İSTANBUL’UN YENİ KONSER MABEDİ BLACK BOX

0 Posted by - 27 June 2014 - KÖŞE YAZISI

Screen shot 2014-05-05 at 6.10.17 PMBana göre bir şehrin ne kadar ileri ve modern olduğunu o şehirdeki birçok şeyin yanı sıra konser mekanlarının niteliği de belirler. İstanbul’da bu konuda çok uzun zamandan bu yana sorun yaşıyoruz. Müziğinin kalbinin attığı Beyoğlu’nda dahi, dünya standartlarıyla karşılaştırıldığında eli yüzü düzgün mekanımız neredeyse yok desek yeridir. Standart derken birçok şeyden bahsediyorum. Mekanın büyüklüğü, havalandırması, sahnenin her yerden görülebiliyor olması, ses sistemenin kalitesi, servisin hızı, kapılardaki görevliler, tuvaletler, her şey. Biz burada alıştığımız için yadırgamıyoruz elbette ama, Beyoğlu’ndaki birçok canlı müzik mekanı güveli bile değil. Bir yangın çıksa neler olur belli değil. Kadıköy gibi, müzikle çok yakından ilgili genç bir nüfusun yaşadığı ilçemizdeyse iyiyi geçelim, kötü konser mekanı bile bir elin parmağı kadar az. Cemil Topuzlu gibi konser mekanlarımıza sözüm yok. Ama onlarda da her türden müzisyenin sahne alması pek de mümkün değil.

Black Box İstanbul
Ama sonunda şans yüzümüze güldü. Geçtiğimiz günlerde Maslak’ta İstanbul’un en işlevsel konser mekanı Black Box İstanbul açıldı. Avrupa’daki benzerlerini aratmayan mekanı Travis konserinin olduğu açılış gününde inceleme fırsatı buldum. Son sözü baştan söyleyeyim; Black Box gerçekten etkileyici. Yıllardır birçok farklı ülkede gıptayla baktığımız konser mekanlarından eksik kalan hiçbir yanı yok. 5800 kişilik kapasiteye sahip olan, Maslak’taki Black Box’ın dikkat çeken ilk özelliği mekanın ferahlığı. Yüksek tavanıyla açık havadaymışsınız hissi yaratıyor. Mekanın hem tribün, hem de saha içi kısımlarından sahne gayet net görünüyor. En uç noktadayken dahi kendinizi konserin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Seyircilerin yarısının sahneyi ucundan gördüğü, konser izlemenin eziyet olduğu mekanlardan değil burası. Üstelik yüksek bir kapasiteye sahip olmasına rağmen kapıların çokluğu yüzünden alana giriş ve çıkış gayet kolay. Saha içinde ve tribün katlarında birçok bar, tuvalet var. Kendi deneyimimde ne konser öncesinde, ne de konser esnasında hiçbir yerde sıra beklemedim. Işıklandırma hem fuayede, hem de konser alanında hayli etkileyici. En kritik nokta ise ses. Bunca yıldır Türkiye’de izlediğimiz birçok konserde ses Avrupa’daki mekanlarla karşılaştırıldığında cidden kötüydü. Ancak Black Box öyle güzel bir akustiğe ve ses sistemine sahip ki, müzikten gerçekten keyif alıyorsunuz. Türkiye’nin ses açısından en iyi mekanı burası dersem abartmış olsam. Birçok minik ayrıntı da düşünülmüş. Mesela gönlünüzce kullanabildiğiniz kilitli dolaplar var. İşten çıkıp laptop’la mı geldiniz? Koyuyorsunuz dolaplara, kafanız rahat. Büyük bir otopark da mevcut. Arabayla konsere gitmeye bayılan biz Türkler için biçilmiş kaftan. Metro, Black Box’ın tam dibinde olmasa da, shuttle’lar konser saatlerinde düzenli olarak metroyla mekan arasında çalışıyor. Görevli personel de gayet güler yüzlü ve iyi.

Kalabalık yönetimi önemli
Bu kadar övgünün yanı sıra birkaç eleştirim de var elbette. Bu ebattaki bir mekanda doğal olarak cep telefonlarınızdan interneti çok zor kullanabiliyorsunuz. Benzer Avrupa mekanları konser saatlerinde bedava wifi hizmeti veriyor. Bu sistem mutlaka Black Box’a da gelmeli. İstanbul konserlerindeki en kötü deneyim çıkış esnasında yaşanıyor. Özellikle Parkorman’da, Maslak’ta bizleri yıllardır koyun gibi caddelere salıyorlar. Trafiğin ortasında evimize ulaşmak için sefere çıkıyoruz adeta. Hem de, bisiklet festivalinde, bisikletlilerin üzerine araba süren şoförlerin olduğu bir ülkede. Bu tip büyük konserlerin olduğu Londra gibi şehirlerde, etkinlikten birkaç gün öncesinde çevreye birçok tabela asılıyor. “Şu günlerde, şu saatlerde burada büyük bir etkinlik ve kalabalık olacaktır. Çevre halkın dikkatine” diye. Bununla birlikte çıkış esnasında insanları yolun ortasına salmak yerine, kademeli olarak yol trafiğe kesiliyor. Yayaların riskli bölgelere çıkışı hem trafik polisleri hem de organizasyon çalışanları tarafından kontrollü biçimde sağlanıyor. Bunu Avrupa’da ‘crowd management’ (kalabalık yönetimi) adı altında yapıyorlar. Aynı sistem belediye ve organizatörler tarafından sadece Black Box’ta değil bu ebattaki her konserde sunulmalı. Bu gerçekten önemli. Black Box’ta sayıca fazla kapı yüzünden çıkış gerçekten çok kolay. Ancak hemen bitişinde trafiğin hızla aktığı caddeyi de kontrol altında tutmaları sağlıklı olur.

Ümit ediyorum ki bu harika konser mekanı her geçen gün daha da iyiye gidecek. Eğer Travis konserindeki deneyimi yaşatmaya devam ederlerse insanlar buraya severek geleceklerdir. Bu da yetkililerin elinde. Her şeyi bu kadar yüksek standartlarda yaptıkları için bir de tavsiye de bulunmak isterim. Travis konserinde saha içine –tıpkı Avrupa’daki gibi- tek biletle giriliyordu. Ne mutlu ki ön, daha ön, daha da ön, en ön şeklinde bir ayrım yoktu. Bu sistemin aynı şekilde kalması da bence çok önemli. Eğer saha içini farklı kademelere bölerlerse, mekanın o kapsayıcı, seyiriciyi birleştiren atmosferi yok olacaktır. Yerinde görme şansını yakalamanız dileğiyle, bu güzel mekan bizler için hayırlı olsun. Darısı harika bir opera binasının başına…

Alper Bahçekapılı

BirGün Gazetesinde yayımlanmıştır.

No comments

Leave a reply