JULIANNE MOORE OLMADI, BUNLAR VAR

0 Posted by - 31 March 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezEfendim, güzide memleketimizi, cennet vatanımızı Batılılara tanıtacak filmde oynaması gündeme gelen dünya starı Julianne Moore kültür bakanlığımız tarafından bu işe uygun bulunmamış. Ben aklımdaki dört adayı paylaşmak isterim.

Sting: Madem varklıklı, nitelikli sofistike turist bekleniyor, adamımız Sting’dir. Belli bir yaş grubundaki kalburüstü kadınları ve erkekleri memlekete çekeceğine şüphe yok.

Angelina Jolie: Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki yardıma muhtaçların, mağdurun, ezilmişin yanında oyunculuğuyla göz doldurabilir. “Turkey: Home of fakir fukaralık garibanlık ve/veya gelir dağılımındaki uçurum” şeklinde gerçek ve tartışma yaratacak bir belgesel turizm tanıtım filmi ise çığır açar. Sundance’te, Cannes’da açılış filmi olur. Bu haliyle zengin entelektüellerin memleketi bir vicdan turizmi destinasyonu olarak fark etmesi sağlanır. Hiç tesis olmayan, el değmemiş bölgelerde yepyeni bir turizm patlaması yaşanır.

Sean Penn: “Bu lanet Meksikalıya kim yeşil kart verdi” şeklinde espri yaparak Oscar ödül töreninde Meksikalı yönetmen Inarritu’yu kendine has farklı bir “eleştirel” yöntemle selamlayan Penn, bizim filmde de aynı esprinin farklı versiyonlarını Kürtler, Aleviler, affedersin, Ermenilerle ilgili yaparak büyük sükse elde edebilir. Film çok konuşulur: “Home of Affedersin”.

Kanye West: Yaşayan en büyük trol olarak her konuda bir aşırılık, hırtlık yapabilir. Buna emin olun çok ama çok ilgi çekiyor. Türkiye filminde oynayıp “Kebap berbat” diyerek toplumun her kesimini, “Ben Tanrı’yım” diyerek dindarları, “İnternet çok yavaş” diyerek ileri demokrasicileri, “Develer nerede” diye sorarak Kemalistleri kızdırabilir. Bu şekilde mağdur olan memleketimize karşı bir şefkat hareketi başlayabilir.

“Anadolu’nun Kemal’i”nde

– Mağduriyet yok ve şikâyet yok, çalışıp başarma var.
– Din, mezhep, cemaat, etnik kimlik yok. Birey var, aile var.
– Eş dost kayırmaca yollu önermeler, kutsallaştırmalar yok. Çalışırsan başarırsın mesajı var.
– Anadolu, AKP tipi dindarlık ve muhafazakârlıktan ibaret değildir algısı var.
– Cumhuriyet’in sunduğu fırsat eşitliğine vurgu var.
– Paraya ve güce değil, ideallere adanmışlık var.
Bakalım işe yarayacak mı?

Birinci dünya sorunları

Bir kahvaltıcının kaçta açılması lazımdır? Saat 7-8 civarı bir sıcak çay ve basit bir kahvaltı ihtiyacı doğan şehirli kentsoylu insanımız neden erken saatlerde perişan olmakta, börekçilere ve büfelere mahkum edilmektedir? Neden kahvaltıcılar geç açılmaktadır? Serpme kahvaltı hazırlamak mı uzun sürmektedir? Yoksa yeni nesil hipster esnafın uykusu mu tatlıdır?
Siyasilerimiz anayasayı değiştirirken ya da en azından bir torba yasayla bu konuya el atabilir ve kahvaltıcılara bir yasal çerçeve ve standart getirebilir mi?
Sizin adınıza birinci dünya sorunlarına, bu kanayan sosyal yaralara ben parmak basıyorum ki size değil, gerekirse bana züppe desinler.

Nereden nereye…

Duydum ki yıllarca “Kuzey Ege”den zeytin ve kekik kokan yazılar yazan, Çeşme’de yediği ıspanaklı börekleri, Ege otlarını duygulanarak anlatan köşe yazarı artık Sapanca’daki mesire yerlerini övmekteymiş. Nereden nereye…

İtiraf ediyorum

– Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Geliş’te yer alan dev sandalye yüzünden neredeyse bilgi panosunu göremeyeceğiz. Yakında ülkeye dev bir sandalyenin altından mı gireceğiz nedir? Reklamın da bir sınırı ölçüsü yok mudur?
– Milkport hadisesi bir kereye mahsus sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Muhtelif yazarların köşelerinde milkportçuluk devam etmekte. Bkz. Bireyi atomize ettiler.
– Baharın gelişi cemrenin düştüğü gün değil erken şortlunun sokakta görüldüğü gündür. Sokakta sportif aktivite dışında görülen ilk erken şortlu ile 26 Mart’ta tarafımdan görsel kontakt kurulmuştur.
– Yakında insan kaynakları eklerinden birinde “Nişantaşı-Etiler-Ulus-Boğaz hattındaki kafelerimizde dışarıda oturmak üzere mavi ya da pembe gömlekli, tercihen renkli süveterli, beyaz saçlı, bronz tenli, purolu amcalar, enişteler arıyoruz” şeklinde bir ilan görürsem şaşırmayacağım.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply