LÜKS RESTORANLAR, SIRADAN MÜZİKLER

0 Posted by - 30 August 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezMasaya, sandalyeye, dekora, perdeye harcanan paranın ufacık bir kısmını da müzik için ayırmak bu kadar zahmetli ve zor mu acaba?

Popüler müzikte cover nedir? Bir şarkının orijinal icracısından farklı biri / birileri tarafından yorumlanması. “The Man Who Sold The World” bir David Bowie şarkısı. Kurt Cobain bu şarkıyı cover’ladı. Yani orijinal bir eseri kendine göre okudu, yorumladı, icra etti.

Cover şarkıcılara özgü değil. Bazen bir şarkıyı enstrümantal hale de getirebiliyorsunuz. Cyndie Lauper’ın pop hit’i “Time After Time”ı Miles Davis trompetiyle cover’lamıştı (hiç hoşlanmam ayrı).

Bazı şarkıların orijinali az bilinir, cover’ları meşhur olur. Bazı şarkıların orijinali bilinir, cover’ları kimsenin umurunda olmaz. Özellikle bu son bilgiden sonra diyeceğimi diyeyim.

Bazı mekanlar, restoranlar, kafeler müşterilerine en iyi hizmeti sunmak için inanılmaz yatırım yapıyorlar. Bakıyorsun şef filanca restoranın Michelin yıldızlı şefi, masalar filanca tasarımcının imzasını taşıyor, duvardaki resimler ünlü filanca ressamın, çatal bıçak şöyle şahane, sunum böyle inanılmaz, şaraplar bilmem nerenin kavından, garsonlar şöyle iyi…

Peki müzik? Fonda son derece sıradan bir cover albüm çalıyor. Şarap filanca bağın filanca üzümü, şu tatlıyla çok uyumlu vs vs… Ama müzik? Yemekler bu kadar özenli, peki müzik neden bayat simit gibi?

Genellikle meşhur şarkıların caz hali tadındaki cover albümlerini çalan mekanlar da var, bunların Latin versiyonlarını dinletenler de. Bu albümler çok iş yapıyor belli ki. Öyle ki sanki
bu tip işletmeler arasında bu bir geleneğe dönüşmüş. Nereye gitsem bildiğim bir şarkının buğulu bir kadın sesi tarafından okunmuş cover versiyonunu dinliyorum. Özellikle caz temelli cover albümlemeleri revaçta. Belki telif sorunundan dolayı bu yola başvuruluyor, bu ince noktaları bilmiyorum.

Sadece mekan sahiplerine sormak istiyorum: Hayli pahalı, lüks bir mekan açarken “Bende evde birkaç tane eski sandalye var, onları getirip koyarız, yenisini almaya gerek yok şimdi, kimse anlamaz” diyor musunuz?

O halde müziğe neden bu muameleyi yapıyorsunuz?

Şaraptan anlayan, yemekten anlayan müşterileriniz müzikten anlamıyor mu acaba (ki bu da olasılıklar dahilinde elbette)? Yoksa masaya, sandalyeye, dekora harcanan paranın ufacık bir kısmını da müzik için ayırmak fuzuli mi geliyor?

Mehmet Tez – Milliyet

1 Comment

  • Mehmet Sinan Güvenç 01 September 2015 - 16:53 Reply

    Mekan sahipleri paraya dönüşebilecek olan her şeye para harcarlar. Bu ülkede müzik hiçbir zaman bir masa, sandalye ya da tabaktaki ballı muz olmadı. Çünkü damak tadına özen gösteren “müşteri” müzik adına bu kadar eğilim göstermedi. 10 müşterinde 9’u “neden bu müzik” diye sorsaydı mekan sahibi başka bir şey çalardı.

    Tıpkı aynı müşterilerin canlı müzik sahneleri olan mekanlarda dinledikleri müziğe sadece “hafta sonu eğlencesi” olarak baktıkları gerçeği gibi… Ben mekan sahiplerinden daha fazla dinleyici olarak bizlerin kabahatinin daha büyük olduğunu biliyorum.

    Beşiktaş’taki Kupa’da Kokoreç’te Dredg, Coldplay vs. çalıyor. Bu yüzden oraya giden bir sürü insan tanıyorum. Bu hikayenin aslını öğrenmek lazım sanırım. Bir kokoreççiye Dredg çaldıran şey kendi insiyatifi miydi, müşteri yönlendirmesi mi? Yaşanmış, canlı bir hikâye çözüme götürebilir bu hikâyeyi!

  • Leave a reply