalabalığı önlerinde çay ha bire bağırıp söylenmekte, homurdanmakta. “Havaalanı deneyimimiz” görünen o ki ülke standartlarımıza boyun eğmiş.

Televizyonda maçı anlatan sesini bir alçaltıp bir yükseltiyor ki her dakikasında bir atraksiyon oluyormuş gibi olsun bu sıkıcı koftiden maçın. Milyonlarca euro harcanmış bir İstanbul takımı kötü bir Anadolu takımını yenecek de insanlar sevinecek, destanlar yazılmış olacak. Her maç ölüm kalım maçı, her dakika ölüm kalım dakikası olmazsa bu düzen nasıl devam edecek? Anlat spiker anlat sen heyecanlı heyecanlı…

Garsondan çay istedik, 45 dakika sonra kahve getirdi. Arkadaşı “Kusura bakmayın, çocuk maça dalmış” dedi.

Şu tabloda işini düzgün yapan bir kişi bile yok. Kafe, havaalanı yönetimi, havayolu şirketi, futbol takımı, maç anlatan spiker. Hepsi bir iddianın sahibi, hepsi hesapta varlıklarıyla, mesajlarıyla kendilerince bir büyük vaadin arkasında tarihi değiştirecekler. Ama gerçek hayat işte bu kadar. Vasat kendini dayatır.

Havayolu firması seni zamanında uçuracağını iddia eder. Rötar sıradan olur. Havaalanı seni bu uçuşu beklerken rahat ettirecektir. Her yer tribün, televizyon bangır bangır. Sana “farklı bir deneyim” vaat eden kafe, çay bile getirememektedir. İstanbul takımı şampiyon olacak, Avrupa’yı fethedecek ama daha kasaba takımını yenememekte. Spiker de bu destanı soluksuz anlatmakta.

Havaalanı bu ülkenin özeti. Ve en önemlisi… Allah’tan maç var. Maç olmazsa börek var, İrlandalı var. Aman uyandırmayın. Herkesin keyfi yerinde.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply