Konuşan Türkiye

1 Posted by - 23 November 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezİlk özel kanal açılıp, sonrasında “Siyaset Meydanı” formatı (ve tartışma programları) ortaya çıktığında temel heyecan şuydu: “Konuşan Türkiye.” Konuşan Türkiye, özgürleşen Türkiye vesaire vesaire.

Türkiye 30 yıldır konuşuyor ve ben artık sussun istiyorum çünkü konuştukça batıyor Türkiye.

2016 itibarıyla konuşan Türkiye’de, çocuklara tecavüzün kötü bir şey olduğuna ikna etmek zorundayız, ülkenin yarısından oy almış bir partinin mensuplarını. Televizyonda bu konuşuluyor köşelerde bu tartışmaya açılıyor.

Yapmayın etmeyin çocuk tecavüzcülerini sokağa salmayın diyoruz. Ama tecavüzcü mağdur oluyor diyorlar. Tecavüze uğrayan çocuk da tecavüzcüsü hapiste olunca mağdur oluyor diyorlar. Evlilikte 18 yaş sınırı Batı dayatması diyorlar. Çocuk tecavüzcüsüyle evlenirse sorun yok ki, diyorlar.

Sinir krizleri geçiriyoruz sessizce. Otobüste metroda gözümüz dalıp gidiyor uzaklara biz niye böyle olduk, biz nerede yanlış yaptık, evren nasıl bir ceza verdi bize de bu durumdayız? Çıldırmak üzereyiz çaresizlikten.

“Küçüğün rızası”ymış. 12 yaşında çocukla evlenmek normal. Toplumumuz böylemiş. Kim diyor? Kim demiş? Sapıklık “toplum böyle” diye kabul edilebilecek bir şey mi? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?

Konuşan Türkiye’de, köşe yazarları çocuklara tecavüzün yasalaşmasıyla ilgili “ama olaya bir de buradan bakmak lazım” diye yazı yazıyor.
Gözümüzden sinir yaşları akıyor, şakaklarımız zonkluyor.

Bu ülkede 18 yaşından küçükler bakkaldan bira alamıyor, 24 yaşından küçükler alkollü içecek markalarının sponsor olduğu etkinliğe giremiyor. Çünkü kendi iradelerinin olmadığı farz ediliyor. Kendi kararlarını verecek kadar büyümüş sayılmıyorlar yasa tarafından.

Ama 12 yaşındaki “küçük”ün babası yaşında adamla yatağa girmeye rızası olabiliyor. Öyle mi?

Yumruklarımızı sıkıyoruz çaresizlikten. Dona kalıyoruz. Başkaları adına utanmaktan taşlaşmak ne demek bize bunu öğretti konuşan Türkiye.

Koskoca adamlar çocukları konuşuyor. Çocuklara nasıl daha iyi bir dünya sağlarız, nasıl daha iyi bir eğitim verebiliriz, onları geleceğe umutla, mutlulukla sevinçle neşeyle, güvenle bakan özgür bireyler olarak nasıl yetiştirebiliriz değil konu.
Onlarla nasıl…

Boğazımız düğümleniyor, ellerimiz titriyor, nefes alamıyoruz. Başımızda bir uğuldama…

Üç aylık kızımın gözlerine bakıyorum. Masumiyetine bakıyorum. Onun gözlerinde bütün çocukları, bütün masumları görüyorum ben.

Ve kendi kendime tekrar ediyorum. Sus artık Türkiye, sus!

Not: Tasarı geri çekildi. Ama bugüne kadarki tecrübelerimiz bize bu tip yasa tasarılarının geri çekilmediğini, Meclis’ten geçmek için uygun zamanı beklemek üzere çekmeceye konduğunu gösterdi. Umalım ki böyle olmasın.

No comments

Leave a reply